Radyasyon nedir? Yapay ve iyonlaştırıcı radyasyon, radyasyon ve sağlık

RADYASYON NEDİR?  DOĞAL VE İYONLAŞTIRICI RADYASYON

Dr. Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi /Tıbbi Jeoloji uzmanı

Radyasyon ortamda taşınan enerji olarak tanımlanabilir. Bu enerji, parçacıklar ve elektromanyetik dalgalar (‘foton’ denilen kütlesi bulunmayan enerji paketçikleri) aracılığıyla taşınır. Bir atoma enerji aktarılarak atomdan elektron koparılmasına iyonlaşma denir. Eğer taşınan enerji, atomlarda iyonlaşmaya sebep oluyor ise ‘iyonlaştırıcı radyasyon’ adını alır.

Alfa parçacığı, beta parçacığı ve nötron parçacık radyasyonuna, gama ışını ve x-ışınları ise elektromanyetik radyasyona örnektir ve hepsi iyonlaştırıcı radyasyondur.

Eğer radyasyon (taşınan enerji) atomlarda iyonlaşmaya sebep olmuyorsa iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olarak adlandırılır. Bu radyasyon ile taşınan enerji, atomdan elektron koparmak için yeterli olmadığı için iyonlaşmaya sebep olmaz. İyonlaştırıcı olmayan tüm radyasyon çeşitleri elektromanyetik radyasyondur. İletişimde kullanılan radyo dalgaları, mikrodalgalar ve görünür ışık iyonlaştırıcı olmayan (elektromanyetik) radyasyona örnektir.

Radyoaktivite, fazla enerjiye sahip atom çekirdeklerinin fazla enerjilerini radyasyon yayımlayarak bırakması olayına denir. Bu olaya aynı zamanda radyoaktif bozunma da denir. Radyoaktif bir çekirdeğin bozunma olayı olasılıklara bağlı bir süreçtir ve belirli bir zaman süresinde bozunma olasılığı hesaplanabilir ancak kesin olarak ne zaman bozunma olacağı belirlenemez. Radyoaktif atomların birim zamanda yaydıkları radyasyon aktivite olarak adlandırılır.

Bir radyoaktif maddenin başlangıçtaki aktivitesinin, diğer bir deyişle atom sayısının yarıya inmesi için geçen süreye yarı-ömür denir. Yarı-ömür, aktivitenin azalması ile ilgili bir parametre olduğu için çok önemlidir.

İyonlaştırıcı Radyasyon Çeşitleri

İyonlaştırıcı radyasyon alfa radyasyonu, beta radyasyonu, gama radyasyonu, nötron radyasyonu ve x-ışını radyasyonu olarak gruplandırılır.

Alfa radyasyonu: 2 proton ve 2 nötrondan oluşan bir Helyum atomu çekirdeğidir. Kütlesi diğer radyasyon çeşitlerine göre daha fazladır ve protonlardan dolayı 2 elektrik yüküne sahiptir. Alfa bozunması, atom numarası büyük olan atom çekirdeklerinde görünür ve alfa bozunması yapan radyoaktif çekirdeğin proton ve nötron sayısı iki azalır. Alfa radyasyonu ağır ve 2 yük değerine sahip olduğu için girdiği ortam içinde Coulomb etkileşmeleri gerçekleştirerek iyonlaşmaya sebep olur ve enerjisini çok çabuk kaybeder. Bu yüzden alfa radyasyonunun etkileştiği ortam içinde nüfuz etme gücü çok zayıftır. Bir kağıt parçası, insan cildi alfa radyasyonunu durdurmak için yeterlidir [1].

Beta radyasyonu: Genelde eksi (ya da nadiren artı) yüke sahip elektrondur. Aslında, elektron denince öncelikle eksi yüklü parçacık (ki buna ‘negatron’ da denir) anlaşılır; artı yüklü olan ise ‘pozitron’ diye anılır. Pozitron radyasyonu artı bir (1) yüküne, elektron radyasyonu eksi bir (-1) yüküne sahiptir. Dolayısıyla beta radyasyonu ortam içinde Coulomb etkileşmesi yaparak iyonlaşmaya sebep olur ve enerjisini kaybeder. Beta radyasyonunun kütlesi ve yükü alfa parçacığından daha az olduğu için etkileştiği ortam içinde nüfuz etme gücü alfa parçacığından daha fazladır. Beta parçacıkları, beta kaynağı vücut dışında ise, insan cildini geçebilir ancak önemli organlara ulaşamaz. İnce bir alüminyum plaka beta parçacıklarını durdurmak için yeterlidir [1].

 

Gama radyasyonu: Radyoaktif çekirdek tarafından yayımlanan elektromanyetik radyasyondur. Alfa, beta bozunması yapan radyoaktif çekirdeğin enerji seviyesi bozunmadan sonra hala yüksek ise, çekirdek kararlı olabilmek için gama radyasyonu yayımlayarak enerjisini azaltır. Gama bozunması yapan çekirdeğin proton ve nötron sayısında bir değişme olmaz. Gama radyasyonu, etkileştiği ortam içinde üç temel etkileşme yaparak enerjisini bırakır. Bu etkileşmeler Compton saçılması, çift oluşumu ve fotoelektrik olay olarak adlandırılır. Gama radyasyonu yüksek enerji değerine sahip olduğu için nüfuz etme gücü çok yüksektir. Gama radyasyonunu azaltmak için kurşun plaka (levha) kullanılabilir [1].

Nötron radyasyonu (veya parçacığı): Çekirdekteki nükleer tepkimeler sonucunda yayımlanır. Nötron radyasyonu bir yüke sahip olmadığı için bulunduğu ortam içinde Coulomb etkileşmesi yapmaz. Nötron radyasyonu ancak bir atom çekirdeği ile etkileştiğinde(çarpıştığında) enerjisini kaybeder. Bu sebeple nüfuz etme gücü çok yüksektir. Nötron radyasyonunu azaltmak için su gibi nötron ile etkileşme özelliği yüksek malzemeler kullanılmalıdır.

X-ışınları: Elektromanyetik radyasyondur ve bir atomun elektron enerji seviyelerinde bir düzensizlik olduğunda yayımlanırlar. Bu düzensizliğe örnek olarak, çekirdeğe yakın enerji seviyelerinden elektron kopartılması, çekirdeğin yakınındaki enerji seviyesinden bir elektron yakalaması verilebilir. Bu olaylar nedeniyle elektron bulutunun enerji düzeylerinde oluşan boşluklar diğer enerji düzeylerindeki elektronlar tarafından doldurulur ve bu işlem sonrasında x-ışınları ortaya çıkar. X-ışınları Compton saçılması ve fotoelektrik olay gibi etkileşmeler yaparak enerjisini bırakır[1].

X – ışınları yüksek frekanslı, yüksek enerjili ve çok kısa dalga boylu iyonlaştırıcı radyasyonlar türleri sınıfına girmektedir. Ayrıca, UV ışınları (morötesi radyasyonlar) aynı nitelikler ve özelliklere sahip olmayıp, ışınların biyolojik etkileşim mekanizmaları da farklılıklar göstermektedir. Bu sebeple ultraviyole UV ışın cinsleri UV-A, UV-B ve UV-C tarzında üç sınıfta temsil edilmektedir [1].

Ultraviyole UV (morötesi) ışınlar: İyonlaştırıcı olmayan radyasyon cinsleri sınıfında sayılmakta ve uzaydan gelen güneş kaynaklı güneş radyasyonları ve güneş ışınları öğeleri olarak değerlendirilmektedir. Morötesi veya ultraviyole (UV radyasyonları) ışınları dalga boyları 100–400 nm (nanometre=10-9 m = m’nin milyarda biri) arasında bulunmaktadır. İnsan gözü 400–700 nm dalga boyları aralığında görebilme yeteneğine sahip olup, belirtilen aralığın dışında kalan ışınlar göz merceği tarafından algılanamamaktadır. Görülebilen en küçük dalga boylu radyasyon mor olarak algılanması nedeni ile morötesi ışın adını almaktadır. Morötesi ışınların ilerisinde çok daha kısa boylu ve yüksek frekanslı radyasyonlar X–ışınları şeklinde yer almaktadır [1a].

Dalga boyları 400 nm–315 nm aralığında olan UV-A, %95 oranında temsil edilen en yaygın UV ışınları sayılmakta ve ozon tabakasından geçmektedir. UV-B (315 nm–280 nm), %5 oranında olan tehlikeli UV ışınları kategorisinde değerlendirilmekte ve ozon tabakası tarafından kısmen tutulmaktadır. UV-C (280 nm–100 nm), kısa dalga boylu, oldukça yüksek frekanslı ve enerjili aynı zamanda çok riskli UV radyasyonları çeşitleri menzilinde olup, ancak güneşten gelen UV ışınları yeryüzüne ulaşmadan önce ozon tabakası tarafından büyük bir bölümü soğurulmakta ve absorblanmaktadır [1a].

RADYASYON KAYNAKLARI

Varoluşlarından beri, tüm canlılar radyasyona maruz kalmıştır ve kalmaktadır. Radyasyon ve radyoaktif maddeler (doğal ve yapay) çevremizde her an vardır. Radyoaktif maddeler dünyamızın ve evrenimizin tüm kısımlarında bulunur; hatta her insanın vücudu az oranda radyoaktiftir. Hayatımızın bir parçası olmasına rağmen, radyasyon yalnızca yüz yıldan biraz uzun bir süre önce keşfedilmiş ve bazı uygulamalar için faydalı olduğu gözlenerek kullanılmaya başlanmıştır. Radyoaktif maddelerden çok sayıda uygulama alanında faydalanılır [2, 3].

Günlük yaşamımızda radyasyona maruz kalmamıza kozmik ışınlar, vücudumuzdaki radyoaktif izotoplar ve topraktaki uranyumun bozunması gibi doğal süreçler ve medikal (tıbbi) x-ışınları, endüstriyel gama ışınları gibi yapay kaynaklar sebep olabilir [8].

DOĞAL KAYNAKLAR

Doğal radyasyon kaynakları, insan katkısı olmaksızın doğada var olan radyasyon kaynaklarıdır. Halkın (nüfusun) maruz kaldığı radyasyonun yaklaşık %85’lik kısmı doğal kaynaklıdır. Bütün canlıların etkisinde olduğu bu radyasyona çevre, fon ya da arka plan radyasyonu denilmektedir. Doğal radyasyon kaynakları üç ana başlık altında sınıflandırılır.

Kozmik Radyasyon

Dünyamız sürekli olarak güneşten, diğer yıldızlardan ve derin uzaydan kaynaklanan radyasyona maruz kalmaktadır. Bu radyasyon, parçacıklar ve elektromanyetik ışınlar içerir. ‘Radyasyona maruz kalma’ olayı sıklıkla ‘ışınlanma’ sözcüğü ile açıklanır.

Kozmik radyasyona yer yüzeyinden ne kadar yüksekte maruz kalındığı önemlidir. Kozmik radyasyon maruziyeti, yükseklik arttıkça artar. Yükseklik, kozmik radyasyonun miktarını etkileyen tek faktör değildir; güneş parlamaları gibi güneş olayları farklı zamanlarda farklı doz hızlarında radyasyon maruziyetine sebep olur.

Yerküremiz kozmik radyasyona karşı tamamiyle savunmasız değildir; sahip olduğu manyetik alan dünyayı bu radyasyon türünün çoğundan korur. Atmosfer de doğal bir zırh niteliğindedir. Bahsedilen bu zırhlar dünyanın her noktasında aynı derecede etkili değildir. Atmosferin ince olduğu yerlerde doğal zırh da incedir. Kutuplara yaklaşıldıkça, yerin manyetik alanının radyasyonu yansıtıcı etkisi azalır. Manyetik kutuplarda bu etki oldukça azdır. Görüntüsü birçok kişiyi etkileyen ‘Kutup Işıkları’ “Aurora” kozmik radyasyondan kaynaklanmaktadır. Kutup ışıkları göze hoş görünse de canlılar için zararlıdır.

Kozmik radyasyon atmosferdeki elementler ile etkileşir ve bu etkileşimden çıkan parçacıklar da ikincil ışınlanmaya sebep olur. Yani atmosfer, kozmik radyasyona karşı hem zırh görevi görür hem de ikincil radyasyonun oluşmasına yol açar.

Yerkabuğu Kaynaklı Radyasyon

Yeryüzünde doğal olarak bulunan radyoaktif elementlerin bozunması ışınlanmaya neden olur. Dolayısıyla aslında Dünyanın kendisi bir radyasyon kaynağıdır demek yanlış olmaz. Kaya ve mineraller, toprak ve yerkabuğu radyoaktif çekirdek içerirler [9].

Doğadaki birçok izotop radyoaktiftir. Bunlar ışıma yaparak yerkabuğu kaynaklı radyasyon dozuna katkıda bulunur. Kaya ve topraktaki radyasyon çoğunlukla Karbon-14, Potasyum-40, Uranyum-238 ve Toryum-232 izotoplarından kaynaklanmaktadır. Uranyum ve Toryum toprakta ve suda eser miktarda dağılmış şekilde bulunurken, Potasyum ve Karbon tüm organik maddelerde mevcuttur (bitki ve hayvanlar dahil). Ayrıca, gübre olarak kullanılan fosfat arka-plan doz hızlarına az da olsa katkıda bulunmaktadır. Dünya üzerindeki radyasyona doğrudan ışıma ile maruz kalmak mümkün olduğu gibi radyoaktif izotopların besin tüketimiyle ve solunum yoluyla vücuda alınması da mümkündür.

Tükettiğimiz farklı organik maddeler farklı radyoaktif izotoplar içerebilir. Bu farklılık ürünlerin yetiştiği toprak tiplerinden, coğrafi konumundan, ürünün beslendiği minerallerden kaynaklanabilir. Örneğin, radyoaktif Kurşun-210 ve Polonyum-210 izotopları balık ve kabuklu deniz hayvanlarında diğer besinlere oranla daha çoktur.

Uranyum ve Toryumun bozunmaları sonucunda ortaya çıkan bir dizi izotoptan (en etkilileri Radon-222 ve Radon-220) kaynaklanan doğal radyasyon insanların ışınlanmasına ciddi miktarda katkıda bulunur Doğal radyasyon dozlarının ortalama yarısına Radon sebep olmaktadır. Gaz halinde bulunup havada var olan Radon ister istemez solunum yoluyla vücuda alınır. Radon miktarı yeryüzünde bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Radon kaynaklı ışınlanma kapalı (iyi izole edilmiş) mekanlar için daha fazla önem arz etmektedir.

Yakın zamana kadar doğal radyasyonun önemsiz ve değiştirilemez bir arka-plan radyasyonu olduğu düşünülüyordu.

Günümüzde ise en önemli doğal radyasyon kaynağı olan Radon nedeniyle ışınlanmanın azaltılması için tedbirler alınmaktadır. Büyük binalar, geniş ve kapalı yerler Radon miktarının yüksek olduğu yerlerdir. Havalandırılmayan bodrum katlarında Radon gazı birikir; dolayısyla bu tür yerlerin havalandırılmasına dikkat etmek gerekir. Basitçe iki yolla Radon birikimi azaltılabilir:

  • Duvarları plastik malzeme veya kalın boya ile kaplamak (gözenekleri kapatmak) Radon girişini engellemekte etkilidir.
  • Sık havalandırma ile de Radon seviyesi düşürülebilir. Bahsi geçen tedbirler ile solunum yoluyla vücuda alınan radyoaktif çekirdek miktarını azaltmak olanaklıdır.

Toprakta bulunan 238U, 232Th, 40K gibi doğal radyonüklitler toprağın radyoaktif olmasına neden olmaktadır.  Doğal radyonüklitler daha çok volkanik, fosfatlı, granit kayalarında yüksek derişimlerde bulunurlar. Bu kayalar, ayrışmaya bağlı olarak zamanla ufalanarak çok küçük parçalar halinde yağmur, sel sularıyla toprağa karışırlar ve böylece toprağın doğal radyoaktivitesini artırırlar. Suni tohumlama ve gübreleme (suni gübreler radyoaktif 32P içermektedir) gibi bazı insan aktiviteleri de yerel olarak toprağın yüzey radyoaktivitesini arttırmaktadır [12]. Çeşitli kayaçlarda bulunan doğal radyoaktif maddelerden yayınlanan gama ışınlarında farklılık vardır. Granit kayalarındaki radyoaktif maddelerin diğerlerine göre daha çok gama ışınları yaydığı bilinir [10].

Yerkabuğunun oluşumundan beri bulunan radyonüklidler [11].

Nüklid Simge Yarılanma süresi Doğada bulunma oranları
Uranyum-235 235U 7,04 x 108 yıl %  0,72  (Toplam doğal uranyumun)
Uranyum-238 238U 4,47 x 109 yıl % 99,27  (Toplam doğal uranyumun); Toplam doğal uranyum (genellikle kayalarda): 0,5 – 4,7 ppm
Toryum-232 232Th 1,41 x 1010 yıl 1,6-20 ppm genellikle kayalarda, ortalama olarak: 10,7 ppm

(=11 g/10 ton)

Radyum-226 226Ra 1600 yıl Kireçtaşında:16 Bq/kg; kayalarda: 48 Bq/kg
Radon-222 222Rn 3,82 gün Asal Gaz; ABD’de açık havada yıllık ortalama derişimi:  0,6 Bq/m3 – 28 Bq/m3)
Potasyum-40 40K 1,28 x 109 yıl Toprakta: 37-1,100 Bq/kg (Yerkabuğunun % 2’i K, bunun da % 0,01 K-40)

Toprakta bulunan 238U, 232Th, 40K gibi doğal radyonüklitler toprağın radyoaktif olmasına neden olmaktadır.  Doğal radyonüklitler daha çok volkanik, fosfatlı, granit kayalarında yüksek derişimlerde bulunurlar. Bu kayalar, ayrışmaya bağlı olarak zamanla ufalanarak çok küçük parçalar halinde yağmur, sel sularıyla toprağa karışırlar ve böylece toprağın doğal radyoaktivitesini artırırlar. Suni tohumlama ve gübreleme (suni gübreler radyoaktif 32P içermektedir) gibi bazı insan aktiviteleri de yerel olarak toprağın yüzey radyoaktivitesini arttırmaktadır [12]. Çeşitli kayaçlarda bulunan doğal radyoaktif maddelerden yayınlanan gama ışınlarında farklılık vardır. Granit kayalarındaki radyoaktif maddelerin diğerlerine göre daha çok gama ışınları yaydığı bilinir [10].

Vücuttaki Radyasyon

Tüm insanlar, vücutlarında doğal olarak bulunan Potasyum-40 ve Karbon-14 gibi izotoplardan nedeniyle radyasyona maruz kalmaktadır. Doz miktarları kişiden kişiye değişmekle birlikte iç radyasyondan kaynaklanan doz miktarları Kozmik ve Yerkabuğu kaynaklı doz miktarlarından çok daha azdır.

YAPAY RADYASYON KAYNAKLARI

Canlılar doğal (arka-plan) radyasyona maruz kaldıkları gibi yapay kaynaklı radyasyona da maruz kalmaktadır. Yapay kaynaklar aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:

  • Medikal (tıbbi) kaynaklar
  • Kullanıcı ürünleri
  • Endüstride
  • Tarımda
  • Hayvancılıkta
  • Günlük
  • Araştırmada kullanılan kaynaklardır.

Yapay kaynaklardan alınan radyasyon dozu kişinin gündelik yaşamına ve tıbbi uygulamalarda geçirdiği süreçlere (tanılama ve tedavi) büyük ölçüde bağlıdır. Örneğin radyoterapi tedavisi gören bir hastanın ışınlanma düzeyi normalden çok daha fazladır. Yalnızca tıbbi süreçler değil, kişilerin iş ortamı da alınan doz miktarlarını etkileyebilir. Örneğin, hastanede nükleer tıp ilaçlarını hazırlayıp hastaya vermekle görevli olanlar normal hayatlarında maruz kaldıklarından daha çok radyasyona maruz kalabilirler.

Tıbbi Kaynaklar

Yapay kaynaklardan alınan radyasyonun büyük bir bölümü tıbbi kaynaklıdır. Tıbbi kaynaklı radyasyon, tanılama için kullanılan x-ışınına veya tanılama ve tedavi için kullanılan radyoterapi ve nükleer tıp uygulamalarına maruz kalan hastalar için özel önemlidir. Tıbbi uygulamalardan alınan doz miktarları diğer insan yapımı kaynaklardan alınan doz miktarına kıyasla daha fazladır [2].

Radyografi

Radyografi, enerjisi görünür ışıktan yüksek elektromanyetik radyasyonu kullarak, insan vücudu gibi opak ve heterojen yapıya sahip objelerin iç yapısını görüntüleme tekniğidir. En çok kullanılan elektromanyetik radyasyon tipi x-ışınlarıdır, x-ışınından sonra en çok gama ışınları kullanılmaktadır. En sık kullanılan radyografi metotları röntgen, tomografi ve bilgisayarlı tomografidir.

Hastalıkların ya da yaralanmaların tanısında kullanılan x-ışını cihazları, incelenmek istenen bölgeye x-ışını gönderir. X-ışını hastanın vücudundan geçerek ilgili bölgeyi görüntüler. X-ışını kaynakları (Röntgen dahil) tıbbi kaynaklar nedeniyle maruz kalınan radyasyon miktarı içinde en büyük paya sahiptir.

En çok görüntüleme yapılan bölgeler dişler, göğüs, kol ve bacaklardır. Bu görüntülemelerin her birinden alınan toplam radyasyon dozu, medikal x-ışınları nedeniyle maruz kalınan toplam dozun %15’i kadardır.

Günümüzde x-ışınlarının kullanımı arttığından x-ışını cihazlarının üretiminde önemli teknolojik gelişmeler yaşanmıştır. Bu sayede modern x-ışını cihazları daha az ışınlanmaya sebep olmaktadır. Ayrıca, cihazların kullanımı sırasında uygulanan metotlarda yapılan iyileştirmeler de her geçen gün istenmeyen ışınlanma düzeyini azaltmaktadır. Örneğin diş görüntülemeleri için x-ışınları demetleri daha sık hale getirilerek, istenmeyen bölgelere olan ışınlanma filtrelenerek ve daha iyi zırhlama yapılarak hastaların radyasyondan daha iyi korunması sağlanmaktadır.

X-ışını için elektromanyeik radyasyon kaynağı olarak lineer hızlandırıcılar, x-ışını tüpleri/üreteçleri, siklotron ve benzeri araçlar kulanılmaktadır. Kobalt-60, Sezyum-137 ve İridyum-192 izotopları ise gama kaynağı olarak sıkça kullanılan izotoplardır.

Nükleer Tıp ile Görüntüleme ve Tedavi

Nükleer tıp uygulamaları, uzmanların kritik organlardaki belli faaliyetleri tanılamaları için hasta vücuduna verilen radyoaktif çekirdekler sayesinde teşhis koymalarını ve içermektedir. Aynı zamanda bazı dokulardaki zararlı hücrelerin bertaraf edilme işlemi için radyoaktif maddelerin vücuda verilmesi işlemi de nükleer tıp uygulamalarındandır. Radyoaktif madde, tanı gerektiren organa yerleşecek bir ilaçla birlikte vücuda verilir. Radyoaktif kaynağa sahip ilacın organ içindeki dağılımı radyasyon görüntüleyici kameralar sayesinde incelenir.

Son yirmi yılda nükleer tıp uygulamaları (hala x-ışını kullanımından az olmakla birlikte) ciddi seviyede artmıştır. Sık kullanılan görüntüleme yöntemlerinden PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) bir nükleer tıp uygulamasıdır.

Uygulamalarda en sık kullanılan radyoaktif çekirdek (radyonüklid) Teknesyum-99m’dir. Bu radyonüklidin tercih edilmesinin nedeni; kolay elde edilebilmesi, yaklaşık altı saat gibi uygun bir yarı-ömrünün olması ve vücudun beyin, karaciğer, böbrek gibi çok farklı organları ile ilgili teşhisler için uygulanan ilaçlar ile birlikte kullanılabilir olmasıdır. Teknesyum-99m’ni yanı sıra, İyot-131 ve Sezyum-137’de uygulamaya bağlı olarak kullanılmaktadır [2]

Radyoterapi

Radyoterapi, kanser tedavisi amacıyla uygulanır. Radyoterapi uygulamaları için sıklıkla Kobalt-60 izotopu kaynaklı gama ışını demetleri kullanılır. Radyoterapide kanserli dokudaki tümörleri öldürmek ya da zararlı hücreleri etkisiz hale getirmek için dokunun yüksek miktarda radyasyon ile ışınlanması gerekir. Bu ışınlanma, terapi uygulanan hastanın vücudunun sağlıklı dokuları için tehlikeli olabilir. Bu nedenle radyoterapi uygulaması yalnızca en ciddi durumlarda ya da başka türlü bir tedavi tipinin mümkün ya da etkili olmadığı koşullarda tercih edilir.

X-ışını görüntüleme cihazlarında olduğu gibi radyoterapi cihazları da gün geçtikçe iyileştirilmektedir. Yalnızca ilgili dokuyu radyasyona maruz bırakıp çevresindeki sağlıklı hücrelerin ışınlanmasını en aza indirmek için çalışmalar yapılmaktadır.

Kullanıcı Ürünleri

Medikal olmayan kaynaklardan alınan ortalama radyasyon miktarı, maruz kalınan tüm radyasyon miktarlarının oldukça küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak, radyasyon kaynakları içeren uygulamaların sayısı oldukça fazladır ve bu uygulamalar hemen hemen her sektörde karşımıza çıkmaktadır [13, 14]. Bu nedenle kullanıcı ürünleri kaynaklı ışınlanma büyük önem arz eder.

Endüstride Kullanılan Kaynaklar

Radyasyon kaynakları endüstride sıkça kullanılır. Endüstride radyasyon kaynakları kullanımını içeren uygulamaların bir kısmı aşağıda sıralanmıştır:

  • Çelik ve kağıt üretiminde kalınlığı ayarlamak için radyonüklid kalınlık

iğneleri kullanılmaktadır.

  • Çimento ve kağıt sektörlerinde büyük kütleli karışımların kontrolünde

radyonüklidler kullanılmaktadır.

  • Otomotiv sektöründe parça aşınmaları ile ilgili testlerde uygun

radyonüklidler kullanılmaktadır.

  • Kömür endüstrisinde radyonüklidler kullanılarak kömürde bulunan ve

asit yağmurlarına sebep olan kükürt ve azot miktarları ölçülmektedir.

  • Kabloların taşıdığı beton köprülerde mukavemet ölçümleri için

radyonüklidler kullanılmaktadır.

  • Nükleer ölçüm aygıtları kayaların yoğunluk ve kimyasal elementlerini

saptamakta kullanılmaktadır. Benzer aygıtlarla petrol ve maden aramaları da yapılmaktadır.

  • Çok farklı uygulamalarda, jeolojide mesela fosillerin yaşının

belirlenmesinde, Karbon-14 ile yaş tayini yöntemi uygulanmaktadır.

Tarımda Kullanılan Kaynaklar

Tarım sektöründe radyoaktif çekirdekler sıkça ve çok çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Bazı örnekler aşağıda sıralanmıştır:

  • Üretim sırasında gübreleme miktarının en uygun hale getirilmesi için

radyonüklidler kullanılmaktadır. Radyoaktif çekirdekler eklenmiş gübrelerin takibi ile her bitkiye yalnızca gerektiği kadar gübre verilmesi sağlanmaktadır.

  • Sulama düzeninin uygun olması ürünlerin verimliliği açısından

hayatidir. Bu düzenleme için tarım arazisindeki toprağın su ihtiyacı nötron kaynakları kullanılarak belirlenir.

  • Tarımda kullanılan kimyasalların miktarının uygunluk kontrolü için

radyoaktif izotoplar kullanılmaktadır.

  • Bazı tarıma zararlı böcek türlerinin erkek cinsleri ışınlanarak

çoğalmalarının önüne geçilmektedir.

  • Üretim kalitesini artırmak adına tohumların mutasyon geçirmeleri

sağlanmaktadır. Bu amaçlaen çok kullanılan radyasyon tipleri x-ışını, gama ışını ve hızlı nötronlardır.

  • Yiyeceklerin üretilmesinden sonra korunması için de radyasyon

kullanılır. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede, bozulmalarını engellemek üzere farklı besinler radyasyonla ışınlanmaktadır. Ülkemizde ışınlanan ürünlerin paketlerinde, ışınlandıklarına dair uyarıların bulunması zorunludur. Besin olmayan ürünler de işaretçi radyonüklidler ile takip edilmektedir. Böylece bu ürünlerin sindirim sistemine (ve faaliyetine) etkileri araştırılmaktadır.

Günlük Kullanım Ürünleri

Gündelik yaşamımızda kullandığımız çeşitli ürünlerde radyasyon kaynakları bulunabilmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır [15].

  • Fosforlu saatler
  • Tütün
  • Televizyonlar
  • Floresan lambaların başlatıcıları
  • X-ışını güvenlik sistemleri
  • Gaz ve kömür gibi yakıtlar
  • Fener mantoları
  • Yapı ve yol inşaat malzemeleri

Bu ürünlerdeki radyasyon miktarı medikal kaynaklarla kıyaslandığında sebep oldukları radyasyon maruziyeti yok denecek kadar azdır.

Araştırmada Kullanılan Kaynaklar

Üniversiteler ve diğer araştırma merkezlerinde radyasyon kaynakları araştırma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Radyasyon kaynakları ile ilgili araştırma yapılan alanlardan bazıları şunlardır: Fizik, Madencilik, Metalurji, Biyoloji, Tıp, Tarım, Çevre, Jeoloji, Kimya.

Araştırmalar sonunda radyasyon uygulamaları içerebilen yeni metotlar ve hatta yeni ürünler geliştirilebilir. Araştırma alanları günlük kullanım ürünlerinden uydulara, çevre uygulamalarından medikal araçlara kadar farklılık gösterebilir.

Radyasyondan Korunmada Temel Prensipler

Radyasyondan korunmada, Uluslararası Radyasyondan Korunma Komisyonu’nun (ICRP) belirlediği 3 temel prensip vardır. Bunlar Gerekçelendirme, Optimizasyon (ALARA) ve Doz Sınırlamaları’dır.

 Gerekçelendirme

Maruz kalınacak radyasyonun etkileri göz önünde bulundurularak net bir fayda sağlamayan hiçbir radyasyon uygulamasına izin verilmemelidir. Yani, radyasyon uygulamasının zararlı etkileri göz önünde bulundurulmalı, uygulamanın gerçekten kabul edilir olup olmadığı belirlenmeli, uygulama sonucunda ortaya çıkabilecek olumsuz etkiler bir bedel olarak görülmeli ve bu bedel uygulama sonrası elde edilecek fayda ile kıyaslanmalıdır.

Optimizasyon, Makul Olarak Gerçekleştirilebilecek Ölçüde Düşük

Optimizasyon prensibine göre, yukarıda bahsedilen bedel-fayda kıyaslamasının sonucu olarak gerekli olduğu onaylanmış radyasyon uygulaması sırasında mümkün olan en düşük dozun alınması sağlanmalıdır. Bunun için sosyoekonomik faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır.

Doz Sınırlamaları

Kişilerin maruz kaldıkları doz eşdeğeri miktarı belirli doz sınırlarını aşmamalıdır. Bu prensip bir kişinin maruz kalabileceği etkin eşdeğer dozun kesin bir şekilde sınırlandırılmasını gerektirir. Bu sınırlar, kanser ve kalıtsal hasarlar gibi olasılığa bağlı etkilerin ortaya çıkışını kontrol altına almak için belirlenmiş olup, kişilerin ve gelecek nesillerin kabul edilmeyecek bir risk altına girmesini engeller.

Maksimum Müsaade Edilen Doz

Uluslararası Radyasyondan Korunma Komisyonu tarafından belirlenen maksimum müsade edilen doz, bir insanda önemli hiçbir vücut hastalığı ve bir genetik etki meydana getirmesi beklenmeyen iyonlaştırıcı radyasyon dozu olarak tarif edilir. Maksimum müsaade edilen doz değerleri aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Müsaade edilen maksimum doz değerleri.
Etkin Doz Radyasyon görevlileri  (mSv) Halk  (mSv)
Tüm vücut (Yıllık) 50 1
Tüm vücut  (5 Yılın Ortalaması) 20 1

(5 mSv özel durumlarda)

 

Göz merceği (Yıllık)

 Eski 150 15
Yeni 20 mSv, 5 yılın ortalaması ve herhangi bir yılda maksimum 50 mSv 15 (yıl)
El, ayak ve tüm cilt (Yıllık) 500 50

Doğal radyasyondan ve tıbbi ışınlanmalardan maruz kalınan dozlar yıllık doz sınırına dahil edilmez.

İçsel Ve Dışsal Radyasyondan Korunma

Radyasyon tehditleri, içsel ve dışsal radyasyon tehditleri olmak üzere ikiye ayrılır.

İçsel Radyasyondan Korunma

Solunum, sindirim ya da derideki yara ve çizikler yoluyla vücuda giren radyoaktif maddeler vücudun içinde de ışımaya devam ederler. Bu ışınlanma sonucu sadece bir organ zarar görmeyebilir; bütün vücut doku ve hücreleri zarar görür. İçsel radyasyondan korunmada önemli olan parametreler şu şekilde sıralanabilir:

İyi Hijyen: İçsel radyasyondan korunmada hijyenin büyük bir önemi vardır; ellere veya ağız içine bulaşan radyoaktif çekirdekler temizlenmelidr. Yeme-içme ve ağız hijyeni dahil olmak üzere hijyen ve ev temizliği alışkanlıkları radyoaktif maddelerin zararlı etkilerinden korunmaya yardımcı olur.

Havalandırma: Solunum yoluyla maruz kalınacak içsel radyasyonlardan korunmada havalandırmanın büyük bir önemi vardır. Örneğin, doğal radyasyon kaynaklarından olan Radon yer kabuğunda bulunur, yer kabuğundan geçerek bina yapı malzemeleri içerisinde yaşam alanlarına girer ve burada derişimi artar.  Radonun bozunumu sonucunda oluşan kurşun ve polonyum gibi radyoaktif maddeler, havadaki partiküller ve tozlara tutunarak solunum yoluyla vücudumuza girerler. Radon derişimini azaltmak için havalandırma yapmak gereklidirAçık Yaraların Kapatılması: Radyoaktif maddeler, parçacık türünde radyasyon, cilt üzerinde bulunan açık yaralara bulaşarak doğrudan kana geçebilir. Bu şekilde radyoaktif maddelerin, radyasyonun vücuda direkt alımını önlemek için açık yaraların kapatılması büyük önem arz eder.

Dışsal Radyasyondan Korunma

Çevremizde bulunan radyoaktif maddelerin yaydığı radyasyonun vücudumuza dışarıdan ulaşmasına dışsal radyasyon denir. Dışsal radyasyondan korunmada, zaman, mesafe ve zırhlama olmak üzere üç temel kavram vardır:
Zaman
: Radyasyon bulunan ortamda ne kadar az zaman geçirilirse o kadar az doza maruz kalınır.

Alınan Doz = Doz hızı x Zaman

Örneğin, ölçüm cihazı ortamda 50 mSv/saat’lik bir radyasyon kaynağının varlığını gösteriyorsa, bu ortamda;

1 saat kalındığında Alınan Doz=50mSv/saat x 1saat = 50mSv

2 saat kalındığında Alınan Doz=50mSv/saat x 2saat = 100 mSv olur.

 

Mesafe: Radyasyon kaynağından ne kadar uzak durulursa maruz kalınan doz o kadar az olur. Bu durum ‘Ters-Kare Kanunu’ ile açıklanır.

Bu denklemde, I doz hızını, d ise radyasyon kaynağından ne kadar uzakta bulunulduğunu (mesafeyi) göstermektedir.

Zırhlama: Radyasyonun şiddetini zayıflatmak için önüne konan, onu çevreleyen malzemeye zırh denir. Radyasyon kaynağı ile kişi arasına engel konmasına ise zırhlama denir. Zırhlama,  alınan dozu en aza indirmeye yardımcı olur. Radyasyon tipine göre zırhlama gereksinimleri farklılık gösterir. Alfa kaynağını zırhlamada bir kağıt parçası yeterli olurken, beta kaynakları için alüminyum, gama ve x-ışınları için kurşun tabaka ve nötronlar için beton kullanılır.

Radyasyon Maruziyetinin Bazı Görülebilir Etkileri Nelerdir?

Kısa sürede tüm vücuda alınan aşırı seviyedeki (10 Sv ve üzeri) radyasyon dozları iç organlara ve dokulara yüksek oranda zarar verir ve hayati sistemler fonksiyonunu kaybeder. Birkaç gün veya hafta içinde ölüm gerçekleşir.

Çok yüksek dozlara (1 Sv’ten 10 Sv’e kadar) kısa zamanda maruz kalındığında vücutta çok sayıda hücrenin ölümü gerçekleşir. Bu da hayati organ, sistemlerin fonksiyonlarını uygun şekilde yerine getirememesine, işlevsizliğine sebep olur. Bulantı, kusma, deri ve derin doku yanıkları, vücudun enfeksiyonlarla savaşma yetisinin azalması gibi akut (iveğen) sağlık etkileri saatler, günler veya haftalar içinde ortaya çıkabilir.

Bu gözle görülebilen etkilere deterministik (belirlenimci) etki denir. Bu tür etkiler belli eşik değerlerin altında gözlenmez. Dozları ve doz hızlarını bu eşik değerlerinin altında tutarak deterministik etkilerin tamamını engellemek mümkündür.

İnsan vücudunda farklı tipte birçok hücre bulunmaktadır. Örneğin vücutlarımızda beyin, kas, kan gibi farklı tipte hücreler vardır. Hücrenin genetik bilgisi hücre çekirdeğinde genlerin ipliğe benzer şekilde oluşturduğu kromozom denen yapılarda bulunur. Hücrenin nasıl davranacağını tanımlayan, bu genlerdir. Genler hasar alırsa kanser oluşma riski ortaya çıkar. Bu, hücrenin üreme kontrolünü tamamen kaybetmesi anlamına gelmektedir. Eğer üreme organlarındaki genler hasar alırsa mutasyon (değişinim, kalıtsal gen değişimi) oluşabilir. Oluşan mutasyon gelecek nesillere aktarılır.

Kanser ve kalıtsal mutasyonlara ‘stokastik (olasılıksal) etki’ denir. Bu etki bir olasılık olarak ifade edilir. Bahsedilen olasılık maruz kalınan doza bağlıdır. Yani daha yüksek doza maruz kalmak daha yüksek kanser, mutasyon oluşma olasılığı anlamına gelir. Kanser riski radyasyona maruz kalınan yaşla da ilişkilidir. Çocuk yaşta maruz kalınan radyasyonun neden olduğu kanser riski, aynı doza maruz kalan yetişkinler için ortaya çıkan riskten çok daha fazladır.

Deterministik etki için gerekli eşik değerinin altındaki dozlar hücre hasarına sebep olabilir fakat bu durum vücuda zarar vermeyebilir; etkiler doğaları gereği stokastik yani olasılıksaldır; bu durumda hücre hasarı oluşması belirlenebilir.

Bazı epidemiyolojik bulgular özellikle atom bombaları sonrası hayatta kalanlarla ilgili çalışmalar birçok kanser tipi için, riskin dozla neredeyse doğrusal arttığını göstermektedir. 100 mSv’den küçük dozlarda hücre hasarı riski belirlenmiştir. 50-100 mSv aralığında kullanılabilir risk değerlendirmeleri bulunmaktadır. Hücre hasarının olasılıksal doğası gereği aynı doza maruz kalan kişilerin tamamı kanser olmaz.

Cenin ve çocukların radyasyon hassasiyeti yetişkinlere nazaran daha azdır. Cenin tarafından alınan 100-500 mSv miktarındaki doz gelişme sorunlarına, düşük zekaya neden olabilir.

Epidemiyolojik araştırmalar 100 mSv’in altında olan dozların istatistiksel önem taşıyan etkileri olup, olmadığını belirleyememiştir. Bu belirsizlik nedeniyle, sağlık standartları oluşturulurken, tedbirli davranmak adına, risk ve doz arasındaki oranın düşük dozlar için yüksek dozlarla benzer şekilde değiştiği varsayılmıştır. Buna ‘lineer (doğrusal) hipotez’ denir ve bu hipotez radyasyondan korunma standartlarını oluşturmada kullanılır.

Radyasyon dozu, doz hızı ve etkileri.
0,05 mSv/yıl Doğal arka plan radyasyonun küçük bir kısmı. Nükleer santrallerin tasarımında güvenlik şeridinde izin verilen maksimum doz hızı. Operasyon sırasındaki doz gerçekte çok daha azdır.
0,3-0,6 mSv/yıl Yapay kaynaklardan alınan radyasyonun tipik doz hızı miktarıdır. Genellikle medikal kaynaklı olanlar için geçerlidir.
2,4 mSv/yıl Ortalama tipik arka plan radyasyonu. Coğrafyaya göre farklılık göstermektedir.
5 mSv/yıl (maksimum) Orta irtifalarda uçan uçaklarda alınan tipik doz hızı miktarıdır.
9 mSv/yıl Okyanus aşırı uçuşlardaki doz hızı (Tokyo-New York).
10 mSv Karın ya da pelvis bölgesi bilgisayarlı tomografi (CT) taraması doz miktarı
20 mSv/yıl Bazı ülkelerdeki nükleer endüstri çalışanları ve Uranyum madencileri doz limiti miktarıdır.
50 mSv/yıl Radyasyon işçileri tarafından bir yıl için maksimum doz limiti (5 yılın ortalaması 20 mSv/yıl). Aynı zamanda İran, Hindistan ve Avrupa gibi bölgelerde görülebilen arka plan dozu miktarıdır.
50 mSv Kısa dönem acil durumlarda çalışanlar için izin verilen doz miktarı [17].
100 mSv Kanser riskini artırdığına dair kanıt bulunan en düşük yıllık doz miktarı [18]. Bunun üzerindeki miktarlarda kanser oluşma olasılığının, dozla arttığı varsayılmaktadır. Bu miktarın altında herhangi bir zarar görülmemiştir. Çok önemli acil durum müdahaleleri yapanlar için kısa dönemde izin verilen doz miktarıdır [17].
130 mSv/yıl Radyolojik olay sonrası uzun dönem güvenlik seviyesi (kirlenen bölgenin 1 m üzerinden ölçüldüğünde).
170 mSv/hafta Radyolojik olay sonrası 7 günlük geçici güvenlik seviyesi (kirlenen bölgenin 1 m üzerinden ölçüldüğünde).
250 mSv Fukushima-Daiichi kazasında radyasyon çalışanları için izin verilen kısa dönem doz miktarı.
250 mSv/yıl İran’ın Ramsar bölgesindeki doğal arka plan radyasyon doz hızı. Belirlenen bir sağlık etkisi bulunmamaktadır. Belli yerlerde doz hızları 700 mSv/yıl’a ulaşmaktadır.
350 mSv (ömür boyu) Çernobil kazası sonrası çevrenin boşaltılması (halkın taşınması) için doz miktarı.
500 mSv Hayat kurtarma durumlarında izin verilen kısa dönem doz limiti [18].
680 mSv/yıl 1955 yılı için belirlenen doz seviyesi (Gama Işını, x-Işını ve Beta)
700 mSv/yıl Nükleer kaza sonrası önerilen çevrenin boşaltması için eşik doz hızı miktarı.
800 mSv/yıl Kaydedilen en yüksek arka plan doz hızı miktarı. Ölçüm Brezilya sahillerinde yapılmıştır.
1000 mSv

(kısa dönem)

Her 100 kişiden 5’inin ışınlanmadan yıllar sonra ölümcül kansere yakalanacağının varsayıldığı doz miktarı. Örneğin ölümcül kansere yakalanma oranı % 25 olsaydı bu oran % 30’a çıkardı.

 

Geçici radyasyon rahatsızlıkları, akut radyasyon sendromu için eşik değer. Bulantı ve beyaz kan hücrelerindeki azalma örnek gösterilebilir. Ölümcül değildir. Bu seviyenin üzerinde zarar şiddeti doz ile artmaktadır.

5000 mSv

(kısa dönem)

Maruz kalanların yarısını bir ay içerisinde öldürebilecek doz miktarı. Bu, tedavilerdeki çok küçük bölgeye verilen günlük doz miktarının iki katı kadardır. Tedaviler 4-6 hafta kadar sürmektedir.
10000 mSv (kısa dönem) Birkaç hafta içinde ölüm beklenir.

Hava kalitesi nedeniyle New York şehrinde 2 gün geçirmek radyasyonun kesin etkileri radyasyonun tipine ve şiddetine bağlıdır. Aşağıda sıralanmış olaylar, arka-plan dozuna ilaveten 0,03 mSv’lik doz almakla aynı ölüm riskine sebep olmaktadır:

  • Motosiklet ile 1 mil ya da araba ile 300 mil gitmek (çarpışma riski).
  • 40 kaşık fıstık ezmesi yemek ya da 10 adet mangalda pişen biftek yemek

(aflotoksin sebebiyle).

  • Bir adet sigara içmek.
Kaynaklar

[1] G. F. Knoll, 2000. Radiation Detection and Measurement, Wiley.

[1a] Taner, A. C. 2020. İyonlaştırıcı Radyasyonlar Çeşitleri Olmayan Ultraviyole Işınlar (UV – Mor Ötesi Işınlar) ile Yüzey, Hava ve Sulardan COVID19 Virüslerinin Sterilizasyonu

[2] FEMA, Radiological Emergency Management – Independent Course.

[3] Australian Radiation Protection and Nuclear Safety Agency, Radiation Protectionhttp://www.arpansa.gov.au/RadiationProtection/Factsheets/is_jpnrisks.cfm

[4] Hızarcı,S. 2011. www.cygm.gov.tr/…/Radyasyon_olcum_sunum.pdf

[5] Atabey, E. 2013. Türkiye’de Doğal Radyasyon Kaynakları ve Tıbbi Jeolojik

Etkileri. MTA Yerbilimleri ve Kültür serisi-10. ISBN: 978-605-5310-60-8. 158s. Ankara.

[6] NRPB. 2000.  Health risks from radon.  National Radiological Protection

Board, UK.

[7]http://iys.inonu.edu.tr/webpanel/dosyalar/1259/file/BiyofizikDers8.pdf

[8] U.S. National Regulatory Commission, Sources of

            Radiationhttp://www.nrc.gov/about-nrc/radiation/around-  us/sources.html

[9] U.S. National Regulatory Commission, Natural Background Sources –

Terrestrial Radiationhttp://www.nrc.gov/about-nrc/radiation/around-us/sources/man-made-sources.html.

[10] Atakan, Y. 2006a. İyonlayıcı radyasyon.TÜBİTAK Bilim Teknik Dergisi Eki.

Nisan 2006.

[11] Atakan, Y. 2008. Doğal radyoaktivite, doğal radyasyon ve insanda

oluşturduğu dozlar. Uluslararası Katılımlı Tıbbi Jeoloji Kitabı. YMGV Yayını ISBN:978-975-7946-33-5, 51-62. Ankara.

[12] (http://eobs.beun.edu.tr/Ders/DersGenel/1728?progKod=9104-Hüseyin

Aytekin).

[13] U.S. National Regulatory Commission, Uses of

Radiationhttp://www.nrc.gov/about-nrc/radiation/around-us/uses-radiation.html#industrial.

[14] TAEK, Nükleer Tekniklerin Uygulamalarıhttp://www.taek.gov.tr/bilgi-       kosesi/171-nukleer-tekniklerin-uygulamalari/.

[15] U.S. National Regulatory Commission, Man Made

Sources, http://www.nrc.gov/about-nrc/radiation/around-us/sources/man-made-sources.html.

[16] Çelebi, N. 2008. Türkiye’de radon ölçümleri. Uluslararası Katılımlı Tıbbi

Jeoloji Kitabı. YMGV Yayını (Ed.Eşref Atabey) ISBN:978-975-7946-33-5,

69-78. Ankara.

[17] IAEA, 2011. IAEA Safety Standards, Radiation Protection and Safety of

            Radiation Sources: International Basic International Basic.

[18] USNCEAR. 2008. Sources of Ionizing Radiation Raport Vol I,

(http://www.unscear.org/docs/reports/2008/09- 86753_Report_2008_GA_Report_corr2.pdf,Son Erişim Tarihi: 11 Temmuz 2011).

[19] https://www.taek.gov.tr/tr/belgeler-formlar/func-startdown/1236

 

Radyolojik silahlar bölümü; ‘’https://www.afad.gov.tr/kbrn/radyasyon-nedir

https://www.afad.gov.tr/kbrn/radyasyon-kaynaklari

https://www.afad.gov.tr/kbrn/radyasyonun-olculmesi

https://www.afad.gov.tr/kbrn/radyasyonun-insanlara-ulasmasi

https://www.afad.gov.tr/kbrn/radyasyon-uyari-isaretleri

https://www.afad.gov.tr/kbrn/radyasyondan-korunma-yontemleri

https://www.afad.gov.tr/kbrn/radyasyonun-insan-sagligina-etkileri’’ kaynaklarından alınmıştır.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir