Bodrum’da plaja serilen beyaz kum zararlı (mı)? eşref atabey

 

Bodrum’da plaja serilen beyaz kum zararlı (mı)?

VİDEO metni

Videoya ulaşmak için:https://youtu.be/EUwNAzMpRMU

DR.EŞREF ATABEY –Jeoloji Yüksek Mühendisi, Tıbbi jeoloji, doğa, çevre ve halk sağlığı konularında araştırmalar yapmaktayım

 

Bundan önceki videoda, plaja serilen beyaz kumlar sağlıklı mı? diye genel değerlendirmelerde bulunmuştum.

Bu videoda analiz sonucunda türü belli olan Bodrum’da plaja serilen beyaz kumları tıbbi jeolojik yönüyle değerlendireceğim.

Bazı yayın organlarında şu şekilde haberler yer almıştır.

’Bodrum’da sahile Maldivler’in sahillerinde bulunan beyaz kum görüntüsünü vermek isteyen otelin plajına mermer tozu serildi’’

’Bodrum’da beyaz kum diye plaja serilen mermer tozu kaldırıldı’’

‘’Bodrum’da skandal! Mermer tozuyla Maldivlere çevirmeye çalıştılar’’

Bodrum’da Yalıkavak, Gündoğan, Küçükbük, Bitez ile Torba mahallerinde , plaja serilen söz konusu kumlardan Muğla Valiliği Şehircilik ve İl Müdürlüğünce iki adet numunenin alındığı, MTA Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında jeokimyasal analizi yaptırıldığı, benim de kumları değerlendirme ifadelerimin de bulunduğu ‘’Bodrum’a serilen beyaz kumlar kuvars kumu çıktı’’ gibi haberlerle 3 Temmuz 2020 tarihli yayın organlarında belirtilmiştir.

Alınan numunelerin analiz sonuçlarını değerlendirdiğimde bir numunenin yüzde 85,3 oranında, diğer numunenin ise yüzde 92,4 oranında yüksek silisyum dioksit bileşimli olduğu, her iki numunede de ayrıca alüminyum, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum, mangan, sodyum, fosfor ve titanyum elementleri eser miktarlarda bulunduğu saptanmış.

Bu sonuca göre alınan numunelerin kuvars kumu diğer adıyla silisyum kumu olduğu ortaya çıkmıştır.

Kuvars kumunun plajda kullanılması başta insan sağlığı ve ekonomik önemi nedeniyle doğru değildir.

Kuvars kumu; kuvarsit kayasından öğütülerek elde edilir. Kuvarsit direnci çok yüksek sağlam ve aşındırıcı bir kayaçtır.

Bu nedenle çıkarılması ve öğütülmesi oldukça güç, zahmetli ve pahalıdır. Kuvars kumu boya, deterjan, cam ve seramik sanayinde, refrakter, metalurji, inşaat sanayinde çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

Ekonomik yönüyle bu kadar önemi olan kuvars kumunun plaja serilmesinin hiçbir anlamı yoktur.

Plajlara serilmek üzere ticareti yapılan kuvars kumları, muhtemelen fabrikada ekonomik anlamda değerlendirilmeyen ve atık durumundaki kumlar olduğunu düşünmekteyim.

İnsan sağlığı yönünden değerlendirecek olursak, Kuvars kristalleri tozlarının belli bir süre solunması sonucu bir pnömokonyoz türü olan silikozis denilen hastalık yaptığı ve akciğerlerde harabiyet oluşturduğu tıbben bilinmektedir. Plajda bu kum üzerinde zaman geçirenler, özellikle çocuklar etkilenebilirler.

Fabrikalardan temin edilen ve plajlara serilen öğütülmüş kuvars kumu ya da silis kumu yıkanmış ve tozdan arındırılmış olmadığından, içerisinde 0,1 ile 5 mikron arasında küçük boyutlu tozlar bulunur ve bu tozlar özellikle çocuklar için büyük sağlık riski oluşturacaktır. Çapı 10 µm’den büyük olan partiküllerin hemen tamamı solunum sistemi tarafından tutulur ve akciğerlere ulaşması önlenir.

Doğal plaj kumları yüzde 60-90 oranında silisyum dioksitten oluşur.

Peki doğal plaj kumlarının silikozis yapma tehlikesi var mıdır?

Buna verilecek cevap böyle bir riskin olmadığı yönündedir. Çünkü doğal plaj kumları yıllar boyunca kıyıda dalgalarla işlenir, boyutlandırılır ve yıkanarak içindeki tozlardan arındırılır. Plaj kum tane boyutunun da genellikle 10 µm’den büyük oluşudur. En önemlisi de üzerinde kısa süreli zaman geçirilmesi, kısa maruziyettir.

Fabrikada işlenen kuvars kumu ezme ile üretildiğinde, kristalli silisyum ile birlikte tremolit asbest içerebilir. Asbest kum içine kuvars kayasının üretimi sırasında karışmış olabilir.

1986’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde ticari olarak temin edilebilen bazı ticari kumlarının, kırılmış kireçtaşı ve ezilmiş mermerin içinde bulunan lifsi bir madde olan tremolit içerdiği ilk olarak belirtilmiştir. Kuvars kumu plajda insanların sürekli üzerinde dolaşmaları, oynamalarıyla ezilir; aşınır ve tozlaşır; tozlar da solunum yoluyla akciğerlere alınır.

Ticareti yapılan kuvars kumu, plaj kumu gibi dalgalarla işlenmediğinden ve yıkanmadığından, fabrikada öğütme sırasında içinde çok ince toz partikülleri barındıracaktır. Bu nitelikteki kuvars kumu plaja serilirse sağlık riski oluşturabilir.

Sağlık açısından, kumun bileşiminde toksik elementlerden arsenik, kadmiyum, cıva ve kurşun var mıdır, radyoaktif mineraller, kanserojen asbest gibi lifsi tozlar, mantarlar, bazı zararlı organizmalar, koliform bakteri var mıdır bunlar bilinmemektedir.

Ticari kumlarda örneğin ABD Kaliforniya’da ürün güvenliği yönetmeliğine göre kum torbaları üzerinde Prop-65 kanser uyarısı, etiketlerinde ‘’toksik olmayan ve MSDS-asbestsiz, kurşunsuz, kristalli silika tozu yoktur’’ ibaresi yer almaktadır.

 

Bodrum’da plajlara serilen kum kuvars kumu-eşref atabey

BODRUM’DA PLAJLARA SERİLEN KUM, KUVARS KUMU (SİLİS KUMU)

DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

 

e-posta: esrefatabey@gmail.com

WEB: esrefatabey.com

 

Bodrum’da plaja serildiği iddia edilen kumlardan Muğla Valiliği Şehircilik ve İl Müdürlüğünce alınan iki adet numunenin jeokimyasal analizi MTA Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında yaptırılmış.

Analiz sonuçlarını yorumlamam istenmiştir.

MTA Genel Müdürlüğü, MAT-20004310-AJ nolu, 22 Haziran 2020 tarihli jeokimyasal analizleri sonucuna göre numunelerin KUVARS KUMU yani SİLİS KUMU olduğu ortaya çıkmıştır. Alınan iki numunenin birinde yüzde 85,3 oranında, diğerinde yüzde 92,4 oranında yüksek silisyum dioksit saptanmış.

Bu sonuca göre numune KUVARS KUMU/SİLİS KUMU.

Eğer mineralojik analiz de yaptırılsaydı kumun içinde hangi mineraller olduğunu görebilirdik.

Analizde kullanılan parametre değerleri yüzde oranında verilmiş.

Buna göre silisyum dioksit (SiO2): Silisyum dioksit ayrı ayrı iki numunede 85,3 ve 92,4 oranında,

Diğer parametreler çok düşük oranda saptanmış. Ateş zaiyatı (A.Za): 0,90 ve 0,85, Alüminyum oksit (Al2O3): 6,1 ve 2,1, Kalsiyum oksit (CaO): 1,4 ve 0,5, Demir oksit (Fe2O3): 0,4 ve 0,4, Potasyum oksit (K2O): 0,4 ve 0,2, Magnezyum oksit (MgO): 0,8 ve 0,5, Mangan oksit (MnO): <0,1 ve <0,1, Sodyum oksit (Na2O):3,1 ve 1,6, Fosfor pentaoksit (P2O5): 0,1 ve <0,1, Titanyum dioksit (TiO2): 0,2 ve <0,1 oranlarında saptanmış.

Kuvars kumunun plajda kullanılması başta insan sağlığı ve ekonomik rolü nedeniyle doğru değildir.

İnsan sağlığı yönünden değerlendirecek olursak, Kuvars kristalleri tozlarının solunması sonucu silikozis denilen bir pnömokonyoz türü hastalık olmaktadır. Kuvars tozu akciğerlerde fibrozise yol açabilir. Akciğerlerde harabiyet oluşur. Plajda bu kum üzerinde zaman geçirenler, özellikle çocuklar etkilenebilirler.

Ekonomik yönden bakacak olursak, kuvarsit, kuvarsit ve kuvars kumu yıllar süren arama ve etütlerden sonra, bulunduğu yerden çok zor şartlarda, emekle çıkartılan ve fabrikalarda işlenerek sanayinin hizmetine sunulan bir maden cevheri bir endüstriyel hammaddedir.

Kuvars kumu yani silis kumu; kuvarsit kayasından öğütülerek elde edilir. Kuvarsit direnci çok yüksek sağlam ve aşındırıcı bir kayaçtır. Bu nedenle çıkarılması ve öğütülmesi oldukça güç ve pahalıdır. Kuvarsitler SiO2 içeriği yüksek ve demir içeriği yüzde 0,4’den az olması durumunda, boya, deterjan, cam ve seramik sanayinde, refrakter (silika tuğla), metalurji (demir ve ferrokrom), inşaat (hafif gazbeton yapı elemanları üretimi) sanayinde çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

Cam sanayi için yüzde 99,6, seramik sanayi için yüzde 97-98, porselen sektörü için de yüzde 97 oranında silisyum dioksit aranır. Alınan numunede kumdaki demir oranı yüzde 0,4 olarak saptanmış. Cam, seramik ve porselen sanayi için silisyum dioksit oranı düşük olduğundan ve sanayide çeşitli alanlarda kuvars kumunun kullanılması için demir oranının yüzde 0,4’ün altında olmadığından, muhtemelen fabrikada bu kumlar değerlendirilmemekte ve atık durumuna gelmektedir. Değerlendirilemeyen bu atık kuvars kumları, plajlara serilmek üzere ticareti yapılıyor olabilir.

Plajlardaki kumlarda genellikle kuvars kumundan oluşur. Ancak bu kumlar dalgalarla işlenir, yıkanır, boyutlandırılır, içindeki tozlar gider. Silikozis yapma özelliği hemen hemen kalmamaktadır. Ticareti yapılan kuvars kumu, plaj kumu gibi dalgalarla işlenmediğinden ve yıkanmadığından, fabrikada öğütme sırasında içinde çok ince toz partikülleri barındıracaktır. Bu nitelikteki kuvars kumu plaja serilirse sağlık riski oluşturabilir.

 

Plaj kumu renkleri-eşref atabey

PLAJ KUMU RENKLERİ

DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi jeoloji uzmanı / Araştırmacı yazar

Plaj kumlarının renkleri, çevredeki kayaçların türleriyle ve kayaçları oluşturan minerallerin çeşitliliği ile yakından ilişkilidir. Milyonlarca, binlerce yıldan günümüze kadar geçen jeolojik sürede kayaçların rüzgar ya da su gibi bir dış etkiyle aşınması sonucu dere, çay ve nehirlerle denize taşınan malzemenin dalgalarla işlenmesiyle plajda kumlar birikir. Kum tanelerinin boyutları genellikle 0,05 mm ile 2 mm arasında değişir. Tane rengi ve boyutları oluştukları kayacın yapısı hakkında önemli bilgiler verir.

Plaj kumunda en yaygın bulunan mineral kuvarstır. Saf kuvars renksizdir. Kuvars kumu tanecikleriyle karışmış halde çevredeki kayaç türüne bağlı, magmatik, metamorfik, volkanik ve sedimanter kökenli kayaçlara ait kum taneleri de bulunur. Özellikle kalsiyum karbonat bileşimli kireçtaşı taneleri bazı plajlarda yaygındır. Bunların kumu şeffaf ve beyazdır. Yine kumun yapısında büyük oranda bulunan minerallerden feldspat kum taneciklerinin açık kırmızı-kahverengi renkte görünmesine neden olur. Siyah kum tanecikleri ise volkanik kayaçların aşınmasıyla oluşur. Dolayısıyla kum taneciklerinin rengi bileşimiyle yakından ilişkilidir.

AÇIK RENKLİ VE BEYAZ KUM

Çoğunlukla kuvars ve kireçtaşından oluşur. Feldispat ve alçıtaşı gibi başka mineraller de içerebilir. Beyaz kumların büyük çoğunluğu minik zerrecikler ve çoğunlukla yosunla birlikte mercan içerirler. Aynı zamanda balıkların yediği ancak, sindiremediği kırıntılardan ibarettir. Türkiye’de Yeşilova Salda Gölü hidromagnesitli kumlar beyaz kuma örnektir.

 

TROPİKAL BEYAZ KUM

Tropik adalardaki beyaz kumlar, Aruba‘da olduğu gibi mercanlar ve yumuşakçalar gibi deniz organizmalarının kalsiyum karbonatlı kabuklarından ve iskeletlerinden  oluşur. Maldivler’in meşhur beyaz kumu da mercanların kırıntılarıdır. Aşırı sıcaklarda bile ayağınızı yakmayan kumlar, ölü mercanların aşınarak ufalanması ile oluşur.

 

SARI- KAHVERENGİ KUM

            Sedimanter kökenli kuvarsit kayasından türeyen ya da demirli minerallerin yoğun olduğu kumlardır. Kumun yapısında büyük oranda bulunan minerallerden feldspat kum taneciklerinin açık kırmızı-kahverengi renkte görünmesine neden olur.

  

PEMBE MERCAN KUMU

Pembe kumlar foraminifera denen özel bir tür kırmızı-pembe kabuklu hayvanların kalsiyum karbonat kırıntılarından oluşur. Öldüklerinde bu kabuklar kalır ve rüzgar bunları ufalar; taş ve diğer kalıntılarla birleştirir. Pembe tonunu Bermuda ve Bahama Adaları’ndaki mercan parçalarından alır.

 

DENİZ KABUĞU SAHİLİ

Avustralya’daki Shell Plajı ya da Güney Afrika’daki Jeffreys Körfezi, Florida’daki Sanibel Adası, bütün sahil şeridi deniz kabuğu olan plajlardan ibarettir. Denizde, içleri başka canlılar tarafından yenen bu kabuklu canlılar, öldükten sonra kabuklarıyla savrularak, coğrafik konumlarından dolayı dünyanın belli bölgelerinde kıyıya vurarak orada birikirler.

 

KIRMIZI KUM

Volkanik kayalar ve geniş demir yataklarının okyanusun aşındırma gücüyle işlenerek kırmızı kum sahilleri doğar. Bu tür kumlar, volkanik kayaçlardaki demirin oksitlenmesi ile oluşur. Dünyada başlı başına 3 büyük kırmızı kum sahili vardır. Kokkini-Yunanistan, Kaihalulu-Hawai ve Rabida-Galapagos Adaları.

 

TURUNCU KUM

Volkanik kayaların bünyesindeki demir mineralleri oranının yüksek olduğu yerlerde turuncu renkli kumlar oluşur. Aynı zamanda turuncu kireçtaşı, ezilmiş kabuklar ve volkanik birikintilerin bolluğunda da gelişebilir. GozoMalta’daki Ramla Koyu, Sardunya’daki Porto Ferro sahili örnektir.

 

YEŞİL KUM

Denizaltı volkanlarının bazalt yatakları içindeki magnezyum ve demir içeren olivin minerallerinin dalgaların aşındırma etkisiyle, kayaç içinden ayrılması ve sahilde birikmesiyle oluşur. Örnek, bazalt ve mercan parçaları içeren kuma sahip Hawai’deki Papakolea ve Guam’daki Talofofo sahili.

 

MOR KUM

 Kaliforniya’nın Pfeiffer Sahili’nde bulunan mor renkli kumlar, mangan minerali-lal taşı granüllerinden aşınarak tüm sahile yayılmıştır.

  

SİYAH KUM

Volkanik kayalardan gri-siyah bazalt ve obsidiyenin dalgalarla işlenmesiyle kıyıda birikmelerinden oluşur. Hawaii’nin Punaluu Plajı ve Fuerteventura‘nın Ajuy plajındaki siyah kumlar ile Türkiye’de Ezine-Geyikli sahili ile Ünye sahilindeki magnetitli kumlar bu tür kumlara örnektir.

 

CAM SAHİLİ

Kaliforniya’da bulunan bir sahil, yakındaki Fort Bragg şehrinin “çöp yığını” olarak kullanılırken, 1960’lı yıllarda şehir merkezi, bu çöp alanını kapatmıştır. Daha sonra birkaç restorasyon projesi ve çevre temizleme programıyla parlak camlardan oluşan bir plaj oluşturmuşlardır.

 

Kaynaklar

https://tr.wikipedia.org/wiki/Plaj

https://onedio.com/haber/var-olduguna-inanamayacaginiz-12-muhtesem-sahil-turu-351369

Plajlardaki tehlike, plaj kirliliği, patojenler, radyoaktif mineraller, silikozis

        

                PLAJLARDAKİ TEHLİKE

  1. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi jeoloji uzmanı / Araştırmacı yazar

Plaj kumunda; kırık camlar, metal, plastik gibi katı atık parçacıkları dışında, radyoaktif mineraller,  kurşun, kadmiyum, arsenik, cıva mineralleri ya da atıkları, böcek kırıntıları, polenler-çiçek tozları, küf mantarları tozları, fekal (dışkılar) kirlilik, patojenik bakteriler, hayvanların tüy kırıntıları, maytlar, kimyasal atıklar, vd. olabilir. Bunlar sağlık riski taşır ve tozları alerji yapabilir [1].

PLAJ KUMU

Plajlar, tuzlu su kıyı şeridi boyunca uzanan doğal oluşumlardır. Milyonlarca ya da binlerce yıldan günümüze gelen jeolojik zaman sürecinde, çevredeki kayaçlardan ayrışma ve aşınma ile koparılan malzemenin, dere, çay ve nehirlerle denizlere taşınması ve sonrasında dalga ve rüzgarın etkisiyle işlenmesiyle kıyıya vuran kayaç parçacıkları ve kırıntılarından oluşur. Kum tanelerinin boyutları genellikle 0,05 mm ile 2 mm arasında değişir. Taneciklerin bileşimlerine göre Dünya’daki birçok örneğinde olduğu gibi, plajın renkleri de beyaz, pembe, kırmızı, turuncu, mor, yeşil, siyah, gri, kahverengi, sarı olabilir. Kum taneciklerinde en yaygın bulunan mineral kuvarstır. Saf kuvars renksizdir. İçinde başka mineraller varsa renkleri değişir. Kalsiyum karbonat bileşimli kireçtaşı beyazdır. Feldspat tanelerin açık kırmızı-kahverengi renkte görünmesine neden olur. Siyah kum tanecikleri ise volkanik kökenlidir. Kuvars, kireçtaşı kumları güneşi yansıttıklarından ayakları pek yakmaz; ancak volkanik kökenli siyah kumlar ısıyı çok fazla emdiğinden yakar.

   

PLAJ KUMU MARUZİYETİ

Plaj kumu yüzde 60-90 oranında silisyum dioksit bileşimli kuvars diğer adıyla silis kumundan oluşur.  Kuvars bakımından zengin magmatik, metamorfik kayaçların ayrışması sonucu oluşan 2 mm’den küçük kuvars tanecikleridir.  Kristalli silis ile birlikte tremolit asbest içerebilir. Silis kumu plajda yürüyen insanların sürekli üzerinde dolaşmaları, oynamalarıyla ezilir; aşınır ve tozlaşır. Özellikle çocuklar solunum yoluyla silis tozlarını akciğerlerine alırlar [1].

Tozlar lifsel olanlar ve olmayanlar diye ayrılır. Asbest tozları lifsi şekilli, kuvars/silis tozları lifsi değildir. Çapı 10 µm’den büyük olan partiküllerin hemen tamamı solunum sistemi tarafından tutulur ve akciğerlere ulaşması önlenir. Çapı 0,1 µm daha küçük olan tozlar ise alveol içinde de havada asılı olarak kalırlar ve solunumla geri atılır. Büyüklüğü 0,1-5 µm çaplı tozlar ise ki buna silis tozları da dahil akciğerlerde kalır [1]. Silis kumunun uzun süre solunması silikozis nedenidir.

Deniz kumu neredeyse tamamı silisten oluştuğu halde, kimse silikozise yakalanmaz. Sebebi deniz kumu tanelerinin 10 µm’den büyük oluşu ve kısa süreli maruziyettir.

 

RADYOAKTİF KUMLAR

Çanakkale Ezine ilçesi Geyikli sahilindeki magnetitli siyah kumlar gibi, bazı plaj kumları radyoaktivite içerebilir. Plaj kumları yüksek radyoaktivite içeriyorsa sağlık için elverişli olmayabilir. Ölçümler sonucunda elde edilen 226Ra, 232Th ve 40K aktivite derişimleri kullanılarak soğurulan gama doz hızı, yıllık etkin doz eşdeğeri, radyum eşdeğer aktivitesi, iç ve dış tehlike endeksi değerleri ile radyasyon maruziyetinin bir sonucu olan yaşam boyu kanser riski hesaplanmalıdır.

 

PLAJ KUMUNDA KİRLİLİK

 Sahillerin kirliliği motorların yağlarından ve derinlerdeki balçıktan, kuma dökülen döküntülerden, molozlardan, yağmurlarla kuma taşınan kirli maddelerden ve atıkların plajlara boşaltılmasından kaynaklanır.  Kırık camlar, fiberglas, plastik, odun, banka ve kimlik kartları, çelik, metal malzemeleri, misine ve kancaları kumda kirlilik oluşturur [2]. Plajlar, denizden dalgalarla kopan ve kıyıda biriken alg-deniz yosunu çürümüş artıklarıyla kirlenmiş olabilir. Kıyıda ötrofikasyon olayı (alg patlaması) görülebilir.

PATOJENİK BAKTERİLER

 EPA raporlarına göre, plaj kumu birçok hastalığa neden olan bakterilere ev sahipliği yapmakta ve genelde hastalık yapan patojen koliformlar kum içinde çamurlu bir okyanus kıyısından çok daha yüksek derişimde bulunabilmektedir [2]. İnsanların yüzme amaçlı kullandıkları sulara deşarj edilen lağım, arıtma atık suyu gibi plaj sularında (tuvalet, dışkı) fekal kirlilik oluşturan bazı bakterilere rastlanmıştır [2]. Oluşan hastalıklar: Tifo, paratifo, ishal, bulantı kusma, konjonktivit, grip, dermatit.

Deniz kıyısında bulunan plaj kumlarında yüksek yoğunlukta bulunan fekal koliformun kaynakları arasında plajlara yakın mesafelerde evsel atıkların arıtılmadan veya arıtıldıktan sonra deşarjları, noktasal olmayan kaynaklardan gelen kirleticilerden yağmur suları, yabani ya da evcil hayvanların kumda faaliyetleridir. Bu durum, deniz kıyısına yakın ve uzak bölgelerde deniz kumu E.coli ve Enterococcus bakterilerinin yaşamlarını sürdürmek ve yeniden büyümeleri için uygun bir ortam teşkil ederler ve plaj kumunda fekal sayısının artışına neden olurlar [2].

Çocuklar ve gençler kumda daha çok kaldıkları ve oynadıkları, köpeklerini gezdirdikleri için, plajda da futbol ve voleybol gibi turnuvalar düzenlediklerinden, yetişkin insanlara kıyasla üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha çok yakalanırlar [2]. Plajlarda evsel arıtma tesislerinin deşarj edildiği yerlere yakın bölgelerde sahil kumu ile temas edenlerin (kuma güneşlenmek için yatanlar, kumu kazanlar) mide-barsak hastalıklarına daha çok yakalandıkları belirtilmiştir [2].

Plaj kumu ile temas eden insanlarda mide-barsak hastalıklarına, üst solunum yolu enfeksiyonlarına, göz hastalıklarına rastlanmış, kulak ağrısı ve kesik yaraların enfekte olduğu, kurdeşen, kaşıntı ve yaraların oluştuğu gözlenmiştir. Kumda hafriyat çıkaran ve kumu kazan insanların %13’ ünde ve kuma bir şeyler gömen insanların %23’ünde de ishal ve diğer mide barsak hastalıklarına rastlanmıştır [2].

 

 

 

 

NE YAPILMALI?

Plajlara serilmek üzere dışarıdan kum getirilmemeli. Farklı amaçlar için kullanılan silis kumları dahil her türlü kumun analizleri yapılmadan kullanılmamalı [1]. Yabancı maddeleri temizlemek için düzenli olarak tırmıklanmalıdır. Kum tane boyutu ölçülmeli. Alan yüzeyindeki kumun tane boyutu ve renk farklılığına göre örnekleme yapılmalı. XRD mineralojik analizi yapılmalı. Kimyasal ve  XRF analizi yapılarak ağır metal içeriklerine (Özellikle Zn, Ni, Cu, Co, V, Mo, Ag, Sb, Sn, Cd, W, Hg, Pb, As, Si, Al, Fe, Ca, Mg, S, K, Na, Cl, Ti, Mn, Cr) ait yoğunlaşma değerleri ölçülmeli [1]. Kum içindeki organik kirlilik var mı bakılmalı. İçindeki elementlere bakılarak kirlilik insan eliyle mi olduğu, yoksa doğal mı olduğuna bakılmalı. Radyoaktivitesi ölçülmeli. Patojenik koliformlar ve bakteriler yönünden kontrolü yapılmalıdır.

PLAJA SERİLEN BEYAZ KUMLAR SAĞLIKLI MI?

Bazı sahillerdeki otel ve tesislerin plajlara beyaz kum serdikleriyle ilgili şöyle haberlere tanık olduk. ‘’Antalya’daki lüks bir otelin plajına Mısır’dan özel olarak getirtilen ayakları yakmayan ve yapışmayan 545 ton beyaz kum serildi’’ [3], ‘’Datça ve Marmaris’te Mısır’dan beyaz kum getirip, beyaz kumla donatılmış 5 adet Mavi Bayrak’lı plaja sahip olmuşlar’’ [4], ‘’Bodrum’da sahile Maldivler’in sahillerinde bulunan beyaz kum görüntüsünü vermek isteyen otelin plajına mermer tozu serildi’’ [5].

  1. C. Anayasası madde-43. ‘’Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir’’ ifadesi açık iken,

Eğer izin alınmamışsa, plaja başka yerden getirilen kum nasıl serilebilmektedir?

Mısır’dan getirilen kumun silis kumu mu yoksa başka bir kökenli kum mu olduğu bilinmiyor. Mısır sahillerinde kireçli beyaz kum yataklarının olduğu, endüstriyel ve turizm amaçlı kullanıldığı bilinmektedir. Sağlık açısından, kumun bileşiminde toksik, radyoaktif mineraller, sağlığa zararlı lifsi tozlar, mantarlar, bazı zararlı organizmalar var mıdır bilinmemektedir.

Plaja mermer tozu sermenin bir anlamı olmadığını belirtmek isterim.

Beyaz mermer denilen kayaç, Jeolojik tanıma göre kireçtaşlarının milyonlarca yıl yüksek basınç ve sıcaklık altında erimesi ve yeniden kristallenmesiyle oluşur. Kalsiyum karbonat bileşimlidir. Kalsiyum karbonat asitlerde erir. Plaja serilen mermer tozu yağmurlarla asidik ortamda zamanla eriyip denize karışacak, doğal plaj kumunun tabanında birikecek, içinde kil varsa bu doğal deniz kumu özelliğini kaybettirecektir. Denize karışan kireçli toz, alg, su yosunları ve diğer bitkilere, balıklara zarar verebilir.

Ayrıca serilen mermer tozu plajın doğal halini bozar. Plaj kumları milyonlarca, binlerce yıldır günümüze kadar karalardan denize taşınarak, dalgalarla işlenip, kıyıda birikmişlerdir. Kum taneleri sürekli dalgalarla işlenip, yıkandığından tane boyuna göre ayrılırlar. Mermer, feldispat, alçıtaşı vb diğer tozların tane özelliği olmadığından plaj kumunun niteliğini bozacaktır.

Taşınan ve plaja serilen mermer tozu içinde toksik elementlerden arsenik, kurşun, kadmiyum, kanserojen asbest lifleri, silis gibi silikozis yapan mineral, radyoaktif mineral, patojenler, zararlı organizmalar var mıdır; bilmiyoruz; varsa zararlı olabilir.

Eğer plaja serilen kuvars kumu ise, bu daha da vahim bir durum. Kuvars kumu cam sanayi ve seramik olmak üzere birçok alanda kullanılmaktadır. Silisyum dioksit bileşimlidir. Kuvarsit, kuvarsit ve kuvars kumu yıllar süren arama ve etütlerden sonra, bulunduğu yerden bin bir emekle çıkartılan ve fabrikalarda işlenerek sanayinin hizmetine sunulan bir maden cevheri bir hammaddedir. Dolayısıyla plajlara serilmesi uygun değildir. Feldispat, kaolen, alçıtaşı, kil vd. hammaddeleri için de aynı durum geçerlidir.

Fabrikalardan temin edilen öğütülmüş silis kumu yıkanmış ve tozdan arındırılmış olmadığından, 0,1 ile 5 mikron arasındaki küçük boyutlu tozlar özellikle çocuklar için büyük sağlık riski oluşturacaktır. Silis tozları silikozis denen akciğer hastalığına yol açmaktadır.

Çapı 10 µm’den büyük olan partiküllerin hemen tamamı solunum sistemi tarafından tutulur ve akciğerlere ulaşması önlenir. Deniz kumu neredeyse tamamı silisten oluşur. Ancak kimse silikozise yakalanmaz. Sebebi deniz kumunu 10 µm’den büyük oluşudur. Ancak dışarıdan getirilerek plaja serilen plaj kumu dışındaki her türlü kum içinde çok ince toz zerreleri bulunmaktadır.

Kum ezme ile üretildiğinde, kristalli silis ile birlikte tremolit asbest içerebilir. Asbest silis içine kuvars kayasının üretimi sırasında karışmış olabilir. 1986’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk olarak, ticari olarak temin edilebilen bazı ticari kumlarının, kırılmış kireçtaşı ve ezilmiş mermerin içinde bulunan lifli bir madde olan tremolit içerdiği belirtilmiştir. Silis kumu plajda insanların sürekli üzerinde dolaşmaları, oynamalarıyla ezilir; aşınır ve tozlaşır; tozlar da solunum yoluyla akciğerlere alınır.

Ticari kumlarda örneğin ABD Kaliforniya’da ürün güvenliği yönetmeliğine göre kum torbaları üzerinde Prop 65 kanser uyarısı, etiketlerinde ‘’toksik olmayan ve MSDS- asbestsiz, kurşunsuz, kristalli silika tozu yoktur’’ ibaresi yer almaktadır [1].

 

Kaynaklar

[1] Eşref Atabey. 2018.  Çocuk oyun alanları ve kum havuzlarında kullanılan kumlar sağlıklı             mı? Herkese Bilim Teknoloji Dergisi, 28.9.2018, S: 131.

[2] Delya Sponza: http://www.mavibayrak.org.tr/userfiles/file/5_plaj_kumunun          _mikrobiyolojik_kirliligi. pdf

[3] http://www.gunhaber.com.tr/haber/Misir-dan-550-ton-beyaz-kum-getirildi/372151-     7.7.2012-erişim: 8.6.2020

[4] https://jabiroo.com.tr/d-hotel-maris-1511/otel

[5] https://tr.sputniknews.com/turkiye/202006021042173623-bodrumda-sahile-beyaz-      kum-diye-mermer-tozu-dokmeye-calisan-otele-345-bin-lira-ceza/-2.6.2020-      erişim: 8.6.2020

Web: http://www.esrefatabey.com/

Facebook: https://www.facebook.com/esrefatabey54/?modal=admin_todo_tour

Facebook: https://www.facebook.com/esref.atabey.7

YouTube kanalı: https://www.youtube.com/channel/UCafLxYqTVUX80lPcVX18lOw?view_as=subscriber

Instagram: @esrefatabey

E-posta:esrefatabey@gmail.com

Türkiye çevresel asbest haritası, environmental asbestos of Turkey

gönderen: P. Alexis
alıcı: “esrefatabey@gmail.com” <esrefatabey@gmail.com>
tarih: 8 Haz 2020 23:31
konu: environnemental asbestos
gönderen: brgm.fr

Dear Dr Atabey,

I got your contact through Aral Okay whom I did work with during my PhD on the Izmir Ankara suture zone back in 2010-13.

I am now working at the French geological survey. Amongst other I am involved in some project related to natural occurrences of asbestos in France.

Because I have been wandering a bit in the Turkish ophiolite and volcanics, I was wondering if there are project ongoing about natural occurrences of asbestos. We are currently mapping all occurrences of natural asbestos in France (1/50 000 scale) and making some susceptibility maps related to the new legislation on construction.

Looking forward to read your answer,

Best,

Alexis

 

Sevgili Dr Atabey,

İletişim bilgilerinizi 2010-13 yıllarında İzmir Ankara sütur zonu bölgesinde doktoram sırasında çalıştığım Aral Okay’dan aldım.

Şu anda Fransız jeolojik araştırmalarında çalışıyorum. Diğerlerinin yanı sıra, Fransa’da asbestin doğal oluşumları ile ilgili bazı projelere katıldım.

Türk ofiyolit ve volkaniklerinde biraz dolaştığım için, asbestin doğal oluşumları hakkında devam eden bir proje olup olmadığını merak ediyordum. Şu anda Fransa’daki tüm doğal asbest oluşumlarını (1/50 000 ölçekli) eşleştiriyoruz ve yeni inşaat mevzuatı ile ilgili bazı duyarlılık haritaları yapıyoruz.

Cevabınızı okumak için sabırsızlanıyorum,

En iyi,

Alexis

 

Sevgili Dr. Alexis

İlgine teşekkür ederim.

2006-2011 yılları arasında ‘’Türkiye Tıbbi Jeolojik unsurları ve halk sağlığı’’ projesi başkanlığını yaptım.

Tüm Türkiye’nin çevresel asbest haritasını tamamladım.

Türkiye’de çevresel asbestle ilgili yürütülen şu anda bir proje yok.

Türkiye’deki çevresel asbest dağılım haritası hakkında size bir makale ve bir kitap önereceğim.

Makalenin Türkçe nüshası ekte (abstract var).

‘’Eşref Atabey. 2015. Türkiye asbest haritası (Çevresel asbest maruziyeti akciğer

kanseri-mezotelyoma). doi • 10.5578/tt.8966. Tuberk Toraks 2014;63(3):199-219

Geliş Tarihi/Received: 19.01.2015 • Kabul Ediliş Tarihi/Accepted: 04.02.2015’’.

Kitap:

Eşref Atabey. 2017. Mineral Dusts and Health. 296p. Lambert Academic Publishing. ISBN:978-622-2-07140-6. Düsseldorf-Germany.

Kitabı yayınevinden internet yoluyla temin edebilirsiniz- Lambert Academic Publishing

Diğer kitap

Eşref Atabey. 2009. Türkiye’de Asbest, Eriyonit, Kuvars ve Diğer Mineral Tozları ve Etkileri.

MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 6, 191s. ISBN:978-605-4075-44-7. (Türkçe)

MTA Genel Müdürlüğü web sayfası internet yoluyla temin edilebilir-Ankara-Turkey.

Ayrıca  www.esrefatabey.com/category/asbest web sayfası linkine bakabilirsiniz.

web sayfasında Türkiyedeki çevresel asbest maruziyeti resimleri ve makaleler var.

https://www.youtube.com/watch?v=GNU5nOYLg6A&t=2283s

çevresel asbestle ilgili video ekte.

Sağlıklı günler dileğimle

 

Dr. Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi

Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Araştırmacı yazar

 

Linkler

Web: http://www.esrefatabey.com/

Facebook: https://www.facebook.com/esrefatabey54/?modal=admin_todo_tour

Facebook: https://www.facebook.com/esref.atabey.7

YouTube kanalı: https://www.youtube.com/channel/UCafLxYqTVUX80lPcVX18lOw?view_as=subscriber

Instagram: @esrefatabey

E-posta:esrefatabey@gmail.com

 

Dear Dr. Alexis Thank you for your interest.

Between the years 2006-2011 ” Turkey Medical geological factors and public health ”

I did the project presidency. I completed map of all Turkey’s environmental asbestos.

Carried out in Turkey does not have a project related to environmental asbestos at the moment. I offer an article and a book on the environmental distribution map asbestos in Turkey. Turkish copies of the article are attached (there is abstaract).

” Eşref Atabey. 2015. Turkey asbestos map (environmental asbestos exposure, lungcancer-mesothelioma). doi • 10.5578 / tt.8966. Tuberk Toraks 2014; 63 (3): 199-219Arrival Date / Received: 19.01.2015 • Date of Acceptance / Accepted: 04.02.2015 “. Book:‘’Eşref Atabey. 2017. Mineral Dusts and Health. 296p. Lambert Academic Publishing. ISBN: 978-622-2-07140-6. Dusseldorf-Germany’’.You can also get the book from the publisher via the Internet- Lambert Academic Publishing-Germany. Other bookEşref Atabey. 2009. Asbestos in Turkey, erionite, quartz and other mineral dust and Effects. MTA Earth Sciences and Culture Series: 6, 191s. ISBN: 978-605-4075-44-7. (Turkish)MTA General Directorate web page can be obtained via internet, Ankara-Turkey. You can also look at ‘’www.esrefatabey.com/category/asbest’’ web page link.
There are environmental asbestos exposure in turkey pictures and articles on your web page. https://www.youtube.com/watch?v=GNU5nOYLg6A&t=2283sThe video on environmental asbestos is attached. wish you a healthy day Dr. Eşref AtabeyGeological EngineerMedical Geology ExpertResearcher writer

Linkler

Web: http://www.esrefatabey.com/

Facebook: https://www.facebook.com/esrefatabey54/?modal=admin_todo_tour

Facebook: https://www.facebook.com/esref.atabey.7

YouTube kanalı: https://www.youtube.com/channel/UCafLxYqTVUX80lPcVX18lOw?view_as=subscriber

Instagram: @esrefatabey

E-posta:esrefatabey@gmail.com

Vücudumuzdaki taşlar; böbrek ve mesane taşları, kalsiyum oksalat,sistit, ürik asit, struvit

 

 VÜCUDUMUZDAKİ TAŞLAR: BÖBREK VE MESANE TAŞLARI

(Tıbbi Jeolojik açıdan bakış) 

DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi jeoloji Uzmanı / Araştırmacı yazar

4.6.2020

 

Nasıl ki yerkabuğundaki kayaçların (taşların) bazıları kimyasal yolla oluşuyorsa, nasıl ki doğadaki radyasyonun %11’i vücudumuzda bulunuyorsa, içtiğimiz su ile yediğimiz besinlerdeki element ve minerallerden kaynaklı vücudumuzda da kimyasal yolla taşlar oluşmaktadır. Vücudumuzda oluşan bu taşlara BÖBREK VE MESANE TAŞLARI diyoruz.

Yerkabuğundaki kayaçlar magmatik (iç püskürük), volkanik (dış püskürük), metamorfik (başkalaşım) ve sedimanter (tortul/çökel) kökenli olmak üzere dört türdür. Bunlardan bazıları örneğin sedimanter kayaçlar oluşumlarına göre fiziksel, kimyasal ve organik kökenli diye üçe ayrılır. Kireçtaşı, kaya tuzu, alçıtaşı (jips), traverten (Pamukkale travertenleri gibi), tufa, deniz ve göllerde oluşan oolit ve pisolitler, mağaralardaki sarkıt, dikit ve mağara incileri kimyasal sedimanter kayaç örnekleridir. Tıpkı doğadaki kayaç oluşumlar gibi kimyasal yolla böbreğimizde de taşlar oluşmaktadır.

Böbrek taşlarının çeşitleri, özellikleri, oluşumu, bileşimi, mineralojisi jeoloji biliminin konusuna, özellikle TIBBİ JEOLOJİ ilgi alanına girmektedir.

Yazıda böbrek taşlarının çeşitleri, özellikleri, mineralojisinden bahsedeceğim. Böbrek taşları doğrudan insan sağlığıyla ilgili olduklarından, konuya bütüncül yaklaşımla bakabilmek için, tıbbi yönünü de farklı kaynaklardan derlediğim bilgilerle destekleyeceğim.

Üriner sistem taşları; böbrekten mesaneye kadar üriner sistemin herhangi bir kesiminde, insanların yaklaşık %5-10’unda yaşamlarının herhangi bir bölümünde, genellikle 20-40 arası yaşlardaki insanlarda oluşabilmektedir [1]. Bunların çoğunda, başka taş gelişimi ihtimali yüksek olduğu için, hastalık kronik bir hal alır. Her biri yumruk büyüklüğünde olan böbrekler vücudun  yan-arka kısımlarında yerleşmiş organlardır. Mesaneye üreter adı  verilen  dar tüplerle bağlanmışlardır [2, 3]. Böbrekler kanı süzen, faydalı maddeleri tekrar vücuda geri alan, zararlı  maddelerin idrarla atılımını sağlayan filtrelerdir. Böbrekten atılan idrar mesanede toplanır ve üretra adı verilen kanalla vücuttan dışarı atılır.

Böbrek taşları,  çeşitli minerallerin ve başka maddelerin böbrekte toplanıp, katı parçacıklar halinde çökelmesi sonucu oluşur. Normal koşullarda idrarda bulunan çeşitli kimyasal maddeler bu çökmeyi engeller. Fakat bazı durumlarda bu koruyucu mekanizma etkisini yitirir. Eğer oluşan parçacıklar küçükse herhangi bir yakınmaya neden olmadan idrarla atılırlar. Daha büyük taşlar ise böbrekte veya idrar yolunda bir yerde takılıp tıkanmaya yol açabilirler [2, 3].

Böbrek  taşı çeşitleri

Kalsiyum oksalat, ürik asit, struvit ve sistin olmak üzere başlıca dört tür böbrek taşı bulunmaktadır. Böbrek taşları bir kum tanesi kadar küçük ya da bir inciden büyük, bazen de daha büyük olabilir. Böbreklerde kalabilir; üreterlerden (böbreklerden mesaneye giden tüpler) ve idrarla vücuttan dışarı çıkabilirler. Bir böbrek taşı üreterlerden ve idrarla dışarı çıktığında buna böbrek taşı geçirme denir. Böbrek taşı da idrar yoluna yapışabilir ve idrarın geçmesini engelleyebilir. Bir böbrek taşı ya da büyük bir böbrek taşı geçtiğinde idrar akışını engeller; çok acı verici olabilir [4].

Kalsiyum oksalat taşları: Kalsiyum taşları en yaygın böbrek taşı türüdür. Genellikle kalsiyum ve oksalattan (çoğu gıdada bulunan doğal bir kimyasal) yapılır; ancak bazen kalsiyum ve fosfattan yapılır [4]. Tüm böbrek taşlarının yaklaşık %70-80’i ya kalsiyum oksalat, kalsiyum fosfat ya da her ikisinin bileşiminden oluşur. Bunlar, kalsiyum oksalat dihidrat (vedelit) ile kalsiyum oksalat monohidrat (vevelit) mineralidirler.

Ürik asit taşları

Ürik asit taşları idrarınız genellikle çok asidik olduğunda oluşur. Ürik asit kendi başına ya da kalsiyum ile taş oluşturabilir [3]. Ürik asit vücutta protein yakımı sonucu normal olarak oluşur ve idrarla dışarı atılır. Ancak bazı kişilerde özellikle erkeklerde ürik asit böbreklerde ve eklem yerlerinde birikebilir. Eklemlerde ürik asit birikmesi ailevi geçişli olan gut hastalığında görülür. Böbreklerde birikmesi ile de ürik asit taşları oluşur. Böbrek taşlarının %5-23 ü (özellikle çoğunlukla  erkeklerde olmak üzere) ürik asit taşlarıdır [2].

 Struvit taşları

Bakterilerin idrarınızda biriken amonyak yaptığı belirli idrar yolu enfeksiyonlarına sahip olduğunuzda ortaya çıkabilir [4]. Struvit taşları magnezyum, amonyum ve fosfattan yapılır. Tüm taşların yaklaşık %20’sini oluştururlar [2]. 

Sistin taşları

Sistin taşları vücudunuzun doğal olarak yaptığı, sistin adı verilen bir kimyasaldan yapılır. Sistin taşları çok nadirdir ve sistin böbreklerden idrara sızmasına neden olan genetik bir bozukluğu olan kişilerde görülür [4].

Üriner sistem taşları özellikleri

‘’Üriner sistem taşları genellikle beyaz-sarı ve kahvenin çeşitli tonlarında renklere sahip olup,  büyüklüğü 1-80 mm arasında değişmektedir. Yaygın şekillerini tekli ya da birleşik yumrular, basık, yassılaşmış küresel ve elipsoyidal biçimler oluşturmaktadır. Bütünüyle böbreğin şeklini almış, ayrıca küremsi/elipsoyidimsi yumruların oluşturduğu çok kollu yıldız-benzeri oluşumlara da rastlanılabilmektedir [5]. Üriner sistem taşlarının yüzeyi pürüzlü olabildiği gibi, parlak ve cilalı gibi de olabilmektedir. Ayrıca tıkız ya da gözenekli, soğan kabuğu gibi iç içe geçmiş halkalardan oluşabilmektedir. Bir böbrekte tek bir veya tane boyu birkaç mm arasında değişen onlarca taş da bulunabilmektedir [5].

 

Böbrek taşları

 

Böbrek taşları

 

Böbrek taşlarının biyomineralojisi

Dünyadaki istatistiklere göre üriner sistem taşlarının yaklaşık %60’ını kalsiyum okzalat, %9’unu kalsiyum fosfat, %11’ini kalsiyum okzalat+kalsiyum fosfat, %20’sini diğerleri oluşturmaktadır [1].

Böbrek taşı türleri: A- Kalsiyum oksalat monohidrat mineralleşme evresi, B- Kalsiyum oksalat monohidrat dallanmış şekli, C- Apatiti sarmış kalsiyum oksalat monohidrat, D- Kalsiyum oksalat monohidrat taşının taramalı elektron mikroskobu (SEM) görünümü, E-Brusit, F-Struvit [11].

Böbrek  taşları oluşum nedenleri

Üriner sistem taşlarının başlıca oluşum nedenleri; genetik, anatomik bozukluklar, metabolik düzensizlikler, diyet uygulanması, ilaçla aşırı kalsiyum alınması, aşırı okzalatlı yiyecekler, bazı hastalıklar, hareketsizlik, iklimsel koşullar [1] ve nonobakterilerdir [12]. Balıkla yoğun beslenen insanlarda fosfatlı taşların gözlenmesi, beslenme rejimi ile böbrek taşı oluşumu arasındaki ilişkiyi göstermektedir [5]. Yüksek doz kalsiyum ve D vitamini alımı, aşırı kilolu olma, açlık, kişinin hayat tarzıyla ilgili faktörlerdir [2]. Böbrek taşları genellikle 20-40 arası yaşlardaki insanlarda görülmektedir [2]. Erkeklerde kalsiyum ve ürik asit taşı gelişimi ihtimali daha yüksek olup, kadınlarda ise struvit taşı gelişimi ihtimali daha yüksektir [2].

Böbrek taşının belirtileri

Böbrek taşının genellikle ilk belirtisi şiddetli bir yanma ağrısıdır. Bu ağrı genellikle, taş idrar yolunun bir kesimini  tıkadığında veya hareket ettiğinde  meydana gelir. Taşın bulunduğu yere göre,  ağrı  kasıklara ve uyluğun iç yüzüne yayılabilir ve bulantıya ve kusmaya neden olabilir. Eğer taş idrar yolunda tahrişe neden olmuşsa, idrarda bir miktar kanda görülebilir [2].

Böbrek  taşlarının  tedavisi

Çoğu böbrek taşı herhangi bir sorun çıkarmadan idrar yolundan kolayca geçerek düşer. Bunu kolaylaştırmak için hekimler genelde şu önerilerde bulunurlar: Günde en az 2 litre su içilmesi, ihtiyaç olduğunda ağrı kesici alınması, düşürülen taşın türünün öğrenilmesi ve bu yönde tedavi planlanması için saklanılması, tedavide yaşam tarzında değişiklikler, ilaç tedavisi, izlem, taş kırma ve cerrahi   yöntemdir [2].

Çin’li doktorlar tek bir hastadan 420 böbrek taşı çıkardılar

Çin’de erkek bir hasta Zhejiang Eyaleti’nin doğusunda Dongyang’daki bir hastanede taşları çıkarmak için iki saatlik bir operasyon geçirdi.  Dr. Wei Yubin, “Soya ürünleri, özellikle alçı tofu, kalsiyum bakımından çok yüksek olduğunu, fazlasının yeterli miktarda, su alınmadığından vücuttan atılmadığını belirtmiştir [13]. Hasta karın ağrısı şikayeti ile doktora gitmiş ve daha sonra yapılan Bilgisayarlı Tomografi taraması sol böbreğinin taşlarla dolu olduğunu göstermiş. Doktor, hasta bekleseydi, böbreğinin çıkarılması gerektiğini söylüyor. 420 böbrek taşı rahatsız edici olsa da, dünya rekoru dışında çok uzak. Guines Dünya Rekorlarına göre, 2009 yılında Hindistan’daki bir doktor, üç saatlik bir ameliyat sırasında hastanın sol böbreğinden 172.155 taşı çıkarmış [13].

A                                                         B

Böbrek taşları; A-[13], B-[14].

Böbrek ve mesane taşı analizi

Öğütülüp toz haline getirilen böbrek ve mesane taşlarının, X-Işını Kırınımı (XRD) yöntemi ile tanımlamaları MTA Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında yapılmaktadır.

Kaynaklar

[1] Medicinenet, 2005 (http://www.medicinenet.com).

[2] https://www.populermedikal.com/2001/01/22/bobrek-taslari/-erişim 2005, 3.6.2020

[3] Atabey, E. 2005. Tıbbi Jeoloji. JMO yayını: 88,194s. Ankara.

[4] https://www.kidneyfund.org/kidney-disease/kidney-problems/kidney-stones/-erişim 3.6.2020

[5] Yalçın, H. ve Yalçın, F. 2005. Böbrek taşlarının biyojeokimyası: Sivas bölgesinden bazı örnekler. 1.Tıbbi jeoloji Sempozyum Kitabı (Editör: Eşref Atabey), 154-167, JMO Yayını: 95. ISBN: 9944-89-076-6.

[6] https://www.stonedisease.org/kidney-stone-photos

[7] httpsemottawablog.com201901effect-of-tamsulosin-on-passage-of-symptomatic-ureteral-stones-a-randomized-clinical-trial

[8] https://medium.com/@AustinL/how-to-get-rid-of-kidney-stones-naturally-without-surgery-753fba906e26

[9] main-qimg-cb176bf3f63193f3a5d2fab222ad21e6

[10] httpswww.gettyimages.comphotoskidney-pain

[11] Jeffrey, A. W. ve Michael, D. W. 2007. Pathological biomineralization of kidney.

Elements, 3, 415-421.

[12] Çiftçioğlu, N., Björklund, M., Kuorikoski, K. Bergström, K., 1999. Nanobacteria: An infectious cause for kidney stone formation. Kidney International, 56, 1893-1898.

[13] https://www.bbc.com/news/blogs-news-from-elsewhere-33051797

[14] httpyancao.infoyancao-images.html

Yazı, 4.6.2020 tarihinde ‘’https://www.bodrumguncelhaber.com/vucudumuzdaki-taslar-bobrek-ve-mesane-taslari/’’ Bodrum Güncel haber de yayımlanmıştır.

İlgili linkler

Web: http://www.esrefatabey.com/

Facebook: https://www.facebook.com/esrefatabey54/?modal=admin_todo_tour

Facebook: https://www.facebook.com/esref.atabey.7

YouTube kanalı: https://www.youtube.com/channel/UCafLxYqTVUX80lPcVX18lOw?view_as=subscriber

Instagram: @esrefatabey

E-Posta:esrefatabey@gmail.com

Ankara Çamlıdere, Pelitçik fosil ormanı, silisleşmiş ağaç fosilleri

Ankara Çamlıdere, Pelitçik fosil ormanı, silisleşmiş ağaç fosilleri

Dr. Eşref Atabey-2003,2014

 

FOSİL ORMAN JEOLOJİSİ

Ankara Çamlıdere ilçesi sınırları içinde kalan alanda şimdiye kadar varlığı bilinmeyen silisleşmiş (taşlaşmış) orman ağaçları bulunmaktadır. Taşlaşmış ağaçların bulunduğu yöre batıda; Bolu, kuzeyde; Çerkeş, Kurşunlu, Ilgaz, doğuda; Çankırı ve Şabanözü, güneyde; Beypazarı, Kazan, Çubuk yerleşim yerleriyle sınırlı çok geniş bir alandır.

Tarihsel süreçler içinde bu yörelerde yaşamış olan Galat halklarının onuruna, jeolojik özelliklerine dayanılarak’’ Galatya Masifi’’ olarak anılmakta olan bu yöre yaklaşık 23-11 milyon yıl önceleri oluşmuştur. Erken-Orta Miyosen yaşlı, andezitik, dasitik, yer yer riyolitik, bazaltik; tüf, volkanik konglomeralardan meydana gelen volkanik bir kompleks ve volkanik gereç içeren kumtaşı, silttaşı, kiltaşı, şeyl, tüfit ve yer yer linyit damarları ve silis merceklerinden oluşan çok kalın sedimanter, volkano sedimanter ve volkanik bir istifin parçasıdır.

Silisleşmiş (taşlaşmış) orman ağaçlarından oluşan bulgu alanı tamamen volkanik ürünlerden oluşmaktadır. Bu orman ilk yorumlarımıza dayanılarak Erken Miyosen’de (23–15 milyon yıl öncesi) gelişmiş olan çam,meşe ve ardıç ağaçlarının egemen olduğu karışık bir ormanın fosil kalıntılarıdır.

İlk belirlemelere göre baskın olarak kök, gövde ve dallardan oluşmuş ve bunların parçalanmış örnekleri 250–300 m uzunluğunda bir zonda zenginleştiği belirlenmiştir. Şu anda eğimli olan fosilli tabakanın eğim doğrultusunda bu orman üyelerinin eğer bilimsel kazılar yapılırsa tüm kök, gövde ve dallarıyla birlikte bulunabilecekleri ortadadır. Bu tür bulgu alanlarının dünyada benzerleri az da olsa bulunmakta olup örnek olarak, literatürden çok iyi bilinen ve şimdi bir açık hava müzesi olarak ziyarete açılmış Amerika’daki Mezozoik yaşlı silisleşmiş orman fosilleri keza son yıllarda komşumuz Yunanistan’ın Midilli adasında Erken-Orta Miyosen yaşlı, yine bir açık hava müzesine dönüştürülmüş taşlaşmış ağaçlar bulgu alanları gösterilebilir. Ankara ili Çamlıdere İlçesine bağlı Pelitcik köyü sınırları içinde kalan silisleşmiş fosil orman 13 Mayıs 2005 tarihinde ‘’1. Derece Doğal Sit’’ olarak koruma altına alınmıştır.

Çamlıdere taşlaşmış ormanının bulunduğu alan Dünya ölçeğinde benzerlerine göre özellikler 

Dünyada:

Permiyen dönemine ait (290 milyon yıl ile 245 milyon yıl arası yaşında) Brezilya, Almanya ve Çek Cumhuriyeti’nde;

Triyas dönemine ait (245 milyon yıl ile 210 milyon yıl arası yaşlı) Arizona-ABD, Brezilya, Madagaskar’da;

Jura dönemine ait (210 milyon yıl ile 145 milyon yıl arası yaşlı) Arjantin, Çin ve Avustralya’da;

Kretase dönemine ait (145 milyon yıl ile 65 milyon yıl arası yaşlı) Belçika ve Güney Afrika’da;

Tersiyer dönemine ait (65 milyon yıl ile 1.7 milyon yıl arası) ABD, Kolombiya, Arjantin, Yunanistan, Mısır, Hindistan, Çin ve Japonya’da silisleşmiş ağaç örnekleri bulunmaktadır.

Bunlar arasında Tersiyer döneminin Miyosen devresinde ise sadece ABD, Yunanistan ve Türkiye’de örnekler vardır. Çamlıdere’deki Erken Miyosen yaşlı (20-11 milyon yıl) taşlaşmış orman, paleoflora ve paleopopulasyon zenginlikleriyle de sayılanlardan üstün özelliklere sahiptir. Örneğin bu taşlaşmış orman bugün Çamlıdere yöremizde yaşayan floranın atalarını oluştururlar ve ziyaretçiler için fosil bir ormanla kucaklaşmış güncel orman yaşamını kıyaslama olanağı bulacakları ve geçmişin jeolojik evrimini sorgulayabileceklerdir. Jeolojik açıdan bu yöre taşlaşmış ormanın yaşam sürecindeki paleoçevreyi ve bu ormanda yaşamış fauna ve bu faunanın besin zincirlerini açıklayabilecek veriler barındırmaktadır. Çamlıdere’nin silisleşmiş  bu orman alanı hem görsel olarak ziyaretlerini sorular sorarak geçmişi sorgulamaya, yerbilimlerinin bilinmeyenlerini çözmeye, yörenin ekonomik olarak getirilerini vb. açıklamaya yönelik özellikleri sunmakta ve gelecek nesillere gururla saklayabileceği bir jeosit-jeopark ya da “KORUNAKLI DOĞAL ANIT” statüsünde koruma özelliği taşımaktadır.

 

  

 

 

 

Koruma altına alınma süreci

Koruma altına alınma sürecinde; TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Yönetim Kurulunca fosil ormanla ilgili olarak görevlendirilen, 20. Dönem Bilimsel Teknik Kurul Üyesi Jeoloji Yük. Müh. Dr. Eşref ATABEY ile Paleontolog Dr. Gerçek SARAÇ’ın 04.12.2003 tarihinde yaptıkları çalışma sonucunda, Türkiye’de bugüne dek bilinmeyen, 20-15 milyon yıl öncesi yaşında, zengin fosilleşmiş (silisleşmiş) bir ormanın varlığı ortaya konmuştur.

Daha sonra, Dr. Eşref Atabey ve Dr. Gerçek Saraç’ın hazırladığı makale 27 Aralık 2003 tarihinde Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisinde yayımlanmıştır. JMO Yönetim Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanlığına bölgenin jeolojik koruma alanı, “jeosit” ya da “jeopark” olarak en kısa süre içerisinde koruma altına alınması konusunda 12.12.2004 ve 4. 6. 2004 tarihlerinde başvurmuştur. Dr. Eşref Atabey, L. Tufan Erdoğan ve Dr. Gerçek Saraç tarafından hazırlanan Proje Jeoloji Mühendisleri Odası’nca 11 Haziran 2004 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığına sunulmuştur.

Taşlaşmış (silisleşmiş)  fosil ormanla ilgili olarak; Eşref Atabey ve Gerçek Saraç tarafından 27 Aralık 2003 Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi, Eşref Atabey tarafından 20 Eylül 2004 Bilim ve Gelecek Dergisi, Eşref Atabey tarafından Aralık 2004 Keçi Dergisinde yayımlanmıştır. 2004 JMO Haber Bülteni ve koruma altına alındıktan sonra 2005 Ekim ve Kasım ayı Atlas Dergilerinde makale olarak Eşref Atabey tarafından yayımlanmış,  2004 yılı 57 inci ve 2005 yılı 58 inci Türkiye Jeoloji Kurultaylarında ve Ürgüp Paleontoloji Çalıştayı 2003’de Eşref Atabey tarafından konferanslar verilmiştir. 16 Nisan 2004 ATV, 23 Nisan 2004 TRT-2, 19 Eylül 2004 Kanal-A, 28 Eylül 2004 Kanal-B, 12 Nisan 2005, Kanal-A, 1 Haziran-2005, Kanal-B TV kanallarında canlı yayında konu Dr. Eşref Atabey tarafından anlatılmıştır. 19 Nisan 2004 Hürriyet, 14 Eylül 2004 Cumhuriyet, 16 Ekim 2004 Zaman, 13 Nisan 2005 Evrensel Gazetelerinde haber olarak yer almıştır.

Dönemin Ankara milletvekili Yılmaz Ateş ve Iğdır milletvekili Dursun Akdemir tarafından fosil ormanla ilgili TBMM’ne iki adet soru önergeleri verilmiştir. 5 defa Çevre ve Orman Bakanlığı ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce birlikte teknik inceleme yapılmıştır. 2005 yılı Mart ayı içinde Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Atila KOÇ fosil ormanı yerinde görmüş ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce 13 Mayıs 2005 tarihinde 1. Derece Doğal Sit ilan edillmiştir. Bu sürecin tamamlanması tam 18 ayı almıştır.

   

   

Ankara Çamlıdere fosil ormanı, silisleşmiş ağaç fosilleri hakkında dergi ve gazete yazıları

NOT: Buranın eğitim, turizm amaçlı kullanılması için, bir rapor halinde Ankara Büyükşehir Belediyesine önerilmiştir.

Kahramankazan, Yazıbeyli Mahallesi, Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim Merkezi

TUBİTAK, Bilim ve Yaratıcı Drama eşliğinde Doğa tarihi Müzesine yolculuk projesi

Kahramankazan, Yazıbeyli Mahallesi, Dr.Cahit Koçak Ütopya Bilim Merkezi

11 Mayıs 2014-19 Haziran 2014-eğitimi ve Ankara Çamlıdere, Pelitçik fosil ormanı 

Dr. Eşref Atabey

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya Bilim merkezi

 

TUBİTAK projesi drama eşliğinde doğayı anlama projesi kapsamında Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya merkezinde eğitim çalışması

ve sonrasında Çamlıdere pelitçik köyü fosil orman alanına gezi

 

TUBİTAK projesi drama eşliğinde doğayı anlama projesi kapsamında Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya merkezinde eğitim çalışması

ve sonrasında Çamlıdere pelitçik köyü fosil orman alanına gezi

  

TUBİTAK projesi drama eşliğinde doğayı anlama projesi kapsamında Kahramankazan Dr. Cahit Koçak Ütopya merkezinde eğitim çalışması

ve sonrasında Çamlıdere pelitçik köyü fosil orman alanına gezi

 

Pelitçik fosil ormanı arazi gezisi, öğrencilere doğayı tanıtma

 

Pelitçik fosil ormanı arazi gezisi, öğrencilere doğayı tanıtma

 

Pelitçik fosil ormanı arazi gezisi, öğrencilere doğayı tanıtma

  

Pelitçik fosil ormanı arazi gezisi, öğrencilere doğayı tanıtma

 

 

 

 

 

   

Ankara, Kızılcahamam, Beşkonak (Güvem) balık fosili yatakları ve bazalt sütunları

Ankara, Kızılcahamam Beşkonak (Güvem) balık fosili yatakları ve bazalt sütunları

Kızılcahamam Güvem köyü civarındaki Pliyosen yaşlı çökellerdeki diyatomalı her levha balık ve bitki yaprak fosili içermektedir. Bu alandaki fosil yatakları Kültür Bakanlığı’nca 1. ve 2. derece doğal sit kararı alınarak koruma altına alınmıştır. Fosiller 11-23 milyon yıl öncesi yaşındadır.

 

Balık fosilleri

Yaprak fosilleri

Güvem bazalt sütunları

Güvem-Çerkeş karayolunda bir boğazın iki tarafında yer alır. Parçalara ayrılmış olan sütunlar, şekil olarak sabun kalıbına benzediği için halk arasında “Sabun Kayalar” olarak adlandırılmaktadır. 20-25 milyon yıl yaşındadır.

Kahramankazan Örencik Sinap tepe omurgalı fosil yatağı ve fosil müzesi

 

Kahramankazan Örencik Sinap tepe omurgalı fosil yatağı ve müzesi

Eşref Atabey

Sinaptepe omurgalı fosilleri, Ankara, Kazan ilçesi, Örencik köyünde Sinap formasyonu içinde yer almaktadır. Sinap formasyonu sedimanları günümüzden 15-1 milyon yıl öncesinde yaşamış Miyosen dönemin memeli hayvan fosillerini içermektedir.  Bu fosil yatakları Ankara’nın genellikle kuzey ve kuzey batısında açığa çıkmış ve Neojen dönemin küçük ve büyük boyutlu memeli hayvanlarına ait fosil kaynaklarını bünyesinde toplamıştır

Atgiller, kemiriciler, domuzgiller, zürafagiller, etgiller, hortumlu memeliler, gergedangiller, boynuzlular kaplumbağalar gibi çok zengin bir hayvan topluluğu ile temsil edilir. 1955-1957 yılları arasında yapılan Ankara çevresi fosil araştırmaları sırasında ele geçen ilk primata fosiline Ankarapihecus Meteai (Ozonsoy) adı verilmiş ve 1980 yılında yayınlanan ikinci fosil Ankara Maymunu’nun Miyosen’deki ilk habercileri olmuştur (Ozansoy, 1955, 1957). Orta-Geç Miosen yaşlı türlerden Dryopithecus,  Ouranopithecus ve Ankarapithecus fosilleri saptanmıştır (Alpagut ve diğerleri, 1996).

1995 yılında Ankara Kazan Delikayıncak tepede bulunan 3. maymun fosili ile ilk kez gün ışığına çıkarılan yüz iskeletinin büyük bir kısmı, alt çenesi ve vücut parçaları daha önceki bilgilere önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Miyosen ortamında yaşamış olan Ankara Maymunu radyometrik olarak yapılan tarihlendirmeye göre 9,8 milyon yıl eskiye aittir (Ozansoy, 1955, 1957; Alpagut ve diğerleri, 1986).  Ankara Maymununun bilimsel önemi, primata takımının Hominoid üst ailesinin evrimindeki biyolojik çeşitlenmeyi vurgulamasından gelmektedir. Yaşayan kuyruksuz maymunların (Orangutan, şempanze, gorilla) türlerinin ayrımında kullandığımız morfolojik kriterlerin bir kaçını tek bir örnekte toplamış olmasıdır. Bu buluntu dünya bilim çevrelerini yakından ilgilendirmektedir (Ozansoy, 1955, 1957; Alpagut ve diğerleri, 1986).

 

Örencik Sinap tepe omurgalı fosil örnekleri müzesi

 

Örencik Sinap tepe omurgalı fosil örnekleri müzesi

 

Örencik Sinap tepe omurgalı fosil örnekleri müzesi

 

Sinaptepe omurgalı fosil yatağı

  

Sinaptepe omurgalı fosil yatağı

  

Sinaptepe omurgalı fosil yatağı