Asbest, çevresel asbest, akciğer zarı kanseri, asbestosiz, mezotelyoma, Türkiye: Resimler

asbestli kayaçlar-Ahışık-Mihalıçcık
asbest sanılan beyaz kiltaşı -çankırı
antofillit asbest olan mezar taşları-Mihalıçcık
asbest araştırması-Kureyşler-Aslanapa
asbest maruziyeti bilgilendirme-Tatarcık köyü-mihalıçcık
asbest araştırması, Çakırlı, Biga
asbest çamuru, Büyüktatlı, Afşin
eski asbest işleme fabrikası ve asbest yığını,Mihalıçcık girişi
eski asbest işleme fabrikası ve asbest yığını mihalıçcık girişi
kurumuş asbest çamuru, Büyüktatlı, Afşin
Pekmez toprağı için kullanılan asbestli malzeme, Kamışlı-Pozantı
Amfibol asbest, evlerde kullanmak için tarla gibi sürülen arazi, Maydos, altınekin-Konya
badanada kullanmak için topak yapılan asbest malzeme, Siverek-Abdurrahman Şenyiğit
asbest yığını, Mihalıçcık girişi, eski asbest fabrikası bahçesi
amfibol asbest içeren kayalar, Çubuk, Ankara
akciğerdeki asbest cisimcikleri SEM görüntüsü, Y. İzzettin Barış
asbest yığını, eski asbest fabrikası, Mihalıçcık
makro krizotil asbest lifleri, deliktaş, kangal,Sivas
asbest araştırması, Karaibrahim köyü, Amasya
asbest arama yarması, Gürpınar, şabanözü
asbest yığını, Mihalıçcık
evlerde kullanmak üzere asbest alınan yer, Büyüktatlı, Afşin
evlerin damlarında asbestli toprak kullanımı, Büyüktatlı, Afşin
asbest alınan su dolu çukur, Büyüktatlı, afşin
yerleşim zemini asbestli olan Büyüktatlı mahallesi, Afşin
Evin damına serilmek üzere bekletilen asbest yığını, Büyüktatlı, Afşin
tremolit asbest toprağı olan bahçe, Çakırlı köyü, Biga
asbest sanılan beyaz kireçli toprak, Deliktaş, kangal
duvarlarda badanada kireçli toprak kullanılmış, deliktaş köyü, kangal
evin damında asbest kullanımı, Ergani-Diyarbakır, Abdurrahman Şenyiğit
etrafa saçılmış asbest lifleri, karaibrahim köyü-Amasya
yıkık evlerin duvarlarındaki asbest sıva, Siverek
asbestli zemin, kureyşler, Aslanapa
asbest sıvalı ev, karağı, Aksu
asbest hakkında bilgilendirme, Karağı, Aksu
Terk edilmiş asbest madeni ocağı, Karaibrahim köyü, Amasya
çevreye dağılmış asbest yığını, karaibrahim köyü, Amasya
karayolu sergi malzemesi olarak kullanılmış serpantin malzeme, Kalecik-Çankırı karayolu yapımı sırasında
yerleşim zemini krizotil asbest bulunan Kildere köyü, Bozkır
Lizardit ve antigorit asbest minerali olan serpantin mıcır ocağı, Kılıçlar köyü, Elmadağ
Krizotil asbest bulunan krom ocağı galerisi, Kisecik, Amanos dağları, Antakya
Asbest sıva ve badana, Koçular köyü-Aksu
Krizotil asbest lifleri görünümü, Deliktaş, Kangal
Krizotil asbest lifleri SEM görünümü
Dunit içinde damarlar şeklindeki Krizotil asbest lifleri, Gürpınar, Şabanözü
Krosidolit asbest lifleri
Amfibol asbestli kayaçlar, Kureyşler, Aslanapa
Asbestli sıva malzemesi, maydos, Altınekin
Çatı izolasyonunda ve sıvasında asbestli malzeme kullanılmış ev, Maydos, Altınekin
Asbest maruziyeti ile mezotelyoma hastalığına yakalanan bir hastanın ğrılara karşı intihar etmesi ve bıraktığı mektup, Mihalıçcık, Y. izzettin Barış
Asbest yığını, mihalıçcık girişi
Zemini asbestli olan evler, Mihalıçcık merkez
Sıva için asbest malzeme alınan ocak, Olgunlar, Yayladağı
Asbestli toprağı olan bahçe, Olgunlar, yayladağı
bahçesi asbest zemin olan ilkokul, Olgunlar, yayladağı
Asbestli malzeme kullanılmış evin duvarı, Olgunlar, Yayladağı
Asbest hakkında bilgilendirme, Poyrazlı, Bekilli
Amfibol asbest ocağı, Poyrazlı, Bekilli
kale çevresi eski evlerin duvarları sıvasında ve badanasında asbest kullanımı, Siverek
Tremolit asbest lifleri SEM görünümü, Siverek duvar sıvası
Yıkılmış eski asbest sıvalı evler, Siverek
Çömlek yapımı için çuvallara konmuş asbestli toprak, Sorkun, Mihalıçcık
Yıkık evlerin duvarlarındaki asbest sıva, Siverek
Terk edilmiş asbest ocağı pasaları üzerinde bir ev, Tatarcık , Mihalıçcık
duvar sıvasında asbest kullanılmış evler, Tatarcık, Mihalıçcık
Eski asbest ocağı, Tatarcık mahallesi, Mihalıçcık
Sıvasında asbest kullanılmış bir ev, Tatarcık mahallesi, Mihalıçcık
Toprağı asbestli bir tarla, Tatarcık mahallesi, Mihalıçcık
Asbest araştırması, Tekkeköy-Tire
Eski krizotil asbest ocağı, Topuk köyü-Orhaneli
Yol kenarındaki krizotil asbestli kayalar, Topuk köyü-Orhaneli
Krizotil asbest makro görünümü, Topuk, Orhaneli
Terk edilmiş tremolit asbest ocağı, tatarcık mahallesi, Mihalıçcık
Tremolit asbest lifleri SEM görünümü
Krizotil asbest lifleri makro görünümü, Topuk, Orhaneli
Okul bahçesine serilmiş serpantin malzeme, Yenice, yayladağı

 

Asbest, içme suyunda asbest, asbestli su boruları, AÇB, suda asbest kanser yapar mı?

Bu makale, Bilim ve Gelecek Dergisi, Ocak 2018, Sayı: 167, Sayfa 74-77’ de yayımlanmıştır.

BELEDİYELERİN İÇME SUYU İSALE HATLARINDAKİ ASBESTLİ ÇİMENTO (AÇB) SU BORULARI-

İÇME SUYUNDAKİ ASBEST KANSER YAPAR MI?

Dr. Eşref ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Yerleşim yerlerine içme suyu sağlayan eski asbestli çimento boruları patladığında, şu türlü haberlerin yer aldığına tanık oluyoruz; ‘’İçme suyu kanser yapan borulardan geçerek mi geliyor?, ‘’İçme sularında hala kanserojen asbestli boruları kullanan belediyeler var mı?, ‘’1975 yılından 2000 yılına kadar yaklaşık 1053 adet yerel yönetimin kaçında asbestli borular değişti?’’, ‘’kansere yol açtığı bilinen asbestli borulardan su içiliyor’’, bir başkası, ‘’Asbestli borular patladığında, kırıldığında, kanserojen madde suya karışıyor. Bizim çocuklarımız, bu musluk suyunu içiyor. Çamaşırımızı bu suyla yıkıyoruz ve tişörtteki asbesti soluyoruz. Sebzeyi meyveyi bu suyla yıkıyoruz, suluyoruz. Asbest yemiş oluyoruz. En çok da tamir etmeye çalışan görevliler için vahim bir durum söz konusu.  Devlet eliyle kullanımı tamamıyla yasaklanan asbestin, yani hastalık saçan bu kanserojen maddenin, bizim hayatımızdan da çıkmasını istiyoruz’’. Ne zaman su borusu patlasa bu tartışmalar alevlenmekte, benzer sorular sorulmaktadır. 10 Ocak 2015 tarihinde, T.C. Sağlık Bakanının “Köylerde içme suyu ve kanalizasyon hatlarında asbestli boru kullanıldı mı?” sorusuna verdiği cevapta; ‘’1975-1995 yıl­la­rı ara­sın­da İl­bank ta­ra­fın­dan yap­tı­rı­lan iç­me su­yu ve ka­na­li­zas­yon tesis­le­rin­de as­best­li çi­men­to bo­ru kul­la­nıl­dı­ğı­nı, 2000’den bu ya­na as­best­li bo­ru kul­la­nıl­ma­dığını, an­cak, biz­zat be­le­di­ye­le­rin yap­tı­rı­lan iç­me su­yu te­sis­le­rin­de as­best­li çi­men­to bo­ru kul­la­nı­lıp kul­la­nıl­ma­dı­ğı veya da­ha ön­ce dö­şe­nen bo­ru­la­rın de­ğiş­ti­ri­lip de­ğiş­ti­ril­me­di­ği İl­bank ta­ra­fın­dan bi­lin­me­mek­te­dir, solunum yoluyla alınan asbestin akciğer kanserine yol açtığının bilimsel çalışmalarda yer aldığı ancak sindirim yoluyla alınan asbestle ilgili yeterli veri olmadığını’’ belirtmiştir (1).

Asbest nedir? Nerelerde kullanılmıştır? İnsan sağlığına etkisi nedir?

Asbest; ateşe, asitlere ve darbeye dayanımlı, iletkenlik özelliği olmayan bir kısım doğal, lifsi silikat mineralleri için kullanılan genel bir ifadedir. Krizotil, aktinolit, tremolit, amosit, krokiodolit ve antofillit türleri vardır. Hepsinin ortak özelliği lifsel yapıya sahip olmalarıdır.   Sıcaklığa, asitlere dayanımlı olması, kırılma, çarpma ve darbelere karşı mukavemet gücü nedeniyle sadece 3 asbest lifi türünden olan, krizotil, tremolit, amosit ve krokidolit 1930-1980’li yıllar arasında 3000’den fazla endüstriyel alanda yoğun bir şekilde kullanılmıştır (2, 3). Asbestten etkilenme, çevresel ve endüstriyel yolladır. Şehirlere su sağlamada kullanılan boruların imalında da asbest kullanılmıştır. Asbest lifi ve tozlarının belli bir süre ve yoğun şekilde solunduğunda asbestos ve mezotelyoma hastalığı (akciğer zarı kanseri) yaptığı bilinmektedir (4, 5, 6).

Bir silikat minerali olan asbestin bünyesindeki silisin eritilmesi, ancak florik asitle gerçekleşebilir. İnsanda da bu asit bulunmaz. Dolayısıyla bu çeşit malzemelerle karşılaşınca yok etmek için enzimini üzerine boşaltır; ancak enzim yıkamadığı için kristal üzerinde bloke olur ve lizozom artık görev yapamaz duruma geçer. Yavaş yavaş vücudun yaşlanmasına ve korunmasız kalmasına neden olur (7, 8).

Su borularında asbest lifleri Portland çimentosunda bağlayıcı madde olarak bulunur. Vücuda solunum yolu ile giren asbestin akciğer kanseri (mezotelyoma) yaptığı kesinlikle bilinmektedir. Fakat ağız yolu ile sindirim sistemine giren asbestin gastrointestinal tümörleri ve peritonal mezotelyoma yapıp yapmadığı kanıt yetersizliğinde açıklığa kavuşturulamamıştır. Buna rağmen asbestin sindirim sisteminde kanser veya herhangi bir hastalık yapmadığına ilişkin kesin bir görüş yoktur (9). İçme ve kullanma suyu sağlayan asbestli çimento borularından akan suda asbest lifi var mıdır, varsa derişimi nedir bilinmemektedir. Dolayısıyla içme ve kullanma suyundaki asbestin maruziyet derecesi ve kanser nedeni olup olmadığı hala tartışma konusudur.

1989 yılında Amerika Birleşik Devletleri Çevresel Koruma Ajansı (EPA), asbestli ürün kullanılmasını 1997 yılına kadar yasaklamak için bir karar çıkartmıştır. Dünyanın en büyük asbest üreticilerinden biri olan Kanada bu karara itiraz ederek Yargıtaya başvurmuştur (10) ABD Yargıtay Kararına esas teşkil eden iki konu vardır: ‘’Asbestli ürünlerin su borularında kullanılması insan sağlığına zararlıdır diyebilmek için kesin kanıt yoktur. Bu konuda daha fazla istatistiksel çalışma yapılmalıdır’’, ABD Yargıtay kararının dayatıldığı (yani asbestli ürünlerin serbest bırakılması kararı) bir örnek çok ilginç olup, insanın yaşama hakkının parasal karşılığını hesaplamaktadır. Şöyle ki: “13 yıl içinde 3 hayatın kurtarılması için kişi başına 76 milyon dolar gözden çıkarılırsa asbestli boru yasaklanabilir. Asbestli kiremit altı kaplamasının yasaklanması her kurtarılan hayat için 106 milyon dolara mal olacaktır’’. Açıkça görülüyor ki ABD Yargıtay kararı sadece ekonomik nedenlerle asbest üretimini ve kullanımını serbest bırakmıştır (9).

ABD, daha sonra Montana’daki Libby asbest madeninde çalışan işçilerde ve çevrede asbest maruziyeti artınca ve tazminatlara ödenen para büyük boyutlara ulaşınca asbesti yasaklamak zorunda kalmıştır.

İçme suyunda asbest

Bilindiği üzere asbest lifleri, asbestli topraklardan, asbest madeni yatak ve zuhurlarından rüzgarlar, yağış ve sellerle çevreye ve atmosfere yayılmakta, su kaynaklarına ulaşabilmektedir. Su kaynaklarına asbest liflerinin girişi, doğal asbest mineralleri, endüstriyel atıklar, atmosferik serpinti ve asbestli çimento boruları, su dağıtım ve depolama tanklarında aşındırıcı ve korozif suyun etkisi ile çözünmesi ile olabilmektedir. 1980’li yıllarda yapılan çalışmalar göstermektedir ki sulara asbest lifleri karışmıştır. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da Superior maden bölgelerindeki su kaynaklarında su ile taşınan yüksek seviyelerde asbest lifi tespit edilmiştir (11). Bu durum mesleki asbest soluması ve sindirim sistemi üzerine çalışmaları ile örtüşmektedir. Suda bulunan asbest lifleri genellikle çok küçüktür. Örneğin krizotil lifleri 0,5-2,0 µm uzunluğunda ve sadece 0,03-0,1 µm çaptadır. Asbest su çevrimi yoluyla yer altı ve yer üstü su kaynaklarına girebilir. Maden alanlarında oluşan akıntılarda 104 lif 14 eşik seviyesi ile 1011 lif 1-1 derişimleri arasında değişmektedir. Yüksek derişimler genellikle şehir merkezleri ve sanayi merkezleri yakınlarında bulunmuştur (12). İngiltere, Hollanda ve Almanya’da yapılan çalışmalar göstermiştir ki, içme sularında, 0,2-2,0 106 lif 1-1 aralığı seviyelerinde ve ortalama 1,0 106 lif 1-1 derişiminde bulunmuştur (13). Bu değerler ABD ve Kanada’daki bulgularla uyuşmaktadır. Ancak, bu yerlerde asbest madeni işletmeleri yapılmış ve ilgili endüstride kullanılmıştır (12, 13, 14, 15).

Asbestli çimento su boruları (AÇB)

Çimento malzemesinde asbest kullanılmış su borularına, asbestli çimento boruları kısaca AÇB denir. Asbest lifleri, çimento için iyi bir bağlayıcı ya da dolgu maddesi olarak görev yapar ve yaygın olarak su dağıtım şebeke servisi ve depolarının yapımında, asbest çimentonun, düşük maliyeti, yüksek dayanıklılığı, beton ürünleri ile özellikle boru ve tankların imali için yaygın kullanılmıştır.

ABD ve Avrupa ülkeleri asbestin kullanımını 1990’lı yıllardan itibaren yasaklamışlardır. Türkiye’de de 2013 yılında çıkarılan, ‘’Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’’ (16) gereğince; ‘’asbestin her türünün çıkarılması, işlenmesi, satılması ve ithalatı, asbest içeren her türlü ürünün ithalatı ve satılması, asbest ürünlerinin veya asbest ilave edilmiş ürünlerin üretimi ve işlenmesi yasaktır’’. Dolayısıyla AÇB imali yapılmamaktadır. Risk oluşturan asbestli su boruları eski yıllarda yerleşim yerlerine su taşımada kullanılmış olan asbestli çimento borularıdır.

İngiltere’de 82 asbestli çimento borulardan geçen içme suyu incelenmiş, bütün sular aşındırıcı ya da orta derecede aşındırıcı (diğer deyişle yumuşak ve asidik) olarak kabul edilmiştir (17). Boruların uzunlukları 375 ile 10.500 m arasında ve yaşları 7 ile 35 yıl arasında değişmektedir. Borulardan su geçtikten sonra lif derişimleri, 17 örnekte 1×106 lif 1-1’den büyük ve 4’ünde 3×106 lif 1-1’den büyük bulunmuştur. Lif derişimleri doğal kaynaklara bağlanmadığı gibi, somut olarak AÇB borulardan kaynaklandığını oraya koymuştur. Çalışmada boru uzunluğu, çapı, yaşı ve suyun aşındırıcı özelliğinin borudaki asbest lifleri derişimini etkileyen önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır (13, 7). Yangın musluklarının açılması ya da itfaiyenin büyük miktarlarda su kullanması sonrası lif yoğunluğunun 14×106 lif 1-1’e kadar arttırabilir. İngiltere’de içme suyu hattının yaklaşık %10’u, ortalama ağırlıkça %10-%15 arasında asbest içeren çimentodan yapılmıştır. Asbest yaygın olarak pompalar, vanalar ve eklemler için bağlantı malzemelerinde kullanılmıştır (17).

Kanada’da yapılan bir araştırmada dağıtım şebekelerindeki su borularından krizotil türü asbest lifleri baskın olduğu tespit edilmiştir. Asbest derişimleri >0,1 106 lif L-1 olarak tespit edilmiş, değerler sınır değeri altı ile 2000 106 1-1 arasında ve orta lif uzunluğu 0,5-0,8 µm’dir. Nüfusun %25’ine sunulan suyun değerleri açısından >1×106 lif 1-1, %5’i >10×106 lif 1-1 içeren su ve %0,6>100×106 lif 1-1’e varan su servis edilmiştir (14, 17). Bazı asbest lifleri bakterilerden çok daha küçük boyuttadır. Lifler şeffaf olduklarından suda görülmez. Duş alma ve seyyar ev nemlendiricilerinde asbestle kirlenmiş su kullanımı liflerin kolaylıkla havaya karıştığını ve solunabilir olduğunu göstermiştir. Bazı evlerde, bu cihazlarda havada maruz kalma düzeyi 0,2 lif cm2’yi aşan hava asbest derişimleri bulunmuştur (15, 17).

Ülkemizde yerleşim yerlerine içme suyu taşıyan su borularının imalında kullanılan çimento içinde asbest malzeme kullanıldığı bilinmektedir. Boruların imalinde kullanılan asbestin içme suyuna aşındırıcı etkilerle geçmesi konusunda İngiltere’de yapılmış çalışmaların benzeri, Türkiye’de bulunmamaktadır. Ülkemizde en sık görüleni, su borularının deforme olması, parçalanma ve bakım sırasında asbest lifleri (5,5-8 mm uzunluğundaki lifler ile daha küçük boyutta toz halinde olanlar) suya geçebilme ihtimalidir. İçme suyu ile sindirim kanalına karışan asbest lif ya da partiküllerin hastalık yapmaları konusunda da somut bir çalışma sonucu bulunmamaktadır. Ancak içinde yüksek oranda asbest bulunan suyla yıkanacak çamaşırların kurutulmasından sonra, çamaşırlara takılabilecek asbest liflerinin daha sonra solunum yoluyla akciğere geçebilmesi mümkündür. Bundan en fazla etkilenecek olanlar ise kadınlardır (2, 4, 5).

Asbestli çimento borularında kanser riski

Dünya Sağlık Örgütü ‘’asbestin, solunum yoluyla maruziyette kanserojen olduğu bilinmesine rağmen, mevcut epidemiyolojik çalışmalar kanser riski içme suyu asbest riski ilişkili artmış olduğu hipotezi desteklememektedir’’ sonucuna varmıştır (20). Yani, tutarlı ve somut delil olmamasına rağmen asbest sağlığa zararlıdır. İlk kez WHO yönetmeliğine asbesti dahil etmiş, içme suyunda asbest için bir sınırlama konmasına gerek olmadığı sonucuna varmıştır (21). Ancak, USEPA Ulusal Temel İçme Suyu Yönetmeliğine asbeste yer vermiştir (22). Geçerli asbest maksimum kirletici seviyesi (MCL) >10 µm uzunluğundaki lifler için, 7×106 lif 1-1 olarak belirlemiş, bu da yaklaşık 0,2 µm 1-1’dir. Ancak seçilen bu limitin temelinin bilimsel olmadığı da belirtilmiştir. İçme suyundaki asbest ile kanser arasındaki ilişkide, sadece mide, pankreas ve böbrek kanseri ile tutarlılık gösteren derecede risklerin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır (17, 22, 23).

İçme suyu ile ilgili kanıtlar çeşitli soruları yanıtsız bıraktığı için çok açık değildir. İçme suyu ve asbest arasında kanser nedeni ile bağlantı var mı? Hangi asbest maruz kalma düzeyi içme suyu için güvenli kabul edilebilir? Dağıtım şebekesinin ve asbestli boruları (AÇB) sonunda ne kadar asbest vardır? Asbestli boru içinde suyun hangi durmalarında veya aşınması sonucunda asbest yüksek düzeyde çıkmaktadır? Bu sorular sürdükçe, asbestli su borularının kanser yaptığıyla ilgili şüpheler de devam edecektir. Şimdilik bildiğimiz, içme suyundaki asbestin kanser yaptığıyla ilgili bilimsel bir somut verinin olmayışıdır. Mevcut su analizleriyle asbest lif türleri arasında ayrım yapılamamaktadır. Mide, böbrek ve pankreas kanseri için içme suyundaki asbestin yüksek risk ilişkisi için, araştırmaların yapılmasının yararlı olacağıdır. En pratik çözüm, içme suyu iletim hatlarında daha önce kullanılmış olan asbestli (AÇB) borular, daha sağlıklı malzeme ile yenilenmeli ve eski AÇB boruları kullanılmamalıdır. Bu yapılmadıkça, içme sularındaki asbestli su borusu kanser şüphesi ve tartışması son bulmayacaktır.

Bu makale, Bilim ve Gelecek Dergisi, Ocak 2018, Sayı: 167, Sayfa 74-77’ de yayımlanmıştır.

 

Asbest, Türkiye asbest sorunu, asbest ve kanser

Bu makale, HERKESE BİLİM TEKNOLOJİ DERGİSİ, 29 Mart 2019, Sayı: 157, Sayfa: 22’de yayımlanmıştır.                                                                                                              

TÜRKİYE’DE ASBEST SORUNU VE         KANSER TEHLİKESİ

DR. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Asbest; ateşe, asitlere ve darbeye dayanımlı, iletkenlik özelliği olmayan bir kısım doğal, lifsi silikat mineralleri için kullanılan genel bir ifadedir. Ortak özelliği lifsel olmalarıdır. Serpantin ve amfibol olmak üzere, 2 grup asbest minerali bulunur. Serpantin grubundan krizotil, amfibol grubundan;  tremolit, aktinolit, amosit, krosidolit, antofillittir. Asbest, halk dilinde amyant, çorak, çelpek, geren ve ak toprak, kaya yünü, höllük gibi adlarla anılır. Beyaz ve açık renkli olan her kayaç ve toprak asbest sanılmaktadır. Oysaki beyaz olan her toprak ve kayaç asbest değildir. Türkiye topraklarının yarısından fazlası açık renkli, beyaz topraklardır. Bunlar sağlık yönünden riski bulunmayan genellikle kalsiyum karbonat bileşimlidir. Türkiye’de 73 adet krizotil ve amfibol asbest yatağı tespit edilmiştir. Bursa-Orhaneli, Ankara-Çankırı-Şabanözü, Amasya, Sivas-Beypınarı, Erzincan-İliç, Bitlis, Hatay-Kızıldağ, Mihallıççık, Denizli-Bekilli, Uşak-Karahallı yöresinde asbest oluşumları vardır.

Dünya’da asbest üretici ülkeler; Rusya, Kanada, Çin, Avustralya, Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Japonya, Yunanistan, İtalya, Kazakistan. 2012 yılında asbest üretimi 1.98 milyon ton olmuştur. Rusya, Kanada, Çin hariç, diğer ülkeler asbestin insan sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle 1990’lı yıllar itibariyle faaliyetlerine son vermişlerdir. Türkiye asbest rezervi 29.600.000 tondur. Bu miktarın bir kısmı geçtiğimiz yıllarda üretilmiş ve daha çok inşaat, çimento ve tekstil sanayinde kullanılmıştır. Türkiye 2003 yılında 42.000 ton asbest lif demeti ihraç etmiş ve bunu Litvanya ve Bulgaristan izlemiştir. 2010 yılı öncesi son 30 yılda asbest ithalat miktarı yaklaşık 500.000 ton olmuştur. 1970, 1980’li yıllarda Eskişehir Mihalıçcık, Bursa Orhaneli, Bitlis Destuni ve Sivas’ta asbest lifi işleme fabrikaları faaliyet göstermiştir. Türkiye’deki asbest ocakları, asbestin insan sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle faaliyetlerine 1990’lı yıllardan itibaren son vermişlerdir. Ülkemizde asbestin çıkarılması, taşınması, ihracatı, ithalatı, kullanımı ve ticareti 2010 ile 2013 yılında çıkartılan yönetmeliklerle tamamen yasaklanmıştır.

Asbeste maruziyet mesleksel veya mesleksel olmayan yollarla olabilmektedir. Türkiye’de endüstriyel kullanım çok yüksek olmamasına rağmen çevresel asbeste maruz kalmak önemli bir sağlık sorunudur. Uzun yıllar boyunca özellikle kırsal kesimde evlerin damlarında izolasyon malzemesi, kireç yerine sıva ve badanada, duvarlarda, çanak-çömlek malzemesi, yol sergi malzemesi, çocuk pudrası, pekmez toprağı olarak kullanılmıştır. Oda havasına karışan asbest liflerinin tamamen temizlenmesi çok zordur. Zira bunlar uzun süre havada asılı kaldıkları, zemine inemedikleri gerçeğiyle elektrik süpürgesiyle bile ortamdan uzaklaştırılamaz. 1930-1980’li yıllar arasında inşa edilen tüm binalarda ve tesislerde asbestli malzeme kullanılmıştır. Tekstil, filtreler, gemi yapımı, uçak yapımı, çimento üretimi, otomobil yapımı, izolasyon ürünleri, su boruları yapımı, petrokimya endüstrisi, gaz maskelerinin yapımı, yer karoları ve kaplama levhaları başlıca alanlarıdır.  Basınca, ısıya, asitlere dayanımlı olması ve mukavemet gücü nedeniyle endüstride 3000 kalem malzemede asbest kullanılmıştır.

Asbest mineral lifleri ve tozlarının solunmasına bağlı akciğer hastalıkları önemli bir sağlık sorunudur. Tıbbi araştırmalar ile asbest liflerinin iç ve dış ortam yoluyla solunması sonucu akciğer zarında kireçlenme ve kalınlaşma, su toplanması, malign mezotelyoma yanı sıra karın zarı kanserine neden olduğu ortaya konmuştur. Aktinolit, tremolit, antofillit ve krosidolit  lifleri, krizotil asbest liflerine göre çok daha kanserojendir. Solunan ortamda sekiz saatlik sürede ölçülen asbest lif sınır değeri 0,1 lif/cm3 olmalıdır. Asbeste bağlı hastalıklar; benign (iyi huylu) ve malign (kötü huylu) hastalıklar olarak iki grup altında tanımlanmıştır. En tehlikeli olanı ‘’Mezotelyoma’’ ölüme neden olabilir. Yıllık malign mezotelyoma vakası: 506.

Türkiye’de 45 ildeki 87 ilçe sınırları içindeki toplam 203 köyde asbest zuhuru (asbest bulunan) ve yatakları (asbest cevheri olarak işletilen) bulunmaktadır. Zuhur ve yatakların çoğu yerleşim yerlerine uzaktaki mevkilerde, dağ, tepe ve derededir. Yerleşim yerleri içindeki en riskli köy sayısı 63, ilçe merkezi 2’dir. Türkiye’de çevresel asbest riski altındaki toplam nüfus yaklaşık 72.000 kişidir. En fazla asbest riski taşıyan yerler; Mihalıçcık merkezi, Mihalıçcık’ın Tatarcık başta olmak üzere 17 mahallesi, Yayladağı Olgunlar, Afşin Büyüktatlar, Altınekin Maydos, Bozkır Kildere, Aslanapa Kureyşler, Bekilli Poyrazlı, Şabanözü 6, Aksu 2, Yıldızeli 9, Siverek merkezi, Çermik 2, Çüngüş 2, Ergani 2, Maden 2, Hani 2 köyü, Amasya Karaibrahim ve diğer yerlerdir. Türkiye’deki kırsal kesim çevresel asbest maruziyeti altındaki yerleşim yerlerinin durumu, sorunları ve çözümleri de bilinmektedir. Sorun, yönetsel ve mali konuya gelip dayanmaktadır.

Kaynaklar

Atabey, E. 2017. Mineral Dusts and Health. 296p.Lambert Academic Publishing-Germany.

Atabey, E.  2015. Türkiye asbest haritası (çevresel asbest maruziyeti-akciğer  kanseri-mezotelyoma). TüberkToraks Derg. 63/3, 199-219.

Atabey E. 2009. Türkiye’de asbest, eriyonit, kuvars ve diğer mineral tozları ve etkileri. MTA Yerbilimleri ve Kültür Seri: 6, 191s.

Barış Y. İ. 2003.‘’Anne Bana Kerpeteni Getir’’ Anadolu’nun bitmeyen akciğer ve karın zarı kanseri çilesi. Bilimsel Tıp yayınevi, 224s.

Barış Y. İ, Atabey E. 2009.Türkiye’de mesleksel ve çevresel hastalıklar. Köseleciler 1933, Magic Digital Center, 221s.

Barış Y. İ, Akay H, Emri S. 2007. Türkiye’de asbest ve eriyonit ile ilgili hastalıklar. Toraks Derg. 8.

İrkeç, T. 1990. Asbest. MTA Eğitim Seri, 31.

MTA. 1975. Türkiye Asbest Envanteri. 157.

Cam yünü, asbest-kaya yünü, taş yünü, cam yünü kanser yapar mı?

Bu Makale; 14 Aralık 2018 Tarihli ‘’Herkese Bilim Teknoloji’’ Dergisi, Sayı:142, Sayfa: 18, 19’da yayımlanmıştır.

BİNALARIN YALITIMINDA KULLANILAN

CAM YÜNÜ VE TAŞ YÜNÜ KANSER YAPAR MI?

 

DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Cam yününde asbest kullanılmış mıdır? Cam yünü elyafının havaya karışması sağlık açısından ne gibi olumsuzluklara yol açar? Bebek ya da çocuk bulunan evlerde cam yünü kullanılması doğru mudur? gibi sorular zaman zaman sorulmaktadır. Öncelikle belirtmeliyim ki, kaya yünü, taş yünü, asbest (amyant), cam yünü terimleri birbirine karıştırılmaktadır. Kaya yünü ile taş yünü ve cam yünü tamamen birbirinden farklıdır. ‘’Kaya yünü’’ diğer adıyla ‘’asbest’’ doğal oluşumdur; ‘’cam yünü’’ ile ‘’taş yünü’’ yapay elde edilir.

Asbest ya da kaya yünü: Asbest bir grup silikat mineralinin ortak ticari adıdır.  Halk arasında asbestin (amyant) diğer adlarından birisi ‘’kaya yünü’’dür. Bazen de ”taş yünü” diye de anılıyor. Asbest lifsi olup, asitlere, basınca, ısı ve ateşe dayanımlıdır. Krizotil, tremolit, aktinolit, amosit, krokoidolit gibi farklı türleri bulunur. Endüstride yaklaşık 3000 malzemede kullanılmıştır.  Lifleri kanserojendir.

Cam yünü (cam elyafı): Cam yününün hammaddesi silis kumu olup, aynı zamanda camın da hammaddesidir. Bundan dolayı cam yünü adı verilmiştir. İnorganik bir hammadde olan silis kumunun, yüksek basınç altında 1200 °C-1250 °C’de ergitilerek, elyaf haline getirilmesi sonucu elde edilir. Cam elyafı ya da cam yünü lifi de denilir. Her türlü yapıda, dış ve iç duvarlarda, çatı katı döşemelerinde, çift cidarlı sandviç duvarlarda ısı ve ses yalıtımı için kullanılır.  Şilte, levha, boru ve dökme şeklinde üretilir. Isı yalıtımı, ses yalıtımı ve akustik düzenleme malzemesi olarak kullanılır. Zamanla bozulmaz, çürümez, küf tutmaz, korozyon ve paslanma yapmaz. Böcek ve mikroorganizmalar tarafından tahrip edilemez.

Taş yünü: Ticari bir ad olan taş yünü, volkanik bir kayaç olan diyabazdan elde edilir. Gözenekliliği yaklaşık %96’dır. Hammaddenin büyük ocaklarda 1600 ⁰C’da akışkan lav haline gelinceye kadar eritilmesi ve elyaf haline getirilmesiyle elde edilir. Taş yünü, uygulandığı yapılarda ısı ve ses yalıtımı sağlar. Ayrıca yangına karşı çok dayanıklı ve su iticiliğiyle iyi bir yalıtım malzemesidir.

CAM YÜNÜ VE TAŞ YÜNÜ KANSER YAPAR MI?

Cam yününde asbest kullanıldığı şüphesi her zaman süregelmiştir.  Cam yünü yapay olup, imalinde asbest kullanılmamaktadır. Taş yünü bazen asbest ile karıştırılmaktadır. Asbest tozu ve liflerinin uzun süre solumasından akciğer zarında asbestozis ve karın zarı kanseri yaptığını biliyoruz. Kanserojen özelliği dolayısıyla ABD ve Avrupa ülkelerinde 1990’lı yıllardan sonra, Türkiye’de ise 2010 ve 2013 yılından sonra üretilmesi, ticareti, ithalatı, ihracatı, kullanımı yasaklanmıştır.

Cam yünü ve taş yünü liflerinin ise kanser yaptığı konusu tartışmalıdır.  Hollanda’da sağlık uzmanları, binaların ısı yalıtımında kullanılan cam yünü ve taş yünü konusunda ciddi uyarılarda bulunuyorlar. Binalarda kanserojen bir madde olan asbestin kullanılıp kullanılmadığı üzerinde durulduğu eleştirisini yapan uzmanlar, cam yünü ve taş yününün de ölümle sonuçlanan hastalıklara neden olabildiklerine dikkati çektiler. Göğüs hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Marjolein Drent, “Asbestin yerine kullanılabilecek maddeleri çok çabuk kabullendik. Ancak bu yenilikler sandığımız kadar zararsız değil” ifadesinde bulundu. Prof. Drent, bir maddenin kanserojen olmamasının zararsız olacağı anlamına gelmediğine vurgu yaptı.

1991yılında ABD The Occupational Safety and Health Administration (OSHA) İş Güvenliği ve Sağlığı Kurumu, cam elyafının rahatsız edici bir toz olduğuna, kansere neden olan bir madde olmadığına karar vermiştir. Yaygın olarak, cam yününün kanserojen olmadığı yönünde bir kanı bulunsa da, Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı eyaletlerinde içerdiği bağlayıcılar nedeniyle kanserojen olarak sınıflandırılır.

Cam yünü üzerindeki olumsuz yaklaşımların temelinde; kanserojen olduğu bilinen asbeste olan fiziksel benzerliği ve çalışma sırasında gözlerin, cildin ve solununum yollarının tahrişi gibi problemlere neden olması yatmaktadır.

ASBEST LİFLERİ İLE CAM YÜNÜ LİFLERİ ARASINDAKİ FARK

Asbest lifleri ile cam yünü lifleri arasındaki temel farklılık, boyutları ve liflerinin kırılmalarında görülür. Cam yünü tek ve silindirik liflerden oluşur ve boylu boyunca bölünmez. Kırılmalar liflerin yalnızca enine olur. Kırıldıklarında, onlardan enine küçük parçacıklar oluşur ve lif özelliğini kaybederler. Asbest lifleri hiçbir zaman tek bir lif olarak değil, her zaman lif demetlerinden oluşur ve bu lif demetleri boydan boya parçalanarak binlerce küçük uzun liflere ayrılırlar. Asbest lifleri solunması halinde, akciğerlerde alveoller olarak bilinen küçük kesecikler içinde hapsolurlar. Lifler uzun, keskin ve akciğer dokusunu tahriş edici olup, alveollere yakalandıklarından akciğerlerde kalırlar. Bu durumda akciğerler sertleşir, elastikiyetlerini kaybeder. Devam eden tahrişler sonucu, zamanla, bazı kişilerde kanser oluşur.

Cam yününün (elyafının) lifleri enine kırılarak küçücük parçalara bölündüklerinden, bu partiküllerin solunması halinde, dokunun bu küçük parçalara tepkisi farklıdır. Cam yünü lifleri parçacıkları da akciğerlerdeki keseciklerde depolanır. Fakat alveoller kapanmadıklarından, parçalar keseciklerde hapsolmazlar. Alveoller bu küçük cam yünü lif parçacıklarını kısa zamanda boşaltarak akciğerlerden dışarı atılmalarını sağlar.

Ancak, silikozis yapma yönünde risk var mıdır? Sorusu sorulabilir. Yanıt; silikozis alfa kuvars kristallerinin akciğer dokusunda yaptığı harabiyet olup, cam yünü liflerinin böyle bir fiziksel özelliği olmayıp, bu yönde bir risk taşımamaktadır.

HALK SAĞLIĞI YÖNÜNDEN ÖNLEMLER

Cam elyafı gözlerin, cildin ve solununum yollarının tahrişine, cam yünü liflerinin deriyi mekanik olarak kazıması nedeniyle de dermatit olarak bilinen rahatsızlıklara neden olabilir. Elyaf levhalarının bir yüzü alüminyum kaplama olup, diğer yüzü kaplamasızdır. Bu durum cam yünü liflerinin çevreye yayılmasına ve havaya karışmasına neden olacaktır. Havada cam yünü lifleri bulunması durumunda astım hastaları, bebek, çocuk ve yaşlılar için risk taşır.

-Alerjik sorunlar yaşayan insanların, özellikle bebek ve çocukların bulunduğu ortamda, solunan havada cam yünü lifleri bulunmamalı.

-Oturulan mekanların yakınında cam yünü bulunan binaların tamiratı sırasında havaya cam yünü lifleri dağılmamalı.

-Yeni inşa edilen binaların yalıtımında kullanılan cam yünü liflerinin çevreye yayılması önlenmeli.

-Kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binalardan çevreye ve havaya cam yünü liflerinin dağılması önlenmelidir.

 

ÇALIŞANLAR İÇİN CAM YÜNÜ VE TAŞ YÜNÜNE DİKKAT!

Cam yünü ve taş yünü ile çalışılırken korunmak için, uzun kollu gömlekler ve pantolonlar, her gün temiz giysiler giyerek cildi cam yünü liflerine karşı kapalı tutmak zorunludur. Eldivenler ve koruyucu gözlükler de yararlı olabilir. Cildi, üzerine bulaşmış liflerden arınmak için sabun ve ılık su kullanılmalı. Tozlanma; keçe ve bez şeklindeki cam elyafının ruloların açılması esnasında, kıyım makinası ile çalışırken, işlem sonucu toz koruyucular uzaklaştırılmış ise ya da zımparalama esnasında oluşur.  Cam elyafına solunum yoluyla maruz kalmamak için her zaman bu gibi alanlarda bir toz maskesi takılmalı.

Cam elyafı ile bağlantılı esas tehlikelere, imalatı esnasında ya da laminat oluşturmak için kullanılan kimyasallar neden olur. Stiren monomeri ya da ham reçine, bir organik peroksit ile katalize edilir. Bunlardan en sık kullanılanı metil etil keton peroksittir. Tepkimeyi hızlandırmak için sıkça kullanılan kobalt bileşikleri, alerjik deri ya da astıma benzer rahatsızlıklara neden olabilir. Aseton; araçlar ve gereçlerin, sprey ekipmanlarının temizlenmesinde kullanılan, merkezi sinir sistemini uyuşturucu bir maddedir. Bu kimyasallar hakkında hatırlanması gereken en önemli şey solunduklarında sağlığa zararlı olduklarıdır.

Uygun bir solunum cihazı kullanılmalı ve yeterli bir havalandırma sağlanmalı. Ayrıca bu kimyasalların, normal oda sıcaklığında dahi yanıcı ve patlayıcı yoğunluklar oluşturabilecekleri unutulmamalı. Sağlıklı bir uygulama ve havalandırmaya özen gösterilmeli.

Kaynaklar

Atabey, E. 2017. Mineral Dusts and Health. 296p.Lambert Academic Publishing-Germany, ISBN: 978-

622-2-07140-6.

Atabey, E.  2015. Türkiye asbest haritası (çevresel asbest maruziyeti-akciğer  kanseri-mezotelyoma).

Tüberküloz ve Toraks Dergisi. Sayı: 63/3, 199-219.

Atabey, E.  2009. Türkiye’de Asbest, Eriyonit, Kuvars ve diğer mineral tozları ve etkileri. MTA

Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 6, 191s.ISBN:978-605-4075-44-7.

https://www.interajans.nl/cam-ve-tas-yunu-de-oldu

http://tekintezcan.cbu.edu.tr/files/01CAMYUNU.pdf

http://www.toolboxtopics.com/Gen%20Industry/Is%20Fiberglass%20a%20Health%20Hazard.htm

Yılmaz, G.2016. İnorganik esaslı kompozit ısı izolasyon paneli üretimi. Kocatepe Üniv.  Fen Bil. Enst.

Topçuoğlu, K. 2014. Yalıtım Teknolojisi. Nobel Yayınları.

Kim, J., Song, T.H. 2013. Vacuum insulation properties of glass wool and opacified fumed silica under

variable pressing load and vacuum level. International Journal of Heat and Mass Transfer, 64: 783–791.

asbest nedir?

Bu yazı, Eşref Atabey. 2009. Türkiye’de Asbest, Eriyonit, Kuvars ve Diğer Mineral Tozları ve Etkileri. MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 6, 191s. ISBN:978-605-4075-44-7. Kitabı sayfa 7-24 arası aynen alınmıştır.

ASBEST

TANIMI, ÇEŞİTLERİ, ÖZELLİKLERİ, MİNEROLOJİSİ, OLUŞUMLARI

  1. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi /Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Giriş

Asbest mineralleri, mafik (az silisli) ve ultramafik (çok silisli) kayaçlar içinde damar ve ağ şeklinde bulunabilirler. Serpantin grubundan başlıca lifsi krizotil ile amfibol gubuna bağlı; antofillit, tremolit, aktinolit, amosit, krosidolit mineralleri sayılabilir (Atabey, 2005a, 2007b).

Asbest mineral lifleri ve tozlarının solunumuna bağlı akciğer hastalıklarının Türkiye’de önemli bir sağlık sorunu olduğu bilinmektedir. Barış (1987, 1994, 2003a, 2005) tarafından  yapılan tıbbi araştırmalarda asbest liflerinin iç ve dış ortam yoluyla solunması sonucu akciğer zarında kireçlenme ve kalınlaşma, su toplanması, malign mezotelyomanın yanı sıra karın zarı kanserine neden olduğu da ortaya konmuştur. Özellikle amfibol asbest grubu minerallerden aktinolit, tremolit, antofillit ve krosidolit  liflerinin, krizotil asbest liflerine göre çok daha kanserojen olduğu  da belirtilmektedir.

Asbest tanımı

Asbest terimi; magnezyum silikat, kalsiyum-magnezyum silikat, demir-magnezyum silikat veya sodyum-demir silikat bileşimindeki, ateşe, asitlere ve darbeye dayanımlı, iletkenlik özelliği olmayan bir kısım doğal, lifsi silikat mineralleri için kullanılan genel bir ifadedir. Hepsinin ortak özelliği lifsel yapıya sahip olmalarıdır. Asbest, Yunanca “kirletilemeyen” anlamına gelen “amiantos” kelimesinden türetilen amyant ismiyle de anılmaktadır. Bu adla anılma nedeni, liflerden yapılan dokumanın ateşe maruz bırakıldığında orijinal halinden daha beyaz ve temiz bir görünüm kazanmasındandır. Birinci asır başlarında Strabon, bu mineralden “Karystios Lithos” olarak söz etmektedir. Bu isim, mineralin Yunanistan’da Karystos yakınlarında bulunmasına bağlı olarak verilmiştir. Halk dilinde asbest amyant, çorak toprak, çelpek toprak, geren toprağı, ak toprak, kaya yünü gibi adlarla anılmaktadır.

Asbest çeşitleri

Asbest mineralleri iki gruba ayrılmaktadır.

Serpantin grubu asbest mineralleri: Krizotil, lizardit ve antigorit.

Amfibol grubu asbest mineralleri: Krosidolit, amosit, antofillit, tremolit ve aktinolit.

Serpantin grubu asbest mineralleri

Krizotil

Beyaz renkli, lifsi yapıda, yumuşak ve ipeksi parlaklıkta sulu magnezyum silikattır (Şekil 2, 3). Mineral  Mg3 Si2 O5 (OH)4  bileşimindedir (Skinner, 2002). Çizelge 3’de krizotil asbestin genel özellikleri verilmiştir (Sinclair, 1955).

 

Şekil 2- A-Bantlı görünümü krizotil asbest lifleri (beyaz kısımlar), B-Lifler (Atabey, 2008a).

Şekil 3- Krizotil asbest liflerinin taramalı elektron mikroskopisi (SEM) görüntüsü (Atabey,

2008a).

 

 

 

Çizelge 3- Krizotil asbestin genel özellikleri (Sinclair, 1955).

Yapı Serpantin içinde çapraz

veya uzun lifli damarlar

Bileşim Sulu magnezyum silikat
Kimyasal formül Mg3 Si2 O5 (OH)4
Kristal yapısı Asbestiform
Kristal sistemi Monoklin
Renk Beyaz, yeşilimsi, gri, sarımsı
Parlaklık İpek gibi
Sertlik 2.5- 4.0
Özgül ağırlık 2.4- 2.6
Refleksiyon indeksi 1.50- 1.55
Bükülebilme özelliği İyi bükülebilir
Lif uzunluğu Çok kısa, en fazla 5.08 cm.
Doku Yumuşak, sert veya ipeksi
Gerilme kuvveti Çok iyi, ± 80.000 libre/ inç kare

(5626.9 kg/cm2)

Asitlere direnci % 57’ nin üstündeki asitlerde eriyebilir
Alkalilere direnci Çok az
Manyetit içeriği 0- 5.2
Birlikte bulunan yabancı maddeler Demir, krom, nikel ve kalsit
Isı direnci İyi, yüksek ısıda gevrek

Serpantin grubu minerallerden diğerleri lizardit ve antigorittir. Antigorit ve lizardit aynı kimyasal formüle sahip olup, Mg6(OH)8Si4O10 ‘dir. Antigorit minerali serpantinitlerin ana bileşenini oluşturur. Lizardit ise serpantinit kütleleri içinde tek olarak, bazen de krizotil veya antigorit ile bulunabilir (Erkan, 2001).

Amfibol grubu asbest mineralleri

Krosidolit (ribekit)

Lifsi yapıda, lifleri mavi renkli kompleks sodyum-demir silikattır (Şekil 4). kimyasal bileşimi: Na2(Fe2+, Mg)3 Fe3+2Si8O22(OH)(Skinner, 2002). Liflere mavi rengi veren yüksek soda oranı ve ana kayaçtan gelen demir bileşikleridir. Ara sıra içindeki demirin hava etkisiyle hematit ve limonite dönüşmesiyle kırmızı veya sarımsı lekeler ortaya çıkabilmektedir. Krosidolit lifleri en çok 7.62 cm uzunluktadır (MTA, 1975). Lifler yumuşak veya sert olabilir, ancak çok esnektir ve kolayca bükülebilir. Deniz suyundan etkilenmez. Yüksek su oranına rağmen, lifler yüksek bir ısıya dayanabilir.

Şekil 4-  A-Ribekit (Şahin ve diğerleri, 2008), B-Krosidolit minerali lifleri mikroskopgörünümü (Atabey, 2006).

Amosit (grünerit)

 Kahverenkli, lifsi yapıda demir magnezyum silikattır. Kimyasal bileşimi: (Fe2+)2 (Fe2+, Mg)5Si8O22(OH)2 (Skinner, 2002).  Amosit grüneritin aşırı lifsel türüdür (Industrial Mineral and Rocks, 1975). Amosit kuzursuz lif yapısından başka, düşük soda yüzdesinin sağladığı ısı direncine, asitlerden etkilenmeme, alkali kimyasal eriyiklere ve tuzlu suya dayanma özelliklerine sahiptir. Lif uzunluğu 1.27 ile 15.24 cm arasında değişebilmekte, ara sıra da 30 cm’ye ulaşabilmektedir. Lifler sert oluşlarının yanı sıra, esnek ve bükülebilirdir. Renk dış etkenlere göre değişerek, gri, beyaz ve sarı olabilir. Liflere ayrılınca beyaz ve krem rengine dönüşür (Şekil 5). Doğal lifler şeffaf cam gibi veya donuktur (MTA, 1975).

Antofillit

 Gri renkli, demirli magnezyum silikattır. Kimyasal bileşimi: Mg7Si8O22(OH)2 (Skinner, 2002). Antofillit türü asbestin kanser yaptığı kabul edilmiyor (Barış ve diğerleri, 2007).

 

Şekil 5- A-Antofillit makro görünümü (Şahin ve diğerleri, 2008), B-Amosit minerali lifleri

mikroskop görünümü, C-Mihalıçcık’daki eski mezar taşlarını oluşturan antofillitler (Atabey, 2007a).

Tremolit

Tremolit  beyaz amfibol olarak da anılmaktadır. Gri veya sarımsı renklerde de olabilir. İpeksi parlaklıkta lifsi olup lifler yumuşaklığının yanı sıra uzun ve kısa, sağlam ve zayıf olabilmektedir (Şekil 6, 7). Kalsiyum magnezyum silikat bileşimlidir (MTA, 1975). Kimyasal bileşimi: Ca2 Mg5Si8O22(OH)2 (Skinner, 2002).

 

Şekil 6- Toz halinde tremolit asbest yığını (A) ve tremolit lifleri (B) (Mihalıçcık-Eskişehir)

(Atabey, 2007a).

 

Şekil 7- Tremolit lifleri SEM görüntüsü (Siverek sıva örneği: Eşref Atabey, SEM: Ian Steele-ABD ve Y. İzzettin Barış)

Aktinolit

Genellikle çubuksu yapıda, lifsi, parlak yeşil renkli, camsı, ipek parlaklığında, demirli kalsiyum magnezyum silikattır (Şekil 8, 9). Kimyasal bileşimi: Ca2(Mg,Fe2+)5Si8O22(OH)2 (Skinner, 2002). Çizelge 4’de aktinolit, tremolit ve krosidolitin özellikleri karşılaştırılmıştır (Sinclaer, 1955).

 

Şekil 8- A-Aktinolit minerali makro görünümü (Şahin ve diğerleri, 2008), B-Aktinolitlifleri (Atabey, 2008b).

Şekil 9- Aktinolit lifleri SEM görüntüsü (Atabey, 2008b).

 

 

Çizelge 4- Aktinolit, tremolit ve krosidolitin özellikleri (Sinclair, 1955)

    Aktinolit   Tremolit Krosidolit
Bileşim Ca, Mg, Fe silikat Ca, Mg silikat Na, Fe silikat
Yapı Ağ şeklinde uzun, prizmatik  kristaller ve lifler Uzun prizmatik ve lifli agregatlar Lifli
Kristal sistemi Monoklin Monoklin Monoklin
Renk Yeşilimsi Gri, beyaz, sarımsı Lavanta mavisi veya koyu mavi
Parlaklık İpek gibi İpek gibi İpek gibi- donuk
Sertlik 6 5.5 4
Özgül ağırlık 3.0-3.2 2.9-3.2 3.2-3.3
Dilinim 110 tam 110 tam 110 tam
Optik özellik Çift eksenli

Biaksiyal negatif sönme eğik

Biaksiyal negatif sönme eğik Biaksiyal

sönme eğik

Refraksiyon indeksi 1.63 zayıf pleokroik 1.6 1.7 pleokroik
Bükülebilme özelliği Gevrek ve bükülmez Gevrek ve bükülebilir İyi
Uzunluk Kısa, bazen uzun kısa Kısa, bazen uzun kısa Kısa veya 7.62 cm.

 

Doku Sert Yumuşak, bazen sert Sert
Gerilme kuvveti Çok zayıf Zayıf Çok iyi
Asit direnci HCL’de erimez Az dirençli Çok iyi
Eğrilme özelliği Az Az, bazen iyi İyi
Alkali direnci İyi Çok iyi Çok iyi
Isı direnci İyi İyi Çok az, kolayca erir


Asbest minerallerinin özellikleri

Amfibol asbestin temel yapısal bileşimi, düşey kesit görüntüsünde dört silika tetrahedronu bulunan çift silika zincirinden oluşmaktadır (Şekil 10). İki paralel zincir, bir katyon bandıyla ayrılmıştır ve amfibol asbestlerin çeşitli türlerinde bu bant, az miktarda diğer elementlerle birlikte magnezyum, kalsiyum, demir ve sodyum içerir (İrkeç, 1990). Amosit ve krosidolitte bu katyonlar, esas olarak, iki ve üç değerlikli demirdir. Amfibol asbestin mikroskobik lifinin enine kesiti, bu yapısal birimlerin düzgün diziliminden oluşur (Şekil 10). Bu yapıdaki kuvvetli bağ, lifin sertliğini sağlar ve sonuçta, uzun amosit ve krosidolit liflerinin uzun eksen yönünde belli bir miktar bükülebilme özelliği olmasına karşılık, kısa lifler her zaman sert ve bükülmez özelliktedir (İrkeç, 1990).

Şekil 10- Bir amfibol asbest lifinin kristal yapısı: X7Si8O22 (OH)2 teorik bileşimine dayalı birim hücre görülmektedir. A-A’ çizgisi, tercihli klivaj düzleminin kenarını belirtmektedir (İrkeç, 1990’dan düzenlenmiştir).

 

Krizotil asbestin şematik yapısı (Şekil 11) amfibol yapısından tamamen farklıdır. Krizotil liflerinin dış yüzeyleri, alkalin magnezyum hidroksit tabakasından oluşmaktadır (İrkeç, 1990).

Şekil 11- Çeşitli kristal rulolarından oluşan krizotil asbest lifi yapısı. Her rulo, sıkı dizilim gösteren çift tabakadan oluşur. Dış yüzeyde magnezyum hidroksit birimleri, iç yüzeyde silika birimleri yer alır. Rulodan ufak bir kesitin ayrıntıları, çift tabakalı yapıyı ve Mg3(Si2O5) (OH)3 teorik bileşimine dayalı birim hücreyi göstermektedir (İrkeç, 1990’dan düzenlenmiştir).

Makroskobik örnekler

Makroskop altında asbest türlerinin belirgin özelliği lifsi oluşumlu olmalarıdır. Krizotil zaman zaman lifsi olmayan özelliklere sahip olmasına rağmen, krizotil ile serpantin ayrımında en belirgin özellik ayrılabilir liflerin olup olmamasındadır.

Optik mikroskopiye ilaveten, serpantin ve amfibol minerallerinin varlığı, 10-100 mg örnek içinde X-ışınları kırınımı, diferansiyel termik analiz ve kızılötesi spektrofotometri gibi yöntemlerle saptanabilir (İrkeç, 1990).

Yapısı bilinen bir amfibole özel mineral ismi verilebilmesi için kimyasal tanımlama genellikle zorunludur. Amfiboller, W0-1X2Y5Z8O22(OH,O,F)2 yapısal formülü ile tanımlanmaktadır ki burada;

W: Na, K

X: Na, Ca, Mg, Fe+2, Mn

Y: Al, Fe+3, Ti

Z: Si, Al+3  olabilir.

Yapısal formülün saptanmasına ilave olarak kimyasal analize dayalı var olabilecek diğer mineraller de saptanabilir (İrkeç, 1990).

Mikroskobik örnekler

Petrografik mikroskop ancak 5 µm den büyük partiküllerin tanımlanmasında yararlıdır. Asbestiform türü dışında, serpantinler genellikle masif, buna karşılık amfiboller ince taneli masif ve sütunsu, radyal, prizmatik veya keskin kristaller agregası özelliğindedir. Çubuksu amfiboller asbestiform türlere geçiş gösterebilirler (İrkeç, 1990).

Asbestin fiziksel ve kimyasal özellikleri

Fiziksel özellikleri, kimyasal yapıları, şekilleri, ticari kullanışları, mikroskopik görünümleri ve dayanıklıkları birbirinden farklı 6 çeşit asbest vardır. Bunların tek müşterek yanı   hepsinin silikat minerali olmalarıdır (İrkeç, 1990). Asbest minerallerinin  kimyasal yapısındaki  SiO2  oranı krizotil asbestte % 42, krosidolit ve amosit asbestte ise % 51 olup; içerdiği diğer bileşikler, beyaz asbestte MgO % 42, FeO ve Fe2O3 % 3’ün altında iken, mavi ve kahverengi asbestteki MgO oranı daha düşüktür. Öte yandan krizotil asbest ince, çok fazla esnek, ısıya dayanaklı iken, krosidolit  ve amosit asbest daha kırılgan ve sert yapıdadır. Asbest minerallerinin çok geniş alanda kullanımını sağlayan temel özelliklerinin başında yanmaya karşı dayanıklılık, duraylılık ve lif yapıları yer alır (İrkeç, 1990).

Ateşe dayanıklılık

Bu özellik bütün asbest türlerinin en belirgin özelliği olup bunun yanı sıra lifler, oldukça yüksek ısılarda yapıları bozunmadan kalabilmektedir. Ancak asbest, refrakter malzeme olarak kullanılamaz. Çünkü dekompoze olduktan sonra basınca direnç gösteremez (İrkeç, 1990).

Duraylılık

Birçok asbest türü, yüzeysel şartlara ve çürümeye dirençlidir. Ancak krizotil lifleri, sürekli olarak nemli havada bırakıldığında kopma ve deniz suyu ile temas ettiğinde ayrışma gösterirler. Krizotil lifleri asit etkisine de değişkenlik gösterirler. Asit veya kostik çözeltilere batırıldığında lifsi yapı etkinlenmemekle birlikte, parlak renkli bir artık oluşmaktadır (İrkeç, 1990).

Buna karşılık amfibol asbestler, kimyasal etkilere karşı daha dirençlidir ve deniz suyu, nemli hava ve gazlardan etkilenmezler.

Asbestlerin asitlere karşı davranışı, ilk defa 1897 de Schrader tarafından incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre 2SiO2-3MgO- 2H2O bileşimindeki türler asitlere dirençsiz, yaklaşık MgO-SiO2 bileşimindekiler ise asitlere çok dirençlidir. Birincisi serpantin grubunu, diğeri ise hornblend tibi asbestleri yansıtmaktadır (İrkeç, 1990).

Lifsi yapılar

Tanımlama ve sınıflandırma için X-ışınları difraksiyon verilerinden yararlanılmaktadır. Amfibol grubu asbest mineral lifleri düz, buna karşın krizotil asbest  lifleri uzun, esnek ve yün veya pamuk gibi eğridir. Krosidolit ve amositin lifleri ise daha kısa, düz ve kolay kırılan bir yapıya sahiptirler (İrkeç, 1990).

Asbest minerallerinin oluşumu

Krizotil asbest ile amfibol grubu asbestlerin oluşumları birbirinden farklıdır.

Krizotil asbest oluşumu

Oluşum koşullarına göre krizotil asbest ikiye ayrılır. 1-Ultramafik kuşaklara (dünit ve peridotitler) bağlı olanlar, 2-Dolomitleşmiş kireçtaşlarına bağlı olanlar. İkinci tipi, küçük yataklar halinde bulunmaktadır (İrkeç, 1990).

Belirli koşullarda krizotil asbest, bazaltik magmanın farklılaşmasından oluşmakta olup asbest oluşumunu sağlayan çözeltilerin etkin bir şekilde akışını sağlayan çatlaklar gelişebilir (İrkeç, 1990).

Genel olarak asbest; az serpantinleşmiş peridotitle (daha çok harzburgit) başkalaşım işlemi tümü ile bitmiş olan serpantinitler arasındaki geçiş kuşağında oluşabilmektedir. Serpantinleşme işlemi tamamlanmış ultrabaziklerde büyük ölçekte krizotil asbest oluşumu görülmemektedir (İrkeç, 1990). Lizarditleşme ve antigoritleşmenin geliştiği zonlarda krizotil asbeste rastlanmaktadır. Krizotil asbest, jeolojik yapısal durum ve fay oluşum tipine göre değişmekte olup başlıca üç ana tip sözkonusudur.

İlki fayın bir tarafındaki veya iki fay arasındaki sürüklenmeden ötürü meydana gelen kırıklara bağlı gelişen krizotil asbest lifleridir (Şekil 12). Kırıklar, fay düzeyi ile bir açı teşkil ederek meydana gelmişlerdir ve minimum gerilim yönüne göre dikeydir. Lifler minimum gerilim yönüne paralel bir gelişme gösterirler. Bu tip yapısal modellerde deformasyon elipsoidinin makaslama düzeyine paralel hareketler ve daha başka gerilim şartları meydana getirebilir (İrkeç, 1990) (Şekil 13). Bu durum birden fazla krizotil damar setinin meydana gelmesiyle neticelenir ki sonuç olarak karışık bir yapı gösteren filonlar görülür.

Şekil 12-Krizotil asbest damarlarının değişik konumları (İrkeç, 1990’dan düzenlenmiştir).

Şekil13- Faylanma ve kırılmalar asbest lif oluşumuna yol açar (İrkeç, 1990’dandüzenlenmiştir).

İkincisi fay düzlemindeki düzensizlikler neticesinde fay düzlemine paralel bir gelişme gösteren asbest lifleridir (Şekil 14). Krizotil asbest, fay düzlemi veya faya paralel kırıklar içinde gelişebilir (İrkeç, 1990). Fayın içinde oluşan lifler de damara paralel harekete maruz kalacaklar, öyle ki lifler kırığın cidarı ile açı teşkil edecek bir şekilde uzanacaklardır.

Şekil 14- Düzensiz fay düzleminde oluşan asbest lifleri (İrkeç, 1990’dan düzenlenmiştir).

Üçüncü tip ise bir kırık boyunca ve değişik yapıdaki kayaçların dokanakları boyunca gelişen liflerdir (Şekil 15). Lifler, serpantinit kafalarını çevreleyen konsantrik tabakalar içinde oluşabilmektedir (İrkeç, 1990) (Şekil 16).

Şekil 15- Fay düzlemindeki uzanımları birbirine parelel asbest lif oluşumları (İrkeç, 1990’dan düzenlenmiştir).

Şekil 16- Serpantin kütleleri çevresinde oluşan asbest lif oluşumları (İrkeç, 1990’dandüzenlenmiştir).

Krizotil asbest oluşumu için gerekli olan şartların birincisi, serpantinitin mevcudiyeti, ikincisi ise elverişli gerilim şartlarının olmasıdır. Üçüncü şart da serpantinin krizotil haline rekristalize olmasına yardımcı solüsyonun var olmasıdır.

Amfibol asbest oluşumu

Amfibol asbest grubuna dahil olan amosit ve krosidolitin oluşumu iki farklı yorumda açıklanabilmektedir.

Ana kayaç: Bu iki mineralin bulunduğu kaya tipine bantlı siderit veya takonit adı verilmektedir (Şekil 17). Bu, oksitlenme bölgesinin altında ardalanan kriptokristalin kuvars ve manyetit tabakalarından meydana gelmiş sedimanter bir kayaçtır. Bazı kısımlarında çok ince kristalli ve değişme riebekit ve grünerit ve bazen de stilpnömelan bulunmaktadır (İrkeç, 1990). Yüzeye yakın yerlerde ise manyetit ve silikatlar genellikle hematit ve limonite okside olmuşlardır. Magnezyum bakımından zengin ribekit ile sodyum bakımından zengin grünerit tabakaları, sedimanter istifin büyük bir kısmını meydana getirirler (İrkeç, 1990).

Şekil 17- Bantlı sideritlerin şematik görünümü (İrkeç, 1990’dan düzenlenmiştir).

Asbest yatakları: İnce kristalli ribekit ve grünerit (lif kütlesi), tabakaların oluşumuna paralel olarak ve tabaka yüzeylerine dik açı yapacak şekilde yerleşmiştir. Afrika Kıt’ası Kuzey Cape bölgesinde sodyum bakımından zengin tabakalar mevcuttur. Buradaki yataklarda liflerin tabakaların kıvrımlı kısımlarında bulunduğu görülmüştür (Şekil 18) (İrkeç, 1990).

Şekil 18- Katlanmayla ilgili asbest lif oluşumu. a-Krizotil lifleri (İrkeç, 1990’dan düzenlenmiştir).

Ribekit ve grünerit lif kütleleri krosidolit ve amosite dönüşebilmektedir (Şekil 19).

Şekil 19- Ribekit ve grünerit lif kütlelerinin krosidolit ve amosit asbeste dönüşümü(İrkeç, 1990’dan düzenlenmiştir).

Bazen ribekit lifleri manyetit tabakalar üzerinde de gelişebilmektedir (Cilliers ve Genis, 1964) (Şekil 20).

Şekil 20- Manyetit  kristalleri üzerinde büyüyen ribekit asbest kristalleri (İrkeç, 1990’dan

düzenlenmiştir).

Bazen asbest lifleri iki antiklinalin kesişme noktasında da gelişebilmektedir (Şekil 21).

Şekil 21- İki antiklinalin kesiştiği yerde gelişmiş asbest yatakları (İrkeç, 1990’dan

düzenlenmiştir).