Vücudumuzdaki taşlar; böbrek ve mesane taşları, kalsiyum oksalat,sistit, ürik asit, struvit

 

 VÜCUDUMUZDAKİ TAŞLAR: BÖBREK VE MESANE TAŞLARI

(Tıbbi Jeolojik açıdan bakış) 

DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi jeoloji Uzmanı / Araştırmacı yazar

4.6.2020

 

Nasıl ki yerkabuğundaki kayaçların (taşların) bazıları kimyasal yolla oluşuyorsa, nasıl ki doğadaki radyasyonun %11’i vücudumuzda bulunuyorsa, içtiğimiz su ile yediğimiz besinlerdeki element ve minerallerden kaynaklı vücudumuzda da kimyasal yolla taşlar oluşmaktadır. Vücudumuzda oluşan bu taşlara BÖBREK VE MESANE TAŞLARI diyoruz.

Yerkabuğundaki kayaçlar magmatik (iç püskürük), volkanik (dış püskürük), metamorfik (başkalaşım) ve sedimanter (tortul/çökel) kökenli olmak üzere dört türdür. Bunlardan bazıları örneğin sedimanter kayaçlar oluşumlarına göre fiziksel, kimyasal ve organik kökenli diye üçe ayrılır. Kireçtaşı, kaya tuzu, alçıtaşı (jips), traverten (Pamukkale travertenleri gibi), tufa, deniz ve göllerde oluşan oolit ve pisolitler, mağaralardaki sarkıt, dikit ve mağara incileri kimyasal sedimanter kayaç örnekleridir. Tıpkı doğadaki kayaç oluşumlar gibi kimyasal yolla böbreğimizde de taşlar oluşmaktadır.

Böbrek taşlarının çeşitleri, özellikleri, oluşumu, bileşimi, mineralojisi jeoloji biliminin konusuna, özellikle TIBBİ JEOLOJİ ilgi alanına girmektedir.

Yazıda böbrek taşlarının çeşitleri, özellikleri, mineralojisinden bahsedeceğim. Böbrek taşları doğrudan insan sağlığıyla ilgili olduklarından, konuya bütüncül yaklaşımla bakabilmek için, tıbbi yönünü de farklı kaynaklardan derlediğim bilgilerle destekleyeceğim.

Üriner sistem taşları; böbrekten mesaneye kadar üriner sistemin herhangi bir kesiminde, insanların yaklaşık %5-10’unda yaşamlarının herhangi bir bölümünde, genellikle 20-40 arası yaşlardaki insanlarda oluşabilmektedir [1]. Bunların çoğunda, başka taş gelişimi ihtimali yüksek olduğu için, hastalık kronik bir hal alır. Her biri yumruk büyüklüğünde olan böbrekler vücudun  yan-arka kısımlarında yerleşmiş organlardır. Mesaneye üreter adı  verilen  dar tüplerle bağlanmışlardır [2, 3]. Böbrekler kanı süzen, faydalı maddeleri tekrar vücuda geri alan, zararlı  maddelerin idrarla atılımını sağlayan filtrelerdir. Böbrekten atılan idrar mesanede toplanır ve üretra adı verilen kanalla vücuttan dışarı atılır.

Böbrek taşları,  çeşitli minerallerin ve başka maddelerin böbrekte toplanıp, katı parçacıklar halinde çökelmesi sonucu oluşur. Normal koşullarda idrarda bulunan çeşitli kimyasal maddeler bu çökmeyi engeller. Fakat bazı durumlarda bu koruyucu mekanizma etkisini yitirir. Eğer oluşan parçacıklar küçükse herhangi bir yakınmaya neden olmadan idrarla atılırlar. Daha büyük taşlar ise böbrekte veya idrar yolunda bir yerde takılıp tıkanmaya yol açabilirler [2, 3].

Böbrek  taşı çeşitleri

Kalsiyum oksalat, ürik asit, struvit ve sistin olmak üzere başlıca dört tür böbrek taşı bulunmaktadır. Böbrek taşları bir kum tanesi kadar küçük ya da bir inciden büyük, bazen de daha büyük olabilir. Böbreklerde kalabilir; üreterlerden (böbreklerden mesaneye giden tüpler) ve idrarla vücuttan dışarı çıkabilirler. Bir böbrek taşı üreterlerden ve idrarla dışarı çıktığında buna böbrek taşı geçirme denir. Böbrek taşı da idrar yoluna yapışabilir ve idrarın geçmesini engelleyebilir. Bir böbrek taşı ya da büyük bir böbrek taşı geçtiğinde idrar akışını engeller; çok acı verici olabilir [4].

Kalsiyum oksalat taşları: Kalsiyum taşları en yaygın böbrek taşı türüdür. Genellikle kalsiyum ve oksalattan (çoğu gıdada bulunan doğal bir kimyasal) yapılır; ancak bazen kalsiyum ve fosfattan yapılır [4]. Tüm böbrek taşlarının yaklaşık %70-80’i ya kalsiyum oksalat, kalsiyum fosfat ya da her ikisinin bileşiminden oluşur. Bunlar, kalsiyum oksalat dihidrat (vedelit) ile kalsiyum oksalat monohidrat (vevelit) mineralidirler.

Ürik asit taşları

Ürik asit taşları idrarınız genellikle çok asidik olduğunda oluşur. Ürik asit kendi başına ya da kalsiyum ile taş oluşturabilir [3]. Ürik asit vücutta protein yakımı sonucu normal olarak oluşur ve idrarla dışarı atılır. Ancak bazı kişilerde özellikle erkeklerde ürik asit böbreklerde ve eklem yerlerinde birikebilir. Eklemlerde ürik asit birikmesi ailevi geçişli olan gut hastalığında görülür. Böbreklerde birikmesi ile de ürik asit taşları oluşur. Böbrek taşlarının %5-23 ü (özellikle çoğunlukla  erkeklerde olmak üzere) ürik asit taşlarıdır [2].

 Struvit taşları

Bakterilerin idrarınızda biriken amonyak yaptığı belirli idrar yolu enfeksiyonlarına sahip olduğunuzda ortaya çıkabilir [4]. Struvit taşları magnezyum, amonyum ve fosfattan yapılır. Tüm taşların yaklaşık %20’sini oluştururlar [2]. 

Sistin taşları

Sistin taşları vücudunuzun doğal olarak yaptığı, sistin adı verilen bir kimyasaldan yapılır. Sistin taşları çok nadirdir ve sistin böbreklerden idrara sızmasına neden olan genetik bir bozukluğu olan kişilerde görülür [4].

Üriner sistem taşları özellikleri

‘’Üriner sistem taşları genellikle beyaz-sarı ve kahvenin çeşitli tonlarında renklere sahip olup,  büyüklüğü 1-80 mm arasında değişmektedir. Yaygın şekillerini tekli ya da birleşik yumrular, basık, yassılaşmış küresel ve elipsoyidal biçimler oluşturmaktadır. Bütünüyle böbreğin şeklini almış, ayrıca küremsi/elipsoyidimsi yumruların oluşturduğu çok kollu yıldız-benzeri oluşumlara da rastlanılabilmektedir [5]. Üriner sistem taşlarının yüzeyi pürüzlü olabildiği gibi, parlak ve cilalı gibi de olabilmektedir. Ayrıca tıkız ya da gözenekli, soğan kabuğu gibi iç içe geçmiş halkalardan oluşabilmektedir. Bir böbrekte tek bir veya tane boyu birkaç mm arasında değişen onlarca taş da bulunabilmektedir [5].

 

Böbrek taşları

 

Böbrek taşları

 

Böbrek taşlarının biyomineralojisi

Dünyadaki istatistiklere göre üriner sistem taşlarının yaklaşık %60’ını kalsiyum okzalat, %9’unu kalsiyum fosfat, %11’ini kalsiyum okzalat+kalsiyum fosfat, %20’sini diğerleri oluşturmaktadır [1].

Böbrek taşı türleri: A- Kalsiyum oksalat monohidrat mineralleşme evresi, B- Kalsiyum oksalat monohidrat dallanmış şekli, C- Apatiti sarmış kalsiyum oksalat monohidrat, D- Kalsiyum oksalat monohidrat taşının taramalı elektron mikroskobu (SEM) görünümü, E-Brusit, F-Struvit [11].

Böbrek  taşları oluşum nedenleri

Üriner sistem taşlarının başlıca oluşum nedenleri; genetik, anatomik bozukluklar, metabolik düzensizlikler, diyet uygulanması, ilaçla aşırı kalsiyum alınması, aşırı okzalatlı yiyecekler, bazı hastalıklar, hareketsizlik, iklimsel koşullar [1] ve nonobakterilerdir [12]. Balıkla yoğun beslenen insanlarda fosfatlı taşların gözlenmesi, beslenme rejimi ile böbrek taşı oluşumu arasındaki ilişkiyi göstermektedir [5]. Yüksek doz kalsiyum ve D vitamini alımı, aşırı kilolu olma, açlık, kişinin hayat tarzıyla ilgili faktörlerdir [2]. Böbrek taşları genellikle 20-40 arası yaşlardaki insanlarda görülmektedir [2]. Erkeklerde kalsiyum ve ürik asit taşı gelişimi ihtimali daha yüksek olup, kadınlarda ise struvit taşı gelişimi ihtimali daha yüksektir [2].

Böbrek taşının belirtileri

Böbrek taşının genellikle ilk belirtisi şiddetli bir yanma ağrısıdır. Bu ağrı genellikle, taş idrar yolunun bir kesimini  tıkadığında veya hareket ettiğinde  meydana gelir. Taşın bulunduğu yere göre,  ağrı  kasıklara ve uyluğun iç yüzüne yayılabilir ve bulantıya ve kusmaya neden olabilir. Eğer taş idrar yolunda tahrişe neden olmuşsa, idrarda bir miktar kanda görülebilir [2].

Böbrek  taşlarının  tedavisi

Çoğu böbrek taşı herhangi bir sorun çıkarmadan idrar yolundan kolayca geçerek düşer. Bunu kolaylaştırmak için hekimler genelde şu önerilerde bulunurlar: Günde en az 2 litre su içilmesi, ihtiyaç olduğunda ağrı kesici alınması, düşürülen taşın türünün öğrenilmesi ve bu yönde tedavi planlanması için saklanılması, tedavide yaşam tarzında değişiklikler, ilaç tedavisi, izlem, taş kırma ve cerrahi   yöntemdir [2].

Çin’li doktorlar tek bir hastadan 420 böbrek taşı çıkardılar

Çin’de erkek bir hasta Zhejiang Eyaleti’nin doğusunda Dongyang’daki bir hastanede taşları çıkarmak için iki saatlik bir operasyon geçirdi.  Dr. Wei Yubin, “Soya ürünleri, özellikle alçı tofu, kalsiyum bakımından çok yüksek olduğunu, fazlasının yeterli miktarda, su alınmadığından vücuttan atılmadığını belirtmiştir [13]. Hasta karın ağrısı şikayeti ile doktora gitmiş ve daha sonra yapılan Bilgisayarlı Tomografi taraması sol böbreğinin taşlarla dolu olduğunu göstermiş. Doktor, hasta bekleseydi, böbreğinin çıkarılması gerektiğini söylüyor. 420 böbrek taşı rahatsız edici olsa da, dünya rekoru dışında çok uzak. Guines Dünya Rekorlarına göre, 2009 yılında Hindistan’daki bir doktor, üç saatlik bir ameliyat sırasında hastanın sol böbreğinden 172.155 taşı çıkarmış [13].

A                                                         B

Böbrek taşları; A-[13], B-[14].

Böbrek ve mesane taşı analizi

Öğütülüp toz haline getirilen böbrek ve mesane taşlarının, X-Işını Kırınımı (XRD) yöntemi ile tanımlamaları MTA Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında yapılmaktadır.

Kaynaklar

[1] Medicinenet, 2005 (http://www.medicinenet.com).

[2] https://www.populermedikal.com/2001/01/22/bobrek-taslari/-erişim 2005, 3.6.2020

[3] Atabey, E. 2005. Tıbbi Jeoloji. JMO yayını: 88,194s. Ankara.

[4] https://www.kidneyfund.org/kidney-disease/kidney-problems/kidney-stones/-erişim 3.6.2020

[5] Yalçın, H. ve Yalçın, F. 2005. Böbrek taşlarının biyojeokimyası: Sivas bölgesinden bazı örnekler. 1.Tıbbi jeoloji Sempozyum Kitabı (Editör: Eşref Atabey), 154-167, JMO Yayını: 95. ISBN: 9944-89-076-6.

[6] https://www.stonedisease.org/kidney-stone-photos

[7] httpsemottawablog.com201901effect-of-tamsulosin-on-passage-of-symptomatic-ureteral-stones-a-randomized-clinical-trial

[8] https://medium.com/@AustinL/how-to-get-rid-of-kidney-stones-naturally-without-surgery-753fba906e26

[9] main-qimg-cb176bf3f63193f3a5d2fab222ad21e6

[10] httpswww.gettyimages.comphotoskidney-pain

[11] Jeffrey, A. W. ve Michael, D. W. 2007. Pathological biomineralization of kidney.

Elements, 3, 415-421.

[12] Çiftçioğlu, N., Björklund, M., Kuorikoski, K. Bergström, K., 1999. Nanobacteria: An infectious cause for kidney stone formation. Kidney International, 56, 1893-1898.

[13] https://www.bbc.com/news/blogs-news-from-elsewhere-33051797

[14] httpyancao.infoyancao-images.html

Yazı, 4.6.2020 tarihinde ‘’https://www.bodrumguncelhaber.com/vucudumuzdaki-taslar-bobrek-ve-mesane-taslari/’’ Bodrum Güncel haber de yayımlanmıştır.

İlgili linkler

Web: http://www.esrefatabey.com/

Facebook: https://www.facebook.com/esrefatabey54/?modal=admin_todo_tour

Facebook: https://www.facebook.com/esref.atabey.7

YouTube kanalı: https://www.youtube.com/channel/UCafLxYqTVUX80lPcVX18lOw?view_as=subscriber

Instagram: @esrefatabey

E-Posta:esrefatabey@gmail.com

Kayatuzu, Kristal kaya tuzunda 84 dengeli mineral var mı?, Prof. Dr. Canan Karatay

Eşref Atabey-Tıbbi jeoloji, çevre ve halk sağlığı facebook sayfasında 23 Şubat 2020 tarihinde yayımlanmıştır

TIP DOKTORU PROF. DR. CANAN KARATAY’IN

‘’KRİSTAL KAYA TUZUNDA 84 TANE DENGELİ MİNERAL VAR’’ AÇIKLAMASI

TIBBİ JEOLOJİK YÖNDEN DOĞRU DEĞİL

DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Tıp doktoru Prof. Dr. Canan Karatay’ın TV, gazete vd. görsel ve yazılı basında, Kristal kaya tuzunda 84 tane dengeli mineral var’’; ‘’İnsan vücudunun ihtiyacı olan, bütün vücudumuzun yaşaması için, çalışması için 92 tane elemente ihtiyacımız vardır. Yani küçük minareller deriz biz bunlara, 92 minarelden 84’ü bozulmamış olarak kaya tuzunda bulunur, kristal kaya tuzunda. Dinçleşiriz, güç ve kuvvet kazanırız. Kristal kaya tuzu ömrü uzatır’’ şeklindeki ifadelerinin bilimsel yönden eksiklikleri, hataları olduğunu ve doğru olmadığını düşünmekteyim. Bir defa mineral değil element denilmeli. Kaya tuzunda bu sayıda element de olamaz. Dünya’da şimdiye kadar keşfedilen 118 element bulunmaktadır. Bunun 92 tanesi doğadaki mineraller içinde bulunur. 26 tane element ise yapay üretilir. Sayın Canan Karatay ‘’vücudun çalışması için 92 elemente ihtiyacımız var’’ diyor. Keşfedilen tüm elementlerin vücudumuzda olması gerektiğini söylüyor. Peki doğada keşfedilen 92 element değil de 48 element keşfedilmiş olsaydı, o zaman 48 elemente ihtiyaç var, mı diyecekti?

Doğada bulunan 92 elementten 84 tanesinin hem de saf, kristal kaya tuzunda bulunma olasılığı var mıdır? Hayır. Kaya tuzunun Jeolojik oluşumu bakımından bu  olanaklı değil.

Ayrıca, mineral ile element aynı şeymiş gibi belirtiliyor. Basit kimyasal tepkimelerle parçalanmayan ve tek cins atom­lardan oluşmuş saf maddelere element denir. Örneğin Sodyum bir elementtir. Doğal olarak inorganik bileşiklerden ya da element­lerden oluşan, düzenli iç yapıya sahip, kendilerine özgü kimyasal bileşimleri, kristal şekilleri ve fiziksel özellikleri olan ve katı haldeki maddelere de mineral diyoruz. Bileşiminde Sodyum ve Klor elementleri bulunan minerale Halit (Tuz) diyoruz. Dolayısıyla Kaya tuzu bir mineraldir.  Doğada, elementler birleşerek mineralleri, mineraller birleşerek kayaçları, kayaçlar da sıra dağları oluştururlar.

Televizyonlarda sağlıkla ilgili bilgi aktaranlar, hep mineralden bahsetmektedirler. Örneğin Tıp Doktoru Prof. Dr. Canan Karatay’ın kaya tuzunda 84 mineral var dediği gibi. 84 element var denilebilir; ancak kaya tuzunun jeolojik oluşumu itibariyle de 84 element olması olanaklı değil.

Tuzu kaliteli, önemli kılan Sodyum Klorür (NaCl) oranının fazla olması, safa yakın olmasıdır. Türkiye’de üretilen kaya tuzu safa yakın olup, içerisinde yabancı madde çok azdır. Bir mineral saf, şeffaf ise bileşiminde tek ya da birkaç element bulunur. Element sayısı arttıkça mineralin renginde de farklılıklar olur. Örneğin elmas sadece karbon elementinden ibarettir. Kuvars kristali silisyum dioksitten ibarettir.

Yaptığım analizde Türkiye’de işletilen Çankırı kristal kaya tuzunda Sayın Canan Karatay’ın kristal kaya tuzu için belirttiği üzere 84 değil, sadece 8 element ve 4 element bileşiği saptanmıştır. Çankırı kaya tuzu kristal halde, beyaz, saf ya da safa yakın olup, %95 oranında Sodyum Klorür (NaC)l içerir. Diğer elementler eser halde bulunur. Kırşehir Tepesidelik kaya tuzu da safa yakın ve beyazdır.

Çankırı kaya tuzu kimyasal analiz sonucunda;

Sodyum (Na), Klor (Cl), Potasyum (K), Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg), bor (B), Lityum (Li), Flor (F), Sülfat (SO4), Bikarbonat (CHO3), Karbonat (CO3) ve Kükürt dioksit (SO2)saptanmıştır.

Bir de Sayın Canan Karatay kristal kaya tuzunu tüketmemizi, dinçleşeceğimizi ve kuvvet kazanacağımızı söylüyor. Genç, yaşlı, ihtiyar, hasta ne zaman, ne miktarda yiyeceğiz; sonuçta vücudumuza sodyum alacağız; bunun faydası ne; zararı ne, bunlar açıklanmadan bu şekilde halka bilgi verilmesi doğru olmayacaktır.

Diğer sonraki paylaşımımda ‘’tuz ve sağlık’’ ‘’Türkiye’de üretilen kaya tuzu mu, yoksa Himalaya kaya tuzu mu daha sağlıklıdır? konusu üzerine bilgiler verdim.

KAYNAK

Eşref Atabey. 2015. Elementler ve sağlığa etkileri kitabı. Hacettepe Üniv. Mezotelyoma ve Medikal Jeoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi yayını-1.

https://www.sozcu.com.tr/2018/saglik/prof-dr-canan-karataya-tepki-o-tuzu-hayvanlar-yer-canan-hanim-2240153/

http://www.haber7.com/guncel/haber/2945987-canan-karataydan-koronavirus-cikisi

Koltan madeni, kolumbit, tantalyum, Demokratik Kongo Cumhuriyeti

Bu makale, Herkese Bilim teknoloji dergisi, 7 Haziran 2019, sayı: 167’de yayımlanmıştır.

CEP TELEFONLARININ VAZGEÇİLMEZİ, STRATEJİK: KOLTAN MADENİ

 DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde çıkarılan, 1994 yılından beri iç karışıklıklarda yaklaşık 5 milyon kişinin ölümüne neden olan stratejik Koltan madeni; başlıca enerji depolayıcı ya da kapasitör olarak cep telefonundan laptopa kadar, DVD oynatıcılar, radyo, pillerde, nükleer teknoloji, paslanmaz çelik, biyotıpta stent ve yapay kemik uygulamalarında kullanılmaktadır. Koltan madeni, Niyobyum elementi bulunduran Kolumbit ile Tantalyum elementi bulunduran Tantalit minerallerinin ortak Afrikalı adıdır. Elektronik cihazların hayatımızda daha fazla kullanılmasıyla, Koltan’a olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Talep büyük, ancak nadir bulunuyor.

Niyobyum yerkabuğunda 30 ppm, Tantalyum ise 1-2 ppm oranında bulunur. Niyobyum (Nb) elementi bulunan Kolumbit (Fe,Mn)(Ta,Nb)2O6), Tantalyum (Ta) elementi bulunduran Tantalit ((Fe,Mn)(Ta,Nb)2O6 kimyasal formülüne sahiptir. Koltan sönük siyah renklidir. Minerallerinde aynı zamanda bulunan Niobyumun ve Tantalyumun kimyasal özellikleri birbirine çok benzediği için ayrışması zordur. Topraktan çıkarıldığı haliyle kullanılamaz. Bunun için Niyobyum ile Tantalyum elementlerinin ayrıştırılması gerekir.

Niyobyum; Kongo, Avustralya, Brezilya, Kanada, Mozambik, Nijerya, Ruanda’da, Tantalyum ise Kongo, Portekiz, Brezilya, Mozambik, Tayland, Avustralya, Nijerya ve Kanada’da üretilir. Her iki elementi bünyesinde barındıran Koltan cevheri rezervlerinin %80’i, Afrika Kıtasının doğusundaki altın, elmas, bakır, kobalt gibi değerli maden kaynaklarıyla bilinen Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Kuzey Kivu bölgesi Rubaya’da bulunur. Rubaya maden yatağı, dağların arasında yer alır. Jeolojik olarak volkanik kayaların ağırlıkta olduğu bölgede, kayalıklar arasında derin yarıklar bulunur. Bu yarıklarda zenginleşen değerli mineraller ve Koltan filizleri, yoğun yağışlarla akıntılara kapılarak nehir yataklarında birikir.

Koltanın ihracatı, Kongo’da olan savaşa maddi destek çıkarak ateşlemiştir. Ruanda ve Uganda, Kongo’dan çalınmış Koltanı, Batı’ya özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ne ihraç ettiği bilinmektedir. 2003 yılında iç savaş sona erse de Koltan madeni bulunan, Kongo’nun doğu kısmındaki karışıklıklar bitirilememiş, sonuçta 1994 yılından bu yana yaklaşık 5 milyon kişinin öldüğü belirtilmektedir. Sonunda bir anlaşma sağlanmış ve anlaşma çerçevesinde bölge halkı yaklaşık 3500 üyeli bir kooperatif kurmuş. Erkekler silah bırakıp kazma küreğe sarılmışlar. Maden işletmeleri, artık mineralleri bu kooperatif aracılığıyla satın alıyorlarmış. Maden yatağı, 2012’den bu yana milislerden ve çocuk işçiliğinden arındırılmış ve “yeşil” sertifikalı olanlar çıkarmakta. O tarihten beri ihracat da yapılabiliyormuş. Rubaya’da, Koltan cevherinin çıkarılmasında 50 binden fazla kişinin çalıştığı belirtilmektedir.

Koltan’ı oluşturan Niyobyum ve Tantalyum elementleri insan sağlığı yönünden değerlendirildiğinde; Niyobyum ve bileşikleri zehirli olabilir. Tozları göz ve deri tahrişine neden olur. Laboratuvar hayvanlarında solunan Niyobyum nitrür ya da pentoxide yol açmıştır. Akciğerdeki maruziyet düzeyi 40 mg/m3’tür. Tantalyum ise solunum, sindirim ya da deri yoluyla alındığında zararlı olabilir. Göz ve cildi tahriş edicidir.

Kaynaklar

Eşref Atabey. 2015. Elementler ve Sağlığa Etkileri. HÜ. Mezotelyoma ve Medikal Jeoloji Araştırma ve

Uygulama merkezi yayını, 615s.

Emsley, J. 2001. Nature’s Building Blocks: An A-Z Guide to the elements. Oxford.

http://www.lenntech.com/periodic/elements/nb.htm

http://www.galleries.com/tantalite

https://www.dw.com/cda/tr/kongonun-kanl%C4%B1-madeni-koltan/g-45483369

http://www.asirigurultulu.com/eskiz/koltan-nedir/

International tantalum resources – exploration and mining, 2007.

USGS, 2011.Commodity summaries.

İnsan vücudundaki elementler

İnsan vücudundaki elementler

Dr.Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi /Tıbbi jeoloji uzmanı / Araştırmacı yazar

İnsan vücudundaki elementler: İnsan vücudu  elementlerden oluşmaktadır. 70 kg insan vücudunda 1000g kalsiyum, 700g fosfor, 20-28g magnezyum, 1.3g sodyum, 110-150g potasyum, 2-2.5g çinko, 120g bakır, ve  20g selenyum bulunduğu belirtilmektedir. Bu elementler topraklardan ve öncesinde de toprakların geldiği ana malzeme olan kayalardan gelmektedir. Besin açısından önem taşıyan mineral öğeleri, esasen silikatlarda bulunan (örneğin: mangan), bir kısmı silikatlar ve sülfitlerde (örneğin: çinko, selenyum), bir kısmı sülfitlerde (örneğin: bakır, molibden) nabit elementler olarak ve bir kısmı da silikatlar, sülfitler ve nabit metal olarak bulunanları (örn., demir) içerir. Bunlar arasında en yaygını yerkabuğunda en bol bulunan dördüncü element olan demirdir (Combs, Jr., 2004).

Yerkabuğunda, okyanuslarda ve atmosferde 92 ve ayrıca 22 kuramsal  veya gözlenen element olduğu bilinmekte olup, bunların bir kısmının insan sağlığındaki rolü henüz keşfedilmemiş yüzlerce izotopu bulunmaktadır. Yerkabuğu (kütlece); oksijen % 46.5, silis % 28.0, alüminyum % 8.1, demir   % 5.1, kalsiyum % 3.5, sodyum %3.0,  potasyum %2.5, magnezyum  %2.2, titanyum  %0.5 içermektedir. Okyanuslarda (kütlece) bu oran oksijen % 85.79, ,qr) ; Ba=025&qr) ; Barış, 1978;ısıtıcılara ve termal işlemli cihazlara koruma ve yalıtım sağlayarak elektriksel alana uyarlanmıhidrojen  % 10.67, klor%  2.07, s,qr) ; Ba=025&qr) ; Barış, 1978;ısıtıcılara ve termal işlemli cihazlara koruma ve yalıtım sağlayarak elektriksel alana uyarodyum% 1.14, magnezyum %0.14 ve  diğerler elementler  % 0.19 şeklindedir. Atmosferde ise (kuru hava hacmi) nitrojen %78.08, oksijen % 20.95, argon %0.93, karbondioksit %0.03, neon % 0.0018, helyum % 0.0005, kripton % 0.0001, hidrojen % 0.00005 ve ksenon % 0.000008 olarak saptanmıştır.

Element ve minerallerin insan sağlığı ile olan ilişkisini, insan vücudundaki her doku, sıvı, hücre ve organda dengelerini koruduğunu bilmenin insan sağlığını korumada temel olduğu açıktır. İnsan vücudunda %61.2 oksijen, %22.85 karbon, %10 hidrojen, %2.57 nitrojen, %1.42 kalsiyum, % 1.11 fosfor, % 0.2 sülfür, %0.2 potasyum, %0.14 sodyum, %0.12 klor, %0.027 magnezyum, % 0.26 silisyum, % 0.006 demir, % 0.0037 flor, % 0.0033 çinko, % 0. 00046 ribidyum, % 0.00046 stronsiyum, % 0.00029 brom, % 0.00017 kurşun, % 0.00010 bakır, % 0.00009 aliminyum, % 0.00007 kadmiyum, % 0.00003  bor, % 0.00002 tinkal, %0.00002 manganez, % 0.00002  iyod, % 0.00001 nikel, % 0.00001 altın, % 0. 00001 molibden, % 0.000003 krom, % 0.000002 sezyum, % 0.000002 kobalt ve % 0.000001 uranyum bulunmaktadır. 70 kilogram insan vücudunda da 45.5 kg oksijen, 12.6 kg karbon, 7 kg hidrojen, 2.1 kg nitrojen, 1.02 kg kalsiyum, 0.2 kg fosfor vardır.

Besinleri sağlayan toprağın temelini kayaçlar oluşturur. Ana kayadan gelen malzeme kalıntı halde olabildiği gibi magmatik, metamorfik ya da tortul ana kayaç döküntüleriyle de gelebilir. Ana kayaç malzemesinin mineralojisi belirli bir topraktaki kil minerallerinin tipini ve miktarını belirleyerek toprakta yaşayan mikropların tiplerini ve dağılımı üzerinde rol oynamaktadır. Ana malzemenin dokusu ile pekişme derecesi toprak içinde suyun ve havanın hareketini, bitkilerin köklenme yeteneğini ve sonuçta birçok mikrobun yaşayışını doğrudan denetler.

Kayaç gruplarındaki element dağılımı (Garrett, 2004) göre şöyledir.

GRUP

BİRLİKLER

Genelde ilişkili elementler K-Rb Ca-Sr
Al-Ga Si-Ge
Zr-Hf Nb-Ta
Nadir toprak elementleri (Rare Earths) (REE), La, Y
Pt-Ru-Rh-Pd-Os-Ir Au-Ag
Plütonik kayaçlar
Genelde ilişkili elementler Si-Al-Fe-Mg-Ca-Na-K-Ti-Mn-Cr-V
Zr-Hf-REE-Th-U-Sr-Ba-P
B-Be-Li-Sn-Ga-Nb-Ta-W-Halit
Özel gruplar
Felsik magmatik kayaçlar Si-K-Na
Alkali magmatik kayaçlar Al-Na-Zr-Ti-Nb-Ta-F-P-Ba-Sr-REE
Mafik magmatik kayaçlar Fe-Mg-Ti-V
Ultramafik magmatik kayaçlar Mg-Fe-Cr-Ni-Co
Bazı pegmatitler Li-Be-B-Rb-Cs-REE-Nb-Ta-U-Th
Bazı kontakt metasomatik yataklar Mo-W-Sn
Potasyum feldispatlar K-Rb-Ba-Pb
Diğer potasyumca zengin mineraller K-Na-Rb-Cs-Tl
Ferromagnezyumlu mineraller Fe-Mg-Mn-Ni-Co-Cu-Zn
Çökel kayaçlar
Fe-oksitçe zengin Fe-As-Co-Ni-Se
Mn-oksitçe zengin Mn-As-Ba-Co-Mo-Ni-V-Zn
Fosfatlı kireçtaşları P-F-U-Cd-Ag-Pb-Mo
Siyah şeyller Al-As-Sb-Se-Mo-Zn-Cd-Ag-U-Au-Ni-V

Combs, Jr., (2004)’e göre sağlığı korumak için 16 mineral öğesinin gerekli olduğu saptanmış olup, bunların başlıca beş genel fizyolojik rolü bulunmaktadır.

Kemik ve zar yapısı için; kalsiyum, fosfor ve magnezyum, florür, su ve elektrolit dengesi için; sodyum, potasyum ve klorür, metabolik kataliz görevi için; çinko, bakır, selenyum, magnezyum ve molibden, oksijen bağlanması için; demir, hormon etkileri için de iyot ve krom gereklidir.