Pekmez, pekmez toprağı, pekmez yapımı

Makale, Popüler Bilim Dergisi Aralık 2011-Ocak 2012, 212 sayısında farklı başlık altında ve genişletilmiş olarak yayımlanmıştır.

Yazıya ayrıca http://www.bodrumguncelhaber.com/pekmeze-neden-pekmez-topragi-katilir-pekmez-topragi-nasil-olmali/    linkinden de ulaşabilirsiniz.

 PEKMEZE, NEDEN PEKMEZ TOPRAĞI KATILIR? PEKMEZ TOPRAĞI NASIL OLMALI ?

 Dr.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Her yıl Eylül ayına gelindiğinde bağ bozumu döneminde özel çabalarla Anadolu’da yaygın olarak pekmez üretilmekte ve kaynatılması sırasında geleneksel olarak pekmez toprağı kullanılmaktadır. Bir gıda maddesi olan pekmezin faydaları çok iyi bilinmektedir. Pekmez toprağı yerine farklı malzemeler denense de kalsiyum karbonat bileşimli pekmez toprağının yerini alamadığı bilinmektedir. Ülkemizde yaklaşık 1200 üzüm çeşidinin olduğu, çok çeşitli üzüm cinsleri arasında; ak üzüm, kabarcık, dirmit, güzel üzüm, dökülgen, hasan dede, narince, misket, yediveren, köfter, kozan beyazı, şehre varmaz türlerinin pekmez yapımına elverişli oldukları belirtilmektedir.

ÜZÜM PEKMEZİ

Taze ve kuru üzüm şırasının asitliğini azaltmak veya kalsiyum karbonat ya da sodyum karbonat ile asitliği azaltılarak tanen, jelatin ya da uygun enzimlerle durulduktan sonra tekniğine uygun olarak vakum altında ya da açıkça koyulaştırılması ile elde edilen koyu kıvamlı ya da bal, çöven, süt, süt tozu, yumurta akı gibi maddeler ilavesi ile katılaştırılan bir mamuldür” şeklinde tanımlanmaktadır.

PEKMEZ TOPRAĞI

Pekmez üretimi ve pekmezde toprak kullanımının  binlerce yıllık bir geçmişi bulunmaktadır.  Geleneksel olarak pekmez üretmek için üzümler önce sıkılmakta ve şırası elde edilmektedir. Şıradaki ekşiliği gidermek için durultma işlemi uygulanmaktadır. Bu işlem genelde içeriğinde %50-90 oranında kalsiyum karbonat (CaCO3) bulunan pekmez toprağı kullanılarak yapılmaktadır. Şıraya pekmez toprağının katılmasının nedeni şırayı durultmak, süzmeyi kolaylaştırmak ve şıranın ekşiliğini gidermektir.

Pekmez yapılırken presten alınan ham üzüm şırası durultma ve asit giderme işlemine tabi tutulur. Presten alınan şıra çeşitli irilikte meyve parçaları, kabuk parçaları, hücre ve hücre parçaları içerir. Ayrıca üzüm suyunda tartarik asit, protein ve pektin gibi bileşikler de mevcut olup pekmez üretimine olumsuz etki yaparlar. Bu olumsuzlukları en aza indirmek için şırada durultma ve asit giderme işlemleri yapılır. Başlıca durultma yöntemleri ısı uygulaması, soğukta bırakmak, tanen-jelâtin uygulaması ve enzimatik yollarladır.

Durultma ve asit giderme işlemi ekşi pekmez hariç tatlı pekmez üretiminde genel olarak pekmez toprağı katılmasıyla yapılmaktadır. Bu uygulamada kullanılan toprak şıra asidini azalttığı gibi durultma ve süzmeyi de kolaylaştırır. Pekmez toprağı olarak kullanılan malzeme, %50-90 oranında kalsiyum karbonat içeren beyaz ve beyaza yakın bir topraktır. Bazı yörelerde marn olarak anılır. Şıraya katılan miktarı 100 kg üzüm şırasına 1-5 kg arasında değişmektedir. Pekmez toprağının, pres edilmeden önce üzümlerin üzerine serpmek, pres edilen şıraya ve kestirilen şıraya katmak şeklinde uygulama metotları vardır. Birinci uygulamada pekmez toprağı üzümlerin üzerine serpilerek pres edilir. Elde edilen şıra da 10-15 dakika süreyle 50-60oC’da kestirilerek, 4-5 saat bekletilerek asiti azaltılır.

Diğer uygulamada ise presten alınan şıranın 50-60oC’de 10-15 dakika kaynatılıp pekmez toprağı ilave edilerek kestirilmesidir. Bu sırada üste çıkan köpükler kepçelerle alınır ve dinlendirme tanklarına (kaplarına) alınarak 4-5 saat bekletilir. Bundan sonra duru kısım sifonla alınarak pekmez kaynatma kazanlarına boşaltılır.

PEKMEZ TOPRAĞI ÖZELLİKLERİ

 Pekmez kaynatılması sırasında pekmezin içine konulan pekmez toprağı da bir bakıma jeofajia (toprak ve kil yeme alışkanlığı)  olayıdır. Pekmez toprağı olarak yumuşak, dağılabilir, kil boyutunda, genellikle beyaz, gri malzemeler kullanılmaktadır. Pekmez toprağı malzemesi tebeşir kayası, altere olmuş gölsel kireçtaşı, altere olmuş kireçtaşı, altere olmuş traverten kayası ile asbestli, altere serpantin malzemesidir. Pekmez toprağı olarak kullanılan malzemelerin genellikle kalsiyum karbonat (CaCO3) bileşenli olduğu ve pekmezde kullanımının sağlık yönünden bir sakıncası olmadığı yönündedir. Ancak, yerleşim yerlerine yakın bulunan alanlardaki pekmez toprağının pil atıkları, çöp atıkları, pestisit, herbesit gibi ilaç kalıntıları, ağır metal kirliliği  (kadmiyum, arsenik gibi), karayolu kıyısında olması yönünden kullanılmaları sakıncalı olabilmektedir.

Kullanılan bazı pekmez toprakları asbest lif ve tozlarından oluşabilmektedir. Pekmezde asbestli toprak kullanımı konusunda şimdiye kadar zararlı olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak asbestli toprağın ocaklardan çıkartılması ve kullanımı sırasında, tozlarının solunmasıyla sağlık riski oluşabilmektedir.  En önemli dikkat edilmesi gereken husus Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH) yönünden kirlenmedir. Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH), iki ya da daha fazla aromatik halkanın birleşmesiyle meydana gelen bileşikler olarak tanımlanırlar. Polisiklik aromatik hidrokarbonların esas kaynakları; yanma olayının tam gerçekleşmemesi, egzost gazları, organik maddelerin diajenetik prosesleri, orman yangınları ve mikrobiyolojik sentezler ya da dönüşümlerdir. Yani bu tür bileşikler hem bazı doğal olaylar sonucunda, hem de antropojenik (insan kaynaklı) süreçler sonucunda oluşmaktadırlar. Polisiklik aromatik hidrokarbonlar, hemen hemen bütün toprak çeşitlerinde bulunabilen kirleticilerdendir.

 

ÖNLEMLER

 Pekmez toprağı, her yıl pekmez yapımı sırasında değişik yerlerden traktör römorklarıyla taşınarak bazı merkezlerde hijyen olmayan şartlarda satışa sunulmaktadır. Çoğu yerde ise yerel halk tarafından bilinen ocaklardan temin edilmektedir. Bazı şehir merkezlerinde ise hijyen olmayan ortamlarda, örneğin zehirli olan arsenik tozu ve hamamtozu ile birlikte yan yana aktarlarda bulunabilmektedir. Tüm sakıncalar dikkate alınarak T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ve T. C.Sağlık Bakanlığı tarafından pekmez toprağı kullanımı denetim altına alınmalı, pekmez toprağı alınacak yerler belirlenmeli, kullanılacak toprağın PAH, ağır metal, pestisit ve diğer kirleticiler bakımından analizleri yapılmalıdır.

PEKMEZ TOPRAĞI KULLANMADAN ÖNCE YAPILMASI GEREKEN ANALİZLER

-Kimyasal bileşimi saptanmalı. Bileşiminin yüzde 50-90’ı kalsiyum karbonat (CaCO3) olmalı.

-Fiziksel özellikleri (renk, doku, gözeneklilik, sertlik vd.).

-Kil oranına bakılmalı

-Toprağın pH’ı (bazik olmalı)

-Toprakta organik madde oranı (organik madde kıt olmalı)

-Topraktaki patojenlerin varlığı (toprak solucanları, bakteri miktarı)

-Asbest olup olmadığı analiz edilmeli (asbest malzeme olmamalı)

-Ağır metaller ve iz elementler yönünden analiz edilmeli

Analizi istenecek elementler:

Krom, kobalt, demir, bakır, çinko, mangan, molibden, vanadyum, nikel, alüminyum, kalay, bor, antimon, sodyum, potasyum,  magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, klor, tungsten (volfram), silisyum, selenyum, iyot, flor, uranyum, radyum.

-Toksik ağır metaller yönünden analiz edilmeli (bunlar; cıva, arsenik, kadmiyum, kurşun, talyum, polonyum)

-Toprağın radyoaktivitesi ölçülmeli

-Zirai ilaç kalıntısına bakılmalı (pestisit, herbesit ve insektisitler olmamalı)

-Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH) analizi yapılmalı (bunlar olmamalı)

-Deterjan atıkları

-Katı ve sıvı çöp atıkları olmamalı

Tüm mahalle/köy muhtarları Kaymakamlıkça veya İl ve İlçe Sağlık Müdürlüklerince bilgilendirilerek, pekmez toprağının nereden alındığı tesbit edildikten sonra gerekli analizler yapılarak, uygun olanlardan pekmez toprağı alınması denetimli sağlanmalıdır.5.10.2018

Kaynaklar

Atabey, E. 2009a. Türkiye’de asbest, eriyonit, kuvars ve diğer mineral tozları ve etkileri. MTA Yerbilimleri ve Kültür serisi, 6, 190s. ISBN: 978-605-4075-44-7.

Atabey, E. 2009b. Arsenik ve etkileri. MTA Yerbilimleri ve Kültür serisi, 3, 91s. ISBN: 978-605-4075-28-7.

Atabey, E. 2010. Türkiye’de Kil ve Toprak Yeme Alışkanlığı (Jeofajia)-Topraktaki Organizmalar (Patojenler)-Pekmez Toprağı ve Sağlık. MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 8, 121s. ISBN: 978-605-4075 81-2.

Atabey, E. 2011.Pekmez ve pekmez toprağı. Popüler Bilim Dergisi. Aralık-Ocak Sayı: 212. 38-43.

Atabey,E. 2015. Elementler ve Sağlığa etkileri. Hacettepe Üniversitesi Mezotelyoma  ve Medikal Jeoloji Uygulamave Araştırm Merkezi yayın No:1. ISBN: 978-605-66516-0-4. Ankara

Battaloğlu, R. 2009. Niğde ilinden toplanan pekmez toprağı örneklerinde pestisit  kalıntıları ve polisiklik aromatik hidrokarbon (pah) aranması. 1.Tıbbi Jeoloji Çalıştay Bildiriler Kitabı. (Ed. Y. Örgün, G. Yalçın), TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayını, 207-213.

Haktanır, K. ve  Arcak S. 1998. A.Ü.Ziraat Fak. Çevre Kirliliği Ders Kitabı, 457, Yayın no:1503.

Kayahan, M. 1982. Üzüm şırasının pekmeze işlenmesi sırasında meydana gelen terkip değişmeleri üzerine araştırmalar. A.Ü. Ziraat Fak. Yayınları,.797, Muhtelif Sayfalar, Ankara.

WHO. 2000. Regional Office for Europe, Copenhagen, Denmark.Fighting disease fostering development, World Helath Organization, Geneva.

Yazıcıoğlu, T. 1967. Türkiye’de Üzüm Üretimi ve Değerlendirilmesi. A.Ü. Zir. Fak. Yıllığı, 17, 2, 303-314.

 

 

Kil yeme alışkanlığı, jeofajia, patojenler, kil nedir, kil mineralleri, kil çeşitleri, kil kullanımı, kilin özellikleri

İNSANLARDA KİL YEME ALIŞKANLIĞI (JEOFAJİA)

  1. EŞREF ATABEY

Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Doğada genel olarak kaolinit, simektit, illit ve klorit grubu kil mineralleri bulunmaktadır. Bunların fiziksel ve kimyasal özellikleri farklı olup, plastiklik, renk ve büzüşme özelliği vardır. En önemli kil türleri; kaolin, seramik killeri, refrakter killeri, bentonitler, ağartma toprakları ve tuğla/kiremit üretiminde kullanılan killerdir.En az % 50-60 simektit (montmorillonit) içeren killer bentonit olarak adlandırılmaktadır. Bu tip killer insanlar tarafından çinko-demir eksikliğine bağlı olarak bir besin maddesi gibi tüketilmektedir. Ancak kil yeme sonucunda anemi gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilmektedir. Toprakla birlikte birçok patojen bünyeye alınmakta ve bu patojenler sağlığa zararlı olabilmektedir. Bentonit ayrıca sıvı halde vücuttaki toksinlerden arınmak için detoks amaçlı kullanılmaktadır. Termal çamurlar diye nitelendirilen peloidler, sağlık amaçlı olarak, paket, bulamaç (macun), banyo, tek kullanımlık hazır paket balçığı, krem, pudra, yüz maskeleri, plaster, yakı, antiperspiran  ve emülsiyon şekillerinde kullanılabilmektedir.Türkiye’de kil ve toprak yeme olayı yanında özellikle üzüm yetiştirilen yerlerde sıklıkla pekmez yapımında pekmez toprağı kullanılmaktadır. Kullanılan toprağın da ağır metaller ile toksik madde katkıları yönünden sağlık riskleri olabilmektedir.

KİL MİNERALLERİ

Kil, sedimanter kayaların tane iriliğini ifade eden bir terim olarak kullanılmaktadır. Tane büyüklüğü 2 mikrometreden (0,02 mm) daha küçük taneciklere kil denilmektedir. Kilden oluşan sedimanter kökenli kayaçlara kiltaşı denilmektedir. Kil mineralleri esas itibariyle alüminyum hidrosilikatlardır. Bazılarında alüminyumun yerini tamamen veya kısmen Fe veya Mg alır. Bazı killer tek bir kil mineralinden ibarettir. Fakat çoğu birkaç mineralin karışımıdır. Killer içinde kil minerallerine ilaveten kuvars, kalsit, feldispat ve pirit gibi farklı mineraller bulunur (Akıncı, 1968).

KİLİN ÖZELLİKLERİ

Plastiklik: Ezilmiş kile uygun miktarda su karıştırıldığı zaman işlenebilme ve şekillendirme özelliği gelişir. Böylece kil şekil alır ve kuruduğu zaman bu şeklini korur. Su dışında hiçbir madde kile plastiklik özelliği kazandırmaz. Bu konuda yapılmış deneylerde birçok sıvı (alkol, gaz, terebentin, amonyak, aseton vb.) kullanılmışsa da hiç birisi ile bu özellik elde edilememiştir (Atabey, 2010).

Renk: Killer metal oksitlerle karışık bir şekilde bulunduklarından doğal olarak renklenmiş durumdadırlar. Ayrıca organik maddeler de ihtiva edebilir. Kilin saf olması halinde rengi beyaz olur. Bunun ötesinde killerin renkleri sarı, pembe, kırmızımsı, mavimsi gri, yeşil ve siyahımsı olabilir. Kilde limonit bulunması halinde rengi sarımsı, kahverengidir.Kilde;demir peroksit bulunması halinde rengi kırmızı, mangan dioksit bulunması halinde rengi siyah, organik maddeler bulunması halinde ise menekşe rengindedir.

Büzüşme: Kil su ile yoğrulup şekillendikten sonra kurumaya terk edilirse şekillendirme sırasında verilmiş olan ölçüleri küçülür. Diğer bir değişle kil hamurunun kuruma sırasında hacmi küçülür. Bu olaya kilin büzüşme yapması denir. Büzüşme, kilin kuruması sırasında olduğu gibi pişmesi sırasında da devam eder. Kilin kurumasından meydana gelen büzüşme, kilin plastik özelliğine bağlıdır.

Kil ile su karışımının özellikleri: Kil kütleleri nispeten düşük sıcaklıkta (oda sıcaklığında) bünyelerinde bir miktar su tutar ve 100°C-110° C’da bu su kil bünyesinden tamamen ayrılır.

Moleküler su: Kil kütlelerini meydana getiren kil mineral taneciklerinin etrafını saran ve boşlukları dolduran sudur.

Katmanlar arası sular: Kil minerallerinde (vermikülit, montmorillonit, sulu halloysit gibi) kristal yapı birimlerinin katmanları arasında bulunan sudur. Bu su nem ve sıcaklığa göre artıp azalabilir. Artması ile kil minerallerinin c ekseni büyür ve kilde şişme meydana gelir.

KİLİN KULLANIMI

Ekonomik bakımdan en önemli kil türleri; kaolin, seramik killeri, refrakter killeri, bentonitler, ağartma toprakları ve tuğla/kiremit üretiminde kullanılan killerdir.Kaolen, seramik, porselen, boyalarda, kağıt ve çömlekçilikte, plastik eşya, yapay kauçuk, ilaç, gübre, mürekkep ve kozmetik ürünlerin yapımında kullanılır. Suyu alarak şişen montmorillonit tanecikleri bitişiğindeki diğer elamanları bünyelerine hapsettiklerinden, suların ve likörlerin temizlenmesinde, bitkisel yağların renklerinin ağartılmasında, petrolün arıtılmasında katalizör olarak kullanılır (Önem, 2000). Bentonit; sondaj, döküm, demir-çelik endüstrisi, kedi kumu, tarım, jeotekstil, gıda, ilaç, boya ve kozmetikte kullanılır.

KİL YEME ALIŞKANLIĞI (JEOFAJİA)

Kil ve toprak yeme alışkanlığı (jeofajia ve pika); besleyici değeri olmayan bir maddenin ya da bir gıdanın düzenli ve aşırı miktarda yenmesi ile karakterize bir davranış bozukluğudur (Lacey, 1990; Robinson ve diğerleri, 1990). Pika; alışılmadık nesneleri yeme, pika pika ya da daha özgün biçimde jeofajia olarak bilinmektedir. 16. yüzyıldan bu yana yaygın olarak bilinen diğer pika formları; kömür, alçı, gübre, kül, kar ve buz yemeyi (pagofajia) içermektedir (Smith, 2001).Çocukluk yaş grubunda daha fazla olmak üzere, tüm toplumlarda kil ve toprak yeme alışkanlığı görülebilir (Arcasoy, 1994).

Modern toplumlarda rastlanmamakla birlikte, kil ve toprak yeme alışkanlığı bazı topluluklar arasında yaygın olup, zehirlenme vakaları gibi tüm sağlık sorunları için bir tedavi olarak Aristoteles (M. Ö. 384-322) zamanından bu yana uygulanmaktadır. Toprak bir macun şeklinde yerden alınarak tüketilmekte, ya da beyaz karınca yuvaları gibi özel kaynak ya da geleneksel ot ve toprak karışımı bir madde de tercih edilmektedir (Smith, 2001). Bunlar çocuklar tarafından ve kadınlarda gebelik sırasında tedavi amacıyla alınabilmektedir.

Afrika’da kurutulmuş toprak, fasulyeleri ve yer fıstıklarını çürümeden koruyucu işlevi görürken, 20. yüzyılın başlarında toprak ve killer Avrupa’da un ve tereyağı yerine kullanılmıştır. Kil ve toprak yeme isteği olan insanlarda, bu isteğin, sıklıkla yağmurdan sonra olduğu bilinmektedir. Araştırmacıların Afrika’da görüştükleri bir kadın “Biraz toprak tadana kadar ne uyuyabilir, ne de iştah duyabilirsiniz” demiştir. Bir başkası özellikle yağmurdan sonra toprak tüketme ivediliğini “Nereye gidersem gideyim, ister mutfağa, ister tuvalete, isterse dışarıya; toprak hoş kokuyor” şeklinde ifade etmiştir. Kenya’da jeofajia ile yenilen toprağın miktarının tipik olarak günde 20 gram olduğu bilinmektedir. Bu, el ve ağız teması yoluyla dikkatsiz sindirimin bir sonucu olarak alınan miktarın (örneğin günde 50 miligram) yaklaşık 400 katından fazladır (Smith, 2001; Atabey, 2005, 2010).  Kil ve toprak yemenin birçok nedeni bulunmaktadır (Abrahams, 2005; Atabey, 2010). Besin ya da besindeki zehiri arıtıcı olarak, psikiyatrik ve psikolojik nedenlerle, tedavi amaçlı, kültürel nedenlerle ve fizyolojik nedenlerle kil yenmektedir (Abrahams, 2005; Atabey, 2010).

Kil ve toprak yeme alışkanlığı ülkemizde özellikle Orta Anadolu’nun kırsal kesimlerinde yaşayan çocuklar, kızlar ve hamile kadınlarda oldukça yaygındır ve sağlık sorunu olacak düzeydedir. Bu alışkanlık, gelişmenin çok hızlı olduğu çocukluk yaşlarında demir ve çinko eksikliğine neden olmaktadır. Bu iki önemli yararlı elementin eksikliği ise organizmada çesitli organların işlevlerini hatta anatomik yapısını değiştirmektedir (Çavdar ve diğerleri, 1983; Arcasoy, 2001; Atabey, 2010, 2011a).

Hayvanlar arasındaki jeofajia vakaları, killerin ve toprak minerallerinin sindirilmesi şeklinde olmaktadır (Smith, 2001). Bu durum, Orta Afrika’daki gorillerden, Güney Amerika’daki makav papağanlarına kadar değişen çeşitlilikteki hayvanlar arasında yaygındır. Hayvanlar arasında jeofajia, tropikal yağmur ormanları arasında beslenmeye başlamadan önce nehir kenarlarındaki kilde oynaşan makav papağan sürüsünün günlük gösteri malzemesi olmaktadır (Smith, 2001; Atabey, 2010).

KİL VE TOPRAK YEMENİN YARATABİLECEĞİ SORUNLAR

Türkiye’de de özellikle kırsal kesimde toprak ve kil yeme olayları yaygın olup, şehirlerde bu amaçla kil satılmaktadır. Kili alan müşterilerin asıl amaçlarının kili yemek, saçlarını yıkamak ve yaraların iyileşmesinde kullanmak olduğu belirtilmiştir (E. Atabey, esnafla görüşme, 10 Temmuz 2004; 1 Mayıs 2010). Kil ve toprak yeme alışkanlığı olan insanlar tükettikleri malzemenin türüne göre tozlarından da olumsuz etkilenebilmektedirler. Örneğin; asbest tozlarının akciğer kanserine neden olduğu bilinmektedir (Barış ve Atabey, 2009; Atabey, 2009a).

Ortaya çıkabilecek sorunların başında kurşun zehirlenmesi gelir. Özellikle yenilen boyalardan vücutta biriken kurşun öğrenme güçlüklerine, beyin hasarına ve ileri evrelerde ölüme bile yol açabilir(Abrahams, 2005).Besin değeri olmayan gıdaların yenilmesi gerçek besinlerin yerini alıp beslenme eksikliğine sebep olabilir.Taş, cam gibi sindirilemeyen sert maddelerin yutulması kabızlığa, sindirim sisteminde darlığa, hatta tıkanıklığa ve yırtılmalara neden olabilir.Kil yeme ile As, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn, Cr, V alınabilmektedir (Atabey, 2015).Kilin toksik etkileri doğrudan jeofaji ile ilişkilidir. Toksikoloji açısından önemi, oral yol ile alınan kil örneklerinin içerebileceği; ağır metaller (başta kurşun, arsenik, krom ve kadmiyum olmak üzere) ve organik klorlu bileşik (dioksin ve dibenzofuran) kirliliği taşımalarıdır.  Riskli gruplar; gebe ve çocuklardır (Reeuwijk ve diğerleri, 1990; Abrahams, 2012).

PATOJENLER

Patojen sözcüğü, topraktaki organizmalar, hastalığa neden olan her türlü organizma ve madde anlamındadır.Kil ve toprak tüketilmesinin sakıncaları, kirletilmiş/kirlenmiş topraklardan belirli oranda bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmaların toprakla birlikte alınmasıdır. Toprak ve yenilen kirli nesnelerden bulaşan bakteri ve parazitler karaciğer ve böbreğe hasar verebilecek, tüm sistemi tehlikeye atabilecek ciddi enfeksiyonlara yol açabilir (Abrahams, 2005; Atabey, 2010).Toprakla birlikte alınan parazitler insanlarda anemi gibi değişik hastalıkların nedeni olabilmektedir (Atabey, 2010).

Toprakta yaşayan tekhücreliler (protozoa), mantarlar, bakteriler ve virüsler ile yaşamını sürdürmek için bir bitki ya da hayvan konağa gereksinim duyan daha az bilinen bazı mikroplar insanlara hastalık nedeni olabilirler. Virüsler haricinde olasılıkla 10.000 türe kadar çıkan 400’ün üzerinde bakteri türü sınıflandırılmış olup çoğu durumda bunlar toprakta yaşayan diğer canlılardan daha boldur (Bultman ve diğerleri, 2005). İnsanda toprakla taşınan patojenler geçmişten günümüze insanlığa görünüş bozukluğu, acılar, körlük, ölüm ve tıbbi masraflar açısından ortaya inanılmaz bir rakam çıkarmış ve gelecekte de bunun böyle süreceği beklenmektedir. Kancalı kurt hastalığı Ancylostoma duodenale ve A. ceylanicumun (her ne kadar enfeksiyonun asıl nedeni derinin toprakla teması olsa da) ağız yoluyla vücuda girmesinden kaynaklanır (Bultman ve diğerleri, 2005).

TIBBİ JEOLOJİK YÖNDEN DEĞERLENDİRME

Türkiye’de bazı insanlar tarafından değişik amaçlar için kil ve toprak doğal olarak tüketilmekte ve bu durum alışkanlık halini almaktadır. Doğal olarak kil ve toprak yenmesinin ana nedeninin beslenme yetersizliği, demir ve çinko eksikliğine bağlı olduğu yönündedir. Özellikle hamile kadınlar ve kızlar kil ve toprak yeme ihtiyacını hissetmektedirler. Bir besin maddesi gibi tüketilen kilin, fiziksel ve kimyasal özellikleri ortaya konulmalı tıbbi jeolojik yönden araştırılması ve değerlendirilmesi yapılmalıdır. Kil ve toprak yeme alışkanlığının sakıncaları hakkında insanlar, Sağlık Bakanlığı’nca bilgilendirilmelidir. Toprak ve kil yeme alışkanlığı olan insanlar tespit edilerek tedavileri yaptırılmalıdır. Çinko ve demir mineralleri eksikliğine karşı, özellikle kadınların yeterli beslenmeleri ve mineral eksikliğini giderici önlemler alınmalıdır.

Kil ve toprak yeme sonucunda ise vücuda binlerce-milyonlarca toprak organizmaları (bakteri, mantar ve virüsler) alınmaktadır. Vücuda alınan organizmalar özellikle kancalı kurtlar bağırsak sistemindeki var olan besinleri de tüketmek suretiyle kişinin beslenme yetersizliği ve sonuçta anemi hastalığına yakalanması söz konusu olabilmektedir.Kil ve toprak yeme alışkanlığı sonucunda vücuda alınabilecek toprak organizmalarının zararlı etkilerini önlemek için hekime başvurulmalı ve gerekli tedaviler yaptırılmalıdır. Bu durum gözetilerek toprak ve kil yenmemelidir. İnsanlar bu yönde bilgilendirilmelidir.

Yaygın olmasa da Türkiye’de pekmez yapımında kullanılan pekmez toprağı değişik etkenlerle kirlenmiş, kirletilmiş olabilmektedir. Asbest türü pekmez toprağının tozu insanların akciğerlerini etkileyebilmektedir (Atabey, 2011c).Tarım Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından pekmez toprağı kullanımı denetim altına alınmalı, pekmez toprağı alınacak yerler belirlenmeli, kullanılacak toprağın gerekli ağır metal ve diğer kirleticiler bakımından analizleri yapılmalıdır.

Peloidler ve detoks amaçlı kullanılan killerle ilgili yönetmelik kurallarına uyulmalıdır. Analizleri yapılmamış, denetimden geçmemiş, sağlık için uygun olmayan materyaller kullanılmamalıdır.

 

Değinilen belgeler

Abrahams, P. W. 2004. Geophagy and the involuntary ingestion of soil. In: Essential of Medical Geology (Eds. O. Selinus, B. Alloway, J. A. Centone, R. B. Finkelman, R. Fuge, U. Lindh ve P. Smedley), Chapter, 17, 435-458.

Arcasoy A. 1994. Türkiye’de geophagia (toprak yeme alışkanlığı). Ankara Üniversitesi

Basımevi,1-50.

Arcasoy, A. 2001. Çinko ve çinko eksikliği, Ankara Thalassemia Derneği.

Atabey, E. 2005. Tıbbi Jeoloji. TMMOB Jeoloji Müh. Odası Yayınları: 88, 194s. ISBN: 975-395-844-7.

Atabey, E. 2009b. Arsenik ve etkileri. MTA Yerbilimleri ve Kültür serisi, 3, 91s. ISBN: 978-605-4075-28-7.

Atabey, E.2010. Türkiye’de Kil ve Toprak Yeme alışkanlığı (jeofajia)-Topraktaki Organizmalar (Patojenler)-Pekmez Toprağı ve Sağlık, MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 8, 121s. ISBN: 978-605-4075-81-2.

Atabey, E. 2011b. İnsanlarda kil ve toprak yeme alışkanlığı. Aralık-Ocak sayısı 2011.

Atabey, E. 2011c. Pekmez ve pekmez toprağı. Popüler Bilim Dergisi Mayıs 2011, 55-61.

Atabey, E. 2015. Elementler ve Sağlığa Etkileri. Hacettepe Üniversitesi Medikal Jeoloji ve

Mezotelyoma Araştırma ve Uygulama Merkezi yayınları-1. ISBN: 978-605-65516-0-4. 619s.

Bultman, M. W., Fisher, F. S. ve Pappagianis, D. 2004. The ecology of soil-burne human

pathogens. In: Essential of Medical Geology (Eds. O. Selinus, B. Alloway, J. A. Centone, R. B. Finkelman, R. Fuge, U. Lindh ve P. Smedley), Chapter, 19, 481-511.

Çavdar, A.,O. Arcasoy, A., Cin, Ş., Babacan, E. ve Gözdaşoğlu, S. 1983. Geophagia

in Turkey: Iron and zinc definiency, iron and zinc absorption studies and response to treatment with zinc in geophagia cases. Zinc Deficiency in human Subjects, 71-97.

içme suyunda arsenik, florür/ kil yeme alışkanlığı

İçme suyundaki arsenik ve florür

Dr.Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi /Tıbbi jeoloji uzmanı / Araştırmacı yazar

Arsenik: Ülkemizin jeolojik yapısı dolayısıyla doğal arsenik kaynaklarının çokluğu dikkati çekmektedir. Belli bir orandaki içme suları limitin üzerinde (WHO öngördüğü 10 mikrogram/ litre) arsenik derişimine sahiptir. Bunlardan Kütahya Emet ve Nevşehir ili ile Kırşehir iline bağlı bazı yerleşim yerlerini sayabiliriz.

Florür: İçmesularında flor derişimi 0.5-1.5 miligram/litre arası sağlık bakımından gereklidir. Bunun altında ve üstündeki değerler sağlık riski taşımaktadır. İçme sularında limitin üstünde flor tesbit edilen yerler arasında; Nevşehir-Kızılırmak Vadisi çevresi, Kırşehir-Kaman ilçesi bazı köyleri, Isparta bölgesi, Ağrı-Doğu Bayezıt bölgesi ile Eskişehir-Karacaören sayılabilir.

 

İyot

Niğde’nin bazı köyleri, Ankara- Nallıhan’nın bazı köyleri, Kırşehir-Kaman bazı köyleri ile Kastamonu köylerinde yaşayan halkta guatr hastalığı bakımından dikkate değer bir fazlalık görülmektedir. Bu sorun jeolojik formasyonlardan, toprakta selenyum eksikliği ve mineral içermeyen suların tüketilmesi vb. nedenlerden kaynaklanmaktadır.

Doğal radyasyon

Özellikle granitik, siyenit, pegmatit damarlarında, bazı volkanik kayalarda ve altere zonlarda, kumtaşlarında ve bu kayaların kumlarında  doğal radyasyon değerleri dikkate değerdir. Bu yerler arasında; Manisa-Köprübaşı, Çanakkale Ezine ilçesi Geyikli sahil siyah kumları, Küçükkuyu ile Ayvacık arasında kalan bazı köy yerleşim alanlarındaki volkanik tüflerde, Eskişehir Kaymaz, Beylikahır-Karacaören köyünde, Yozgat-Sorgun sayılabilir.

Antropojenik (insan kaynaklı) etkilenme

En önemli etki maden çıkarma, arıtma işlemlerinin yapıldığı alanlardaki atık pasaların yol açtığı asit maden drenajı olayıdır. Gerek işletilmekte olan ve gerekse terkedilmiş maden ocakları çevresinde asidik ortamda kimyasal reaksiyonlar olmakta ve bunun sonucu olarak yeraltısuyu, toprak ve besin kaynakları kirlenmektedir.  Konya-Sızma ve Ladik’de kurşun ve civa, Ödemiş ve Beydağ’ında civa, Ulukışla Maden’de kurşun, Balya’da kurşun, Lapseki Koru derede kurşun, Kütahya-Gümüşköy’de gümüş işletmeleri ile terkedilmiş ocaklar ve çevresi, kömür madenleri pasaları ve ocakları çevresi kuyu ve içmesuları kirlenmektedir.

Jeotermal kaynaklardan ve bor madeni işletmesinden dejars olan bor kirliği, Emet, Kızıldere vd. sıcaksu kaynaklardan gelmektedir. Davutlar gibi başka yerlerde de olan radonlu kaplıcalara dikkat edilmelidir. CO2 bağlı sağlık riskleri de dikkate değerdir.

Kil yeme alışkanlığı

Jeolojik yapı dolayısıyla genel olarak ülkemiz toprakları kireçli olduğundan, çinko ve demir başta olmak üzere toprağa salınamamakta bundan dolayı da besinlere geçememekte ve insanlarda çinko ve demir eksikliği nedeni olmaktadır. Ülkemizin bazı yerlerinde yaşayan özellikle kadınlarda toprak ve kil yeme alışkanlığına bağlı olarak sağlık sorunları yaşanmaktadır. Bu olaylar Kırşehir ili ile Hatay ili bazı köyleri, Yozgat, Çankırı, Konya, Ankara’nın bazı yerlerinde yoğun olarak tesbit edilmiştir.