Bodrum’da plaja serilen beyaz kum zararlı (mı)? eşref atabey

 

Bodrum’da plaja serilen beyaz kum zararlı (mı)?

VİDEO metni

Videoya ulaşmak için:https://youtu.be/EUwNAzMpRMU

DR.EŞREF ATABEY –Jeoloji Yüksek Mühendisi, Tıbbi jeoloji, doğa, çevre ve halk sağlığı konularında araştırmalar yapmaktayım

 

Bundan önceki videoda, plaja serilen beyaz kumlar sağlıklı mı? diye genel değerlendirmelerde bulunmuştum.

Bu videoda analiz sonucunda türü belli olan Bodrum’da plaja serilen beyaz kumları tıbbi jeolojik yönüyle değerlendireceğim.

Bazı yayın organlarında şu şekilde haberler yer almıştır.

’Bodrum’da sahile Maldivler’in sahillerinde bulunan beyaz kum görüntüsünü vermek isteyen otelin plajına mermer tozu serildi’’

’Bodrum’da beyaz kum diye plaja serilen mermer tozu kaldırıldı’’

‘’Bodrum’da skandal! Mermer tozuyla Maldivlere çevirmeye çalıştılar’’

Bodrum’da Yalıkavak, Gündoğan, Küçükbük, Bitez ile Torba mahallerinde , plaja serilen söz konusu kumlardan Muğla Valiliği Şehircilik ve İl Müdürlüğünce iki adet numunenin alındığı, MTA Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında jeokimyasal analizi yaptırıldığı, benim de kumları değerlendirme ifadelerimin de bulunduğu ‘’Bodrum’a serilen beyaz kumlar kuvars kumu çıktı’’ gibi haberlerle 3 Temmuz 2020 tarihli yayın organlarında belirtilmiştir.

Alınan numunelerin analiz sonuçlarını değerlendirdiğimde bir numunenin yüzde 85,3 oranında, diğer numunenin ise yüzde 92,4 oranında yüksek silisyum dioksit bileşimli olduğu, her iki numunede de ayrıca alüminyum, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum, mangan, sodyum, fosfor ve titanyum elementleri eser miktarlarda bulunduğu saptanmış.

Bu sonuca göre alınan numunelerin kuvars kumu diğer adıyla silisyum kumu olduğu ortaya çıkmıştır.

Kuvars kumunun plajda kullanılması başta insan sağlığı ve ekonomik önemi nedeniyle doğru değildir.

Kuvars kumu; kuvarsit kayasından öğütülerek elde edilir. Kuvarsit direnci çok yüksek sağlam ve aşındırıcı bir kayaçtır.

Bu nedenle çıkarılması ve öğütülmesi oldukça güç, zahmetli ve pahalıdır. Kuvars kumu boya, deterjan, cam ve seramik sanayinde, refrakter, metalurji, inşaat sanayinde çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

Ekonomik yönüyle bu kadar önemi olan kuvars kumunun plaja serilmesinin hiçbir anlamı yoktur.

Plajlara serilmek üzere ticareti yapılan kuvars kumları, muhtemelen fabrikada ekonomik anlamda değerlendirilmeyen ve atık durumundaki kumlar olduğunu düşünmekteyim.

İnsan sağlığı yönünden değerlendirecek olursak, Kuvars kristalleri tozlarının belli bir süre solunması sonucu bir pnömokonyoz türü olan silikozis denilen hastalık yaptığı ve akciğerlerde harabiyet oluşturduğu tıbben bilinmektedir. Plajda bu kum üzerinde zaman geçirenler, özellikle çocuklar etkilenebilirler.

Fabrikalardan temin edilen ve plajlara serilen öğütülmüş kuvars kumu ya da silis kumu yıkanmış ve tozdan arındırılmış olmadığından, içerisinde 0,1 ile 5 mikron arasında küçük boyutlu tozlar bulunur ve bu tozlar özellikle çocuklar için büyük sağlık riski oluşturacaktır. Çapı 10 µm’den büyük olan partiküllerin hemen tamamı solunum sistemi tarafından tutulur ve akciğerlere ulaşması önlenir.

Doğal plaj kumları yüzde 60-90 oranında silisyum dioksitten oluşur.

Peki doğal plaj kumlarının silikozis yapma tehlikesi var mıdır?

Buna verilecek cevap böyle bir riskin olmadığı yönündedir. Çünkü doğal plaj kumları yıllar boyunca kıyıda dalgalarla işlenir, boyutlandırılır ve yıkanarak içindeki tozlardan arındırılır. Plaj kum tane boyutunun da genellikle 10 µm’den büyük oluşudur. En önemlisi de üzerinde kısa süreli zaman geçirilmesi, kısa maruziyettir.

Fabrikada işlenen kuvars kumu ezme ile üretildiğinde, kristalli silisyum ile birlikte tremolit asbest içerebilir. Asbest kum içine kuvars kayasının üretimi sırasında karışmış olabilir.

1986’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde ticari olarak temin edilebilen bazı ticari kumlarının, kırılmış kireçtaşı ve ezilmiş mermerin içinde bulunan lifsi bir madde olan tremolit içerdiği ilk olarak belirtilmiştir. Kuvars kumu plajda insanların sürekli üzerinde dolaşmaları, oynamalarıyla ezilir; aşınır ve tozlaşır; tozlar da solunum yoluyla akciğerlere alınır.

Ticareti yapılan kuvars kumu, plaj kumu gibi dalgalarla işlenmediğinden ve yıkanmadığından, fabrikada öğütme sırasında içinde çok ince toz partikülleri barındıracaktır. Bu nitelikteki kuvars kumu plaja serilirse sağlık riski oluşturabilir.

Sağlık açısından, kumun bileşiminde toksik elementlerden arsenik, kadmiyum, cıva ve kurşun var mıdır, radyoaktif mineraller, kanserojen asbest gibi lifsi tozlar, mantarlar, bazı zararlı organizmalar, koliform bakteri var mıdır bunlar bilinmemektedir.

Ticari kumlarda örneğin ABD Kaliforniya’da ürün güvenliği yönetmeliğine göre kum torbaları üzerinde Prop-65 kanser uyarısı, etiketlerinde ‘’toksik olmayan ve MSDS-asbestsiz, kurşunsuz, kristalli silika tozu yoktur’’ ibaresi yer almaktadır.

 

Bodrum’da plajlara serilen kum kuvars kumu-eşref atabey

BODRUM’DA PLAJLARA SERİLEN KUM, KUVARS KUMU (SİLİS KUMU)

DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

 

e-posta: esrefatabey@gmail.com

WEB: esrefatabey.com

 

Bodrum’da plaja serildiği iddia edilen kumlardan Muğla Valiliği Şehircilik ve İl Müdürlüğünce alınan iki adet numunenin jeokimyasal analizi MTA Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında yaptırılmış.

Analiz sonuçlarını yorumlamam istenmiştir.

MTA Genel Müdürlüğü, MAT-20004310-AJ nolu, 22 Haziran 2020 tarihli jeokimyasal analizleri sonucuna göre numunelerin KUVARS KUMU yani SİLİS KUMU olduğu ortaya çıkmıştır. Alınan iki numunenin birinde yüzde 85,3 oranında, diğerinde yüzde 92,4 oranında yüksek silisyum dioksit saptanmış.

Bu sonuca göre numune KUVARS KUMU/SİLİS KUMU.

Eğer mineralojik analiz de yaptırılsaydı kumun içinde hangi mineraller olduğunu görebilirdik.

Analizde kullanılan parametre değerleri yüzde oranında verilmiş.

Buna göre silisyum dioksit (SiO2): Silisyum dioksit ayrı ayrı iki numunede 85,3 ve 92,4 oranında,

Diğer parametreler çok düşük oranda saptanmış. Ateş zaiyatı (A.Za): 0,90 ve 0,85, Alüminyum oksit (Al2O3): 6,1 ve 2,1, Kalsiyum oksit (CaO): 1,4 ve 0,5, Demir oksit (Fe2O3): 0,4 ve 0,4, Potasyum oksit (K2O): 0,4 ve 0,2, Magnezyum oksit (MgO): 0,8 ve 0,5, Mangan oksit (MnO): <0,1 ve <0,1, Sodyum oksit (Na2O):3,1 ve 1,6, Fosfor pentaoksit (P2O5): 0,1 ve <0,1, Titanyum dioksit (TiO2): 0,2 ve <0,1 oranlarında saptanmış.

Kuvars kumunun plajda kullanılması başta insan sağlığı ve ekonomik rolü nedeniyle doğru değildir.

İnsan sağlığı yönünden değerlendirecek olursak, Kuvars kristalleri tozlarının solunması sonucu silikozis denilen bir pnömokonyoz türü hastalık olmaktadır. Kuvars tozu akciğerlerde fibrozise yol açabilir. Akciğerlerde harabiyet oluşur. Plajda bu kum üzerinde zaman geçirenler, özellikle çocuklar etkilenebilirler.

Ekonomik yönden bakacak olursak, kuvarsit, kuvarsit ve kuvars kumu yıllar süren arama ve etütlerden sonra, bulunduğu yerden çok zor şartlarda, emekle çıkartılan ve fabrikalarda işlenerek sanayinin hizmetine sunulan bir maden cevheri bir endüstriyel hammaddedir.

Kuvars kumu yani silis kumu; kuvarsit kayasından öğütülerek elde edilir. Kuvarsit direnci çok yüksek sağlam ve aşındırıcı bir kayaçtır. Bu nedenle çıkarılması ve öğütülmesi oldukça güç ve pahalıdır. Kuvarsitler SiO2 içeriği yüksek ve demir içeriği yüzde 0,4’den az olması durumunda, boya, deterjan, cam ve seramik sanayinde, refrakter (silika tuğla), metalurji (demir ve ferrokrom), inşaat (hafif gazbeton yapı elemanları üretimi) sanayinde çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

Cam sanayi için yüzde 99,6, seramik sanayi için yüzde 97-98, porselen sektörü için de yüzde 97 oranında silisyum dioksit aranır. Alınan numunede kumdaki demir oranı yüzde 0,4 olarak saptanmış. Cam, seramik ve porselen sanayi için silisyum dioksit oranı düşük olduğundan ve sanayide çeşitli alanlarda kuvars kumunun kullanılması için demir oranının yüzde 0,4’ün altında olmadığından, muhtemelen fabrikada bu kumlar değerlendirilmemekte ve atık durumuna gelmektedir. Değerlendirilemeyen bu atık kuvars kumları, plajlara serilmek üzere ticareti yapılıyor olabilir.

Plajlardaki kumlarda genellikle kuvars kumundan oluşur. Ancak bu kumlar dalgalarla işlenir, yıkanır, boyutlandırılır, içindeki tozlar gider. Silikozis yapma özelliği hemen hemen kalmamaktadır. Ticareti yapılan kuvars kumu, plaj kumu gibi dalgalarla işlenmediğinden ve yıkanmadığından, fabrikada öğütme sırasında içinde çok ince toz partikülleri barındıracaktır. Bu nitelikteki kuvars kumu plaja serilirse sağlık riski oluşturabilir.

 

Türkiye’de barit, kaolen, kuvars, pomza-perlit,talk, disten, pirofillit: silikozis, talkosiz, baritozsiz

Türkiye barit yatakları haritası, baritozis

 

Türkiye kaolen ve sepiyolit haritası, kaolinosiz

 

Türkiye kuvar, kuvarsit, kuvars kumu yatakları haritası
Türkiye pomza ve perlit haritası

 

Türkiye diyatomit, talk, disten, pirofillit bulunan yerler, talkozis

 

Salda gölü kumu silikozis yapar mı? Yeşilova, Salda Gölü, hidromagnezit, silikozis

1 mayıs 2020 https://www.evrensel.net/haber/403574/jeoloji-yuksek-muhendisi-esref-atabey-beyaz-kumlarin-huntit-olduguna-dair-bilgi-yok portalında yayımlanmıştır.

SALDA GÖLÜ BEYAZ KUMU ZARARLI MI? SİLİKOZİS YAPAR MI?

(TIBBİ JEOLOJİK YÖNDEN DEĞERLENDİRME)

DR.EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı /Araştırmacı yazar

 

23-24 Nisan 2020 tarihinde bazı yazılı basında; ‘’ Salda Gölü sahiline eşsiz görünüm katan kumun aslında göl tabanına çökelmiş fosillerden HUNTİT minerali olduğu ve “KOAH, SİLİKOZİS gibi hastalıklara neden olacağı, Salda köylüleri ve hayvanları için tehlikeli olduğu”, ”Salda Şimdi Ölüm Kusuyor” başlıklı haberlerde iddia edilmektedir.

Bilimsel verilerle Tıbbi Jeolojik yönden değerlendirmesi yapılarak, kamuoyunun bilimsel ve doğru bilgiye ulaşması dikkate alınarak aşağıdaki yazı hazırlanmıştır.

SALDA GÖLÜ’NDE ŞİMDİYE KADAR YAPILAN JEOLOJİK, PETROGRAFİK VE MİNERALOJİK İNCELEME, JEOKİMYASAL ANALİZLERDE basında İDDİA EDİLDİĞİ ÜZERE HUNTİT MİNERALİ OLUŞTUĞUYLA İLGİLİ BİR VERİ ORTAYA KONMAMIŞTIR. Aksine yapılan çalışmalar ve analizler sonucunda gölde HİDROMANYEZİT mineralinin oluştuğu saptanmıştır.

İddia edildiği üzere SİLİKOZİSE neden olması için bir mineralin bileşiminde silisyum olması gerekir. Huntit minerali bulunsa bile HUNTİT minerali bileşiminde silisyum bulunmamaktadır. Dolayısıyla Huntit mineral tozunun SİLİKOZİS yaptığı tezinin doğru olmadığını belirtmek isterim.

GENEL OLARAK TOZLARIN ETKİSİ: Partikül büyüklüğü 100 mikrometreden daha az olan havada asılı parçacıklara TOZ diyoruz. Tozlar arasında aerodinamik eşdeğer çapı 0,1–5,0 mikrometre büyüklüğünde kristal veya amorf yapıda toz ile çapı 3 mikrondan küçük, uzunluğu çapının en az 3 katı olan lifsi tozlara ise SOLUNABİLİR TOZ diyoruz.

5,0 mikronmetre ve daha büyük tozlar burun mukozasında tutulur ve akciğerlere girmesi engellenir. 0,1 mikronmetre çapından küçük tozlar ise akciğerlerden öksürmeyle atılır. Tozun insan sağlığına etkili olması için tozun boyutları, çapı, kaynağa olan uzaklığı, rüzgar hızı ve yönü, tozun miktarı, hava sirkülasyonu, havada tozun kalma süresi, tozu soluma süresi, kişinin fiziksel özellikleri, burun yapısı vs önemlidir.

HUNTİT MİNERALİ:  Bir kalsiyum magnezyum karbonat minerali olup, karbonatlar sınıfı altında dolomit grubu içerisinde yer almaktadır. Kimyasal formülü; CaMg3(CO3)4’dır (%15.88 CaO, %34.25 MgO ve %49.87 CO2). Çoğunlukla hidromanyezit ya da manyezitle birlikte bulunup; dağılgan, saf beyaz görünümlüdür. Islak olduğu zaman çok plastiktir. Alev geciktirici, boyalarda özel bağlayıcı ve yapıştırıcı, özel tip lastiklerde dolgu sertleştirici ve kağıt sanayinde kaplama malzemesi olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de tek, Dünya’da ikinci, Denizli Çameli ilçesi Suçatı köyü yakınında açık ocak işletmesi bulunmaktadır. Yurt dışına ihraç edilmektedir. Magnezit minerali ise magnezyum karbonat (MgCO3) bileşimlidir. Refrakter sanayi, seramikte kullanılır.

Saf huntit minerali 3 birim magnezyum ve bir birim kalsiyum bileşiminden oluşur. Bu oran bir Mg ve bir Ca olursa DOLOMİT (MgCaCO3) oluşur.

Salda Gölü’ndeki beyaz oluşum stromatolitik güncel HİDROMAGNEZİT mineral oluşumudur.

HİDROMANYEZİT MİNERALİ: Kimyasal formülü Mg5(CO3)4(OH)24H2O şeklinde, görüldüğü sulu magnezit minerali olup, bileşiminde silis bulunmamaktadır.

PEKİ SALDA GÖLÜNDE BULUNAN BEYAZ HİDROMAGNEZİT TOZU ZARARLI MI?

Asbest gibi lifsi, eriyonit gibi iğnemsi kristallere sahip mineral tozları uzun süre solunduğunda akciğer zarı ve karın zarı kanseri (mezotelyoma) yol açtığı bilinmektedir. Lifsi olmayan tozların uzun süre solunmasıyla da pnömokonyoz akciğer hastalıkları olmaktadır. Silis tozu silikozis, kömür tozu antrakozis, demir tozu siderozis, alüminyum tozu alüminozis, barit tozu baritozis, talk tozu talkozis, mangan tozu manganozis, kaolen tozu kaolinozis gibi. Bunların hepsinin bileşiminde demir hariç silis bulunmaktadır.

İddia edildiği üzere, Salda Gölü’nde HUNTİT MİNERALİ oluşmamaktadır. Oluşsa bile, yukarıda örneklerini verdiğim mineraller gibi HUNTİT minerali bileşiminde silis bulunmamaktadır. Huntit tozu da mermer tozu gibi inert tozlar arasına girmektedir. Huntit tozunun akciğerlerde herhangi bir hastalık yaptığına dair kanıtlanmış bir çalışma bulunmamaktadır. HUNTİT MİNERAL TOZU, KOAH, SİLİKOZİS, Pnömokonyoz yaptığı iddiasıyla ilgili de veri yoktur.

GÖLDE KİRLENME

Göl kıyısındaki kayaç, toprak, sediman analizlerinde çok az oranda silisyum dioksit, çok az diyatoma oluşumu, özellikle güneydoğu kenarında nikel, bor, çinko, selenyum, kadmiyum gibi ağır metaller belirgin oranda yüksek, arsenik sınır derişimlerde (litrede 10 mikrograma yakın) saptanmış. Gölün bu kesimde kirlenme olduğuna da işaret edebilir.

SONUÇ

Salda Gölü kıyısındaki beyaz oluşumlar, HUNTİT olmayıp, güncel HİDROMAGNEZİT mineral oluşumu olup, HİDROMAGNEZİT mineral tozlarının sağlık açısından riskli olduğuyla ilgili tıbben bir araştırma bulunmamakta.

Hidromagnezit tozları içinde yoğun şekilde, yüzde 80-90 oranlara varan diyatoma silisli kavkı parçaları ve tozları olursa ancak böyle bir sağlık riskinden söz edebiliriz. Göldeki hidromanyezit mineralojisinde eser miktarda diyatoma saptanmıştır. Bu oranda da bir sağlık riskinden söz edemeyiz.

SONUÇ OLARAK BASINDA YER ALAN HABERLERDE İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ, SALDA GÖLÜ’NDE HUNTİT MİNERALİ OLUŞUMU BULUNMAMAKTA OLUP, KOAH, SİLİKOZİS GİBİ HASTALIK YAPTIĞI, SALDA KÖYLÜLERİ VE HAYVANLARI İÇİN TEHLİKELİ OLDUĞU TEZİNİN DE DOĞRU olmadığını belirtmek isterim.

Kaynaklar

Eşref Atabey. 2019. Dünyada tek olan Salda Gölü’nün önemi. Herkese Bilim Teknoloji

Dergisi, 6 Eylül 2019, Sayı: 180, sayfa: 16 ve 22.

Eşref Atabey. Salda Gölü’nün önemi. www.bodrumguncelhaber.com/esref-atabeyin-yazisi-salda-golunun-onemi/ (20.4.2020).

Eşref Atabey-Salda Gölü’nün önemi.’’Tıbbi jeoloji, çevre ve halk sağlığı’’ facebook sayfası

Eşref Atabey. Salda Gölü’nde oluşan Hidromagnezit Mineral Tozlarının Sağlığa Etkisi.

’’Tıbbi jeoloji, çevre ve halk sağlığı’’ facebook sayfası 23.4.2020

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/salda-golunun-kumunun-sirri-ortaya-cikti-276189h.htm (erişim: 23.4.2020).

Nurgül Balcı, Cansu Demirel ve Mehmet Ali Kurt. 2018. Salda Gölü’nün jeomikrobiyolojisi

ve güncel stromatolit oluşumunda mikrobiyal etkiler. Yerbilimleri, 39, 1, 19-40.

https://odatv4.com/salda-simdi-olum-kusuyor-24042002.html?fbclid=IwAR2OjJDRaictHBgMKwGL4s0qUAwiRA_L9f5F_h6NpwwH8pTtX3Gi3nQXtqU

Çocuk kum havuzları, çocuk parkı, oyun alanı-silikozis

Bu makale, Herkese Bilim Teknoloji Dergisi, 28 Eylül 2018, sayı: 131’de yayımlanmıştır. 

ÇOCUK OYUN ALANLARI VE KUM HAVUZLARINDA KULLANILAN KUMLAR SAĞLIKLI MI?

 DR. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

Çocuk oyun alanları, çocuk parkları, kum havuzları, kum masaları, kum sandığı, okullar-kreşler, voleybol gibi spor dallarında ve birçok yerde kum kullanılmaktadır. Kum havuzu, kum masası; çocuklar için oyun, yeni yürümeye başlayan çocuklar için sosyal etkileşim, duyusal gelişim, motor beceri geliştirme ve taklit becerilerini geliştirme için bir fırsat sunar. Kumda oynamanın yararları çok olmasına rağmen, yürümeye başlayan çocukları kum havuzuna koymak, potansiyel sağlık ve güvenlik risklerine yol açabilir. Kum havuzu/sandığı tozlu ve kirlidir. Ne yazık ki, “çocuklar oynadıkça, kum havaya uçar ve solunur”. Kum havuzu içinde gizlenen bu küçük silis parçacıkları çocukların akciğerlerine girdiğinde ciddi hastalığa neden olabilir. Alerjilere yol açabilir.

Kuvars kumu, kuvars bakımından zengin magmatik, metamorfik kayaçların ayrışması sonucu oluşan 2 mm’den küçük kuvars (SiO2) tanecikleridir.  Kum havuzlarında kullanılan silis kumu, bir mineral çeşidi olup, silisyum dioksit (SiO2) bileşimindedir. Kristal şeklinde, saydam ve farklı renklerdedir.

Kum ezme ile üretildiğinde, kristalli silis ile birlikte tremolit asbest içerebilir. Asbest silis içine kuvars kayasının üretimi sırasında karışmış olabilir. 1986’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk olarak, ticari olarak temin edilebilen bazı oyun kumlarının, kırılmış kireçtaşı ve ezilmiş mermerin içinde bulunan lifli bir madde olan tremolit içerdiği belirtilmiştir.

Kum havuzlarındaki silis kumu çocukların sürekli üzerinde dolaşmaları, oynamalarıyla ezilir, aşınır ve tozlaşır. Silis tozlarını çocuklar solunum yoluyla akciğerlerine alır.  Silis tozları ancak fluorikasitte erir. İnsan vücudunda da gözyaşında bulunur.

          Tozlar lifsel olanlar ve olmayanlar diye ayrılır. Asbest tozları lifsi şekilli, kuvars/silis tozları lifsi değildir. Çapı 10 µm’den büyük olan partiküllerin hemen tamamı solunum sistemi tarafından tutulur ve akciğerlere ulaşması önlenir. Çapı 0,1 µm daha küçük olan tozlar ise alveol içinde de havada asılı olarak kalırlar ve solunumla geri atılır. Büyüklüğü 0,1-5 µm çaplı silis kristalleri vücutta lizozom içerisindeki enzimleri üstüne bağlayarak, onları dönüşsüz olarak inaktif duruma getirir. Böylece, doğal olarak, ortaya çıkan hücre hasarları ya da dışarıdan alınan zararlı moleküller, zamanında ortadan kaldırılamaz ve bir zaman sonra hücrenin içi çöplüğe döner. Mikrobiyal saldırılara açık hale gelir. Kötü huylu tümörlere dönüşebilecek hücreler ortadan kaldırılamaz. Silis tozlarının yol açtığı hastalık türüne silikozis denmektedir. Silikozis, kristal formundaki silis tozunun (kristallerinin) solumasıyla oluşan bir pnömokonyoz türüdür. Akciğerde toza karşı sürekli bir reaksiyon oluşur.

Silikozisten başka, nefes darlığı, ​​ hava yolu hastalıklarına ve akciğer tüberküloza yol açabilir. Bu bileşiklere maruz kalmak aynı zamanda kronik böbrek hastalığının gelişimi, otoimmün bozuklukların gelişimi ve ayrıca başka kötü sağlık sonuçlarına da neden olabilir. Asbest ise akciğer zarı kanserine (Mezotelyoma) neden olabilir.

Silis tozlarına maruziyette 1-2 yıl gibi kısa sürede etkilenme görülmesine karşın, asbestte bu 10-15 yıl ve üzeri sürelerde olduğu bilinmektedir. Ancak etkide kişinin fiziksel durumu, toz miktarı, tozun büyüklüğü ve maruziyet süresi önemlidir.

Deniz kumu neredeyse tamamı silisten oluşur. Ancak kimse silikozise yakalanmaz. Sebebi deniz kumunu 10 µm’den büyük oluşudur. Kum havuzlarındaki silis kumu sürekli ezilerek tozlaştığından ince taneli oluşuyla akciğere ulaşır.

Oyun alanları, kum havuzları kumu içerisinde radyoaktif mineraller,  kurşun, kadmiyum, arsenik, cıva mineralleri ya da atıkları, böcek kırıntıları, polenler-çiçek tozları, küf mantarları tozları, patojenler, hayvanların tüy kırıntıları, maytlar, kimyasal atıklar, vd. olabilir. Bunlar sağlık riski taşır ve tozları alerji yapabilir.

Farklı amaçlar için kullanılan silis kumları dahil her türlü kumun analizleri yapılmadan kullanılmamalı. Çocuklarınızın oyunda olmadığı zamanlarda kum havuzunu kediler ve diğer dış mekan hayvanlardan korumalıdır. Çocuklar kedi dışkısında bulunan bir parazit olan toksoplazmozmaya maruz kalabilir. Toksoplazmoz, kedi dışkılarında bir parazittir, eğer dışkıyla temas ederse çocuklara bulaşabilir. Sağlıklı bir çocuk herhangi bir enfeksiyon belirtisi göstermese de, Kids-Health.org, parazitin uykuya dalmış bir aşamada vücutta kaldığını bildirmektedir.

Açık havada geleneksel oyun kumu için güvenli kum havuzu alternatifleri kullanırken, nihayetinde küflenecek ve değiştirilmeleri gerekeceği için nemi emecek şekilde tasarlanmış malzemelere dikkat edilmelidir. Bezelye çakıl, öğütülmüş ceviz kabuğu, pirinç, kuru fasulye ve baklagiller, mısır unu, keten tohumu vs.             Çocuk oyun kumlarında örneğin ABD Kaliforniya’da ürün güvenliği yönetmeliğine göre kum torbaları üzerinde Prop 65 kanser uyarısı, etiketlerinde ‘’toksik olmayan ve MSDS- asbestsiz, kurşunsuz, kristalli silika tozu yoktur’’ ibaresi yer almaktadır.

Okullar ve aileler, çocuk kum masalarında ve kum havuzlarında gelişimsel oyun uyandırmak için ince ve temiz oyun kumlarını severler. Beyaz kumlar, kumdan kaleler ve kum heykelleri oluşturmak için mükemmel bir dokudur. Çok miktarda kristalin silis tozu içeren kumlar, iç mekan hava kalitesini korumak için, kapalı alanlarda ya da kum havuzlarında kullanılmamalıdır. Daha ince parçacıklar solunabilir. Kum kutusunun üzerinde bir toz bulutu görürseniz, bir sorunun var demektir. Özellikle sıcak kuru yaz ayları öğleden sonraları tozu soluma riskini azaltmak için biraz nemli tutulmalı, böcekleri ve bakterileri temizlemek için düzenli olarak kum yıkanmalıdır. Kum ıslanırsa, bakteri barındırır. Gece örtmeden önce iyice kuruması sağlanmalıdır. Yabancı maddeleri temizlemek için düzenli olarak tırmıklanmalıdır. Ev hayvanlarının çocuklarla kum havuzunda oynamasına izin verilmemelidir.

Kaynaklar

Atabey, E. 2017. Mineral Dusts and Health. 296p.Lambert Academic Publishing- Germany.

Atabey, E. 2010. Türkiye’de Kil ve Toprak Yeme Alışkanlığı (Jeofajia)-Topraktaki Organizmalar (Patojenler)-

Pekmez Toprağı ve Sağlık. MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 8, 121s.

Atabey,  E. 2009. Türkiye’de Asbest, Eriyonit, Kuvars ve Diğer Mineral Tozları ve  Etkileri. MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 6, 191s.

https://safbaby.com/is-crystalline-silica-and-asbestos-in-play-sand-harmful/

http://safesand.stores.yahoo.net/inandoupl.html

http://playsafesands.com/is-play-sand-safe-for-toddlers/

mesleki toz hastalıklarına yol açan unsurlar

Mesleki toz hastalılarına yol açan unsurlar

Dr.Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi /Tıbbi jeoloji uzmanı / Araştırmacı yazar

Bunlar içinde en önemlisi silikozise yol açtığı bilinen kristal silika tozudur. Özellikle kot ağartma işinde çalışanlarda yoğun olarak etkili olmaktadır. Zonguldak bölgesindeki kömür madenciliğinde risk oluşturan kömür tozları antrakozis olayı olarak bilinmektedir.

Ayrıca, mangan, demir, talk, kaolen tozları sağlık riski taşımaktadır.

MİNERAL TOZLARI VE PNÖMOKONYOZLAR

İnsanlar tüm tarih boyunca mineral tozlarıyla birlikte yaşamışlardır. Hava akımları topraktaki mineral taneciklerini süpürerek çok uzak bölgelere kadar taşıyabilir. Havada belli süre asılı kalan mineral tozlarını solunum yoluyla akciğerlerine alan insanlar belli süre sonra hasta olma riskiyle baş başa kalırlar.

Türkiye’deki mineral tozlarından etkilenme; iklimsel koşullar, bitki örtüsü, erozyon etkileri, çeşitli insan aktiviteleri, inşaat, tarım, sıva, boya, badana, ev içi etkilenme, madencilik faaliyetleri, hayvancılık,  toprak yollardan, sanayi, yok edilen orman alanları, kuruyan göller, ormandan arındırılmış kıyı alanlarından kaynaklanmaktadır.

Mineral tozlarının, solunum yoluyla uzun süre alınması sonucunda akciğerde birikmesiyle pnömokonyozlar oluşmaktadır. Bunlar içinde karbon, demir, silikat, asbest, eriyonit, berilyum, mangan, talk bulunmaktadır. Etki altında kalış süresi, mineral tozu ya da lif miktarı, lif uzunluğu, toz boyutu, tozun çeşitliliği, mineral parçacıklarının havada asılı kalma özelliği, ağırlığı ve yoğunluğu etken olmaktadır. Tozlu ortamda uzun süre bulunmak her zaman pnömokonyoza nedeni olmayabilir.. Genel olarak 10 mikron altındaki tozlar havada asılı kalarak gırtlağa girebilir, çapı 5 mikrondan küçük olanlar ise bronşlara ulaşabilir. Daha büyük parçacıklar çoğu soluk borusu-bronş ağacının mukuslu kirpiksi uzantı sistemince durdurulur ve yutağa geri getirilir. Akciğere gelen toz miktarı fazla ise pnömokonyoz ortaya çıkabilmektedir.

Asbestosiz-Mezotelyoma: Asbest, lifsi kristal yapısına sahip magnezyum silikat, kalsiyum-magnezyum silikat, demir-magnezyum silikat veya kompleks sodyum-demir silikat bileşimindeki mineral grubuna verilen isimdir. Asbest mineralleri bazik ve ultrabazik kayaçlar içinde damarlar veya bazen tabakalar halinde, çoğu zaman ise kayacı ağ şeklinde sarar bir durumda bulunmaktadır. Serpantin ve amfibol asbestler olmak üzere iki grupta toplanan başlıca asbest mineralleri krizotil ve lizardit serpantin grubunda; krokidolit, ribekit, amozit, antofillit, tremolit ve aktinolit ise amfibol grubunda yer almaktadır (Atabey, 2005).

Asbest mineralleri lifsi kristal yapısında olduğu için ateşe ve ısıya karşı son derece dayanıklı olması nedeniyle yüzyıllardan beri endüstride, yapı malzemesi olarak ve birçok tüketici ürününde kullanılmıştır.

Asbest liflerinin solunum yoluyla alınması (asbestosis) sonucunda gelişen hastalıkların başında mezotelyomalar gelmektedir. Mezotelyoma akciğerler ve karın organlarını örten zarların kanseridir. Ölümcül bir hastalık olup akciğer veya karında su toplanmasıyla karakterizedir. Nadiren kan şekerini düşüren insülin benzeri hormon salınmasına yol açar. Semptomları kısa soluk alıp verme, halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık, göğüs ağrıları, sürekli öksürük ve yutkunma zorluğudur.  Bu belirtilerin sebebi göğüs duvarı ile akciğerler arasında sıvı birikmesidir (Barış, 1987, 2003, 2006).

Asbeste bağlı hastalıklar açısından tehlike altında bulunan meslek grupları şunlardır: Asbest işçileri (asbestin çıkarılması, ticareti yasaklanmıştır), araba tamircileri, demirci ve nalbantlar, buhar kazanı yapımcıları, tuğla duvarı ustaları, kalıpçılar, marangozlar, kimyagerler, elbise ütüleyicileri, kozmetik işiyle uğraşanlar, itfaiyeciler, gaz istasyonunda çalışanlar, makinistler, asbest maden işçileri, yağ rafinerisinde çalışanlar, elektrik santralinde çalışanlar, demiryolu işçileri, gemi yapımcıları, metal tabaka üreticileri, tekstil işçisi, boru tamircileri, boyacılar, heykeltıraşlar, tenekeciler, cam fabrikası işçileri, yer döşemecileri, inşaat mühendisleri, dokumacılar ve asbestli alanlarda çalışan jeoloji mühendisleri.

Eriyonit-Mezotelyoma: Zeolit minerallerinden kristal yapısı lifsel olan eriyonitin epidemiyolojik olarak kanserojen olduğu saptanmıştır. Eriyonit iğneciklerinin birkaç mikron boyutunda olanlar havada asılı kalabilmekte ve bu sayede solunum yoluyla alınmaktadır. Toz halinde havayla taşınma özelliğinden dolayı pnömokonyozlar içine dahil edilebilir (Atabey, 2006).

Eriyonit minerali iğneciklerinin solunum yollarına kolayca girip, derinliklere kadar gidebilmesi, orada hiç değişmeden kalabilmesi ve kimyasal yapıları nedeniyle akciğer ve karın zarında mezotelyoma denilen kanser türünü yaptığı belirtilmektedir (Barış, 1987, 2003).

Silikosiz: Silikozis solunum yoluyla pnömokonyoz yapabilecek miktarda silikat parçacığı alınmasıyla oluşur. Silikozise; serbest silikat, silisyum dioksit (SiO2) neden olmaktadır. En tehlikeli olanları çaplar 0.3-3 mikron olan kristal yapılı kuvars, tridimit, kristobalit parçacıklarıdır. Kuvarslı kayaların bulunduğu madenler, kuvars taşı işçiliği, gnays ve granit işçiliği, seramik ve porselen işçiliği, silikat tıraşlanması, kum işleri, çelik ergime fırınlarının eritilmesi vb. silikozise yakalanma riski taşımaktadır.

Siderosiz: Demir tozları ya da bunların oksitlerinin solunum yoluyla vücuda girmesiyle oluşur. Demir en çok silikat tozlarıyla alınmaktadır. Tel lehimciliği, demir ve çelik levhacılığı, gümüş temizleyiciliği işlerinde rastlanılmaktadır.

Antrakosiz: Solunum yoluyla alınan kömür taneciklerinin akciğere destek dokusunda depolanmasıyla oluşur. Solunum yollarında tahrişe, siyah balgamla birlikte, kronik bronşite neden olmaktadır.

Baritosiz: Baryum sülfat (barit) kullanıldığı alanlarda; macun hazırlanması, boyama, pudra yapımı, deri tabaklanması, lastik sanayi, amyant, çimento, seramik yapımı gibi işlerde çalışanlarda görülebilir.

Berilyosiz: Berilyum tozlarının solunum yoluyla alınmasıyla oluşur. En tehlikeli bileşen berilyum oksittir. Akciğerde bağ dokusu artışına ve bağ doku tepkimesine yol açtığı belirtilmektedir.

Manganeztosiz: Akciğerlerden aşırı manganez tozu alımı beyinde birikmeye neden olmakta, manganaez dioksit tozu almış madencilerde beyin hasarına yol açtığı bildirilmiştir. Parkinson hastalığına benzer geri çevrilemez bir beyin hasarı gelişebilmektedir.

Talkosiz: Talk tozunun etkisinde kalanlarda olabilmektedir.

Kaolenosiz: kaolen tozunun etkisinde kalanlarda olabilmektedir.