Nanomalzemeler, nanolifler, fullerenler, nanoteknoloji, nanotüpler ve insan sağlığı

Eşref Atabey. 2018. Mineral dusts and health. lap-Lambert yayınevi-Almanya kitabından alınmıştır.

LİFSİ YAPAY MALZEMELER  (FULLEREN, NANOMALZEME, NANOTÜP VE NANOLİF)

Dr. Eşref Atabey

Jeoloji Yüksek Mühendisi

Fullerenler

Karbonun yapay allotropları olan fullerenler, grafit benzeri yapılara sahiptir. Fakat grafit gibi saf altıgen değil, aynı zamanda beşgen ve hatta bazen yedigen kristaller de içerir [1]. (Şekil 1). Bu yapı, altıgen kristallerden oluşan ana düzlemin kıvrılarak küreler, elipsoyidler ve silindirler oluşturmasına yol açar (Şekil 171A). Fullerenlerin yapıları ve özellikleri nanomalzemeler alanında bir araştırma konusudur. “Fullerene” adı, bazı fullerenlerin benzediği jeodezik kubbeler tasarlayan Amerikalı mimar Richard Buckminster Fuller‘e ithafen verilmiştir [2]. Tek ve çok katmanlı olabilir (Şekil 1B, 1C).

Nanomalzeme Nanotüp Ve Nanolif

Nanomalzeme, nanotüp ve nanolif hayatımıza girmiştir. Nano, Yunanca “cüce” demektir. Nano ile tanımlanan ifadeler, herhangi bir ölçünün milyarda birini gösterir. Örneğin; nanometre, metrenin milyarda birini (1nm=109 m) ifade etmektedir. Nanoyapı uzunluk olarak bakıldığında yaklaşık 10-100 atomluk sistemlere (10-9 m) karşılık gelmektedirler. İnsan saç teli çapının yaklaşık 100.000 nm olduğu düşünülürse ne kadar küçük bir ölçekten bahsedildiği daha rahat anlaşılmaktadır. Atomlar bakterilerin 1/10000, bakteriler ise bir sivrisineğin 1/10000 büyüklüğündedirler. Bir bakterinin içindeki ribozom 25 nm, bir DNA molekülü ise 2 nm çapındadır [3].

Nanoteknoloji

Nanoteknoloji, atomlarla oynayan bir teknolojidir. Atom ve molekülleri tek tek maniple ederek istenilen yapının oluşturulması ilkesine dayanır. Atomlar ayrı ayrı işleme tabi tutulur. Yaklaşık 100-1000 atom bir araya gelerek nano ölçeklerde bir nesneyi oluşturmaktadır. Nanoteknoloji de bu bağlamda “çok küçük maddelerin teknolojisi” olmaktadır [4, 5]. Bir nanometre, hidrojen atomunun çapının sadece 10 katıdır. Ne kadar küçük olduğunu canlandırmak zordur. Boyutları giderek küçülen transistorlü radyolar, cep telefonları vb aygıtlar nanoteknoloji dünyasında yeri olmayan dev yapılardır. Nanoteknoloji kapsamına giren malzemeler için 100 ile 1 nanometre (nm) (1/10 milyon metre ile 1/1 milyar metre) arasındaki herhangi bir büyüklük (uzunluk, genişlik veya kalınlık) ifade edilmektedir [6].

Nanotüp Ve Nanopartikül Kullanımı

Nanoteknolojide kullanılan nanopartiküller; “American Society for Testing and Materials’ın (ASTM) standart tanımlamasına göre partikül boyutları 2 ya da 3 boyutlu olarak 1-100 nm uzunluktaki parçacıklar olarak tanımlanır [7]. Farklı özelliklerine göre farklı sınıflamalar bulunmakla birlikte basit olarak şu şekilde sınıflandırılabilir [8];

  • Karbon bazlı nanopartiküller (fullerenler, çok duvarlı karbon nanotübler vb.),
  • Metal bazlı nanopartiküller (altın kolloyidler, nanokabuklar, nanoçubuklar, süperparamagnetik demiroksit nanopartiküller vb.),
  • Yarı iletken bazlı nanopartiküller (kuantum noktaları vb.).

Nanotüpler sadece karbon fiberlerinin avantajlarına sahip olmayıp, aynı zamanda çok daha esnek ve basınç altında kırılmaya dayanıklıdır. Bu özellikler tek başlarına ya da diğer özellikleriyle birleştirilerek kullanılabilir. Örneğin; Hyperion Catalysis International Company bu moleküllerden az miktarda plastiğe katarak, plastiği elektriksel olarak iletken hale getiriyor. İletken plastikler otomotiv sektöründe elektriksel olarak yüklü boya imal etmek üzere kullanılıyor. Bu elektrostatik boya, sprey boya yöntemine göre daha fazla boya tasarrufu sağlamaktadır [9].

Tekstilde nanolifler buruşmazlık, anti-statiklik, su geçirmezlik, leke tutmazlık, mor-ötesi (UV) koruyuculuk, antimikrobiyallik, daha iyi boyanabilirlik, yanmazlık veya güç tutuşurluk özelliklerinden dolayı kullanılır [10]. Aloe veralı çarşaflar, böceksavar gömlekler, masaj yapan ayakkabılar, selülit kremi yerine geçen çoraplar, baş ağrısı için ağrı kesici görevi gören bereler, ter kokusunu önleyen ve etrafa parfüm kokusu yayan gömlekler, çoraplar, ışık, basınç, kimyasal gibi çeşitli dış etkilerdeki değişmelerle renk değiştiren ürünler yapılmaktadır.

Nabız, sıcaklık, tansiyon gibi vücut fonksiyonlarındaki değişmeleri belirleyip kullanıcıyı uyarmak, bilgisayar, yol bilgisayarı, müzik çalar, cep telefonu, internet bağlantı elemanı gibi işlevlere sahip olan, vücut işlevlerimizi denetleyebilen, gerektiğinde ilaç veren ürünlerde kullanılmaktadır [10].

Nanotüp Ve Nanoliflerin İnsan Sağlığına Etkileri

Karbon nanotüplerin sağlığa zararları üzerine görüşler farklılaşmıştır. Bazı çalışanlarca nanotüpler ve asbest lifleri arasında fiziksel benzerlik olduğu ileri sürülmüştür. İkisinin de çapları 10 nm civarında ve birkaç μm uzunluğundadır [9] (Şekil 2A, 2B). 1960’lardan beri asbestin akciğer kanserine ve göğüs kafesi kanserine neden olduğu bilinmektedir. Fakat silikat liflerin zarar verme mekanizmasında, en azından akciğer kanseri vakasında reaktif oksijen bileşiklerin katalik oluşumunun da etkili olduğuna inanılmaktadır. Nanotüplerin de aynı etkiyi yapabileceği ihtimali gözükmemektedir. Yine de, elimizde fulleren bağlantılı karbonların zehirliliği hakkında kesin bir bilgi olmamasından dolayı, bu malzemeleri hazırlarken tedbirli davranmak gerekmektedir [9].

Ark-buharlaştırma yönteminde, oluşan malzemenin (kurum) çok hafif olmasından dolayı çok kolay havada asılı kalabilmektedir. Bu nedenle ark-buharlaştırma cihazının tamamının bir koruma kabının içinde bulundurulması tavsiye edilir. Ayrıca oda açılırken maske takılması ve fulleren bağlantılı malzemelerle çalışırken eldiven giyilmesi gerekir.

Bunların yanı sıra başka önlemler de alınmalı; ark-buharlaştırmasını gerçekleştirmeden önce makine kısa devreye karşı, ayrıca gazı içeri vermeden önce vakumda sızıntı var mı kontrol edilmelidir. Ek olarak her odanın gözleme bölümü olduğundan, operatörü arkın yoğun ışığından korumak için yüksek yoğunluklu optik filtreli gözlük kullanılması gerekir [9].

Tıp alanında nanoteknoloji ve nanopartiküller; daha duyarlı analizler sağlamak amacıyla biyobelirleyici (biyomarker) tabanlı proteomik ve genomik teknolojilerde, manyetik rezonans, ultrason, floresan, nükleer ve bilgisayarlı tomografi gibi radyolojik alanlarda moleküler görüntüleme, ilaç geliştirme sistemleri, hedefe yönelik tedavi, aşı geliştirilmesi gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Bu yaygın ve yararlı kullanım özelliklerinin yanı sıra molekül özellikleri nedeniyle solunum sistemi, kan, merkezi sinir sistemi, sindirim sistemi ve cilt üzerindeki muhtemel zehirli etkileri de araştırmalara konu olmuştur [11]. Örneğin; elektriksel, mekanik ve ısısal (termal) özellikleri nedeniyle elektronik, bilgisayar ve havacılık endüstrisinde yaygın olarak kullanılan karbon nanotüblerin işlenmemiş formda çok hafif oldukları için havada asılı halde kalıp akciğerlere ulaşma potansiyeli taşıdığı belirlenmiştir [12, 13].

Nanopartiküllerin insan vücudunda en önemli giriş ve hedef organı akciğerlerdir. Solunumla akciğerlere alınan partiküller pariyetal plevraya kadar ulaşır. Kısa boyutlu ya da sarmal yapıdakiler makrofajlar tarafından çevrelenerek yok edilir. Ancak yüksek boy-en oranına sahip nanotübler asbest lifleri gibi stomalar çevresinde birikir. Makrofajlar, bu lifsi yapıları nedeniyle nanotübleri fagosite edemez ve ortama mezotel hücreleri tarafından proinflamatuvar, genotoksik, mitojenik mediatörler salınır [14].

Bu sürecin gelişmesinde partikül boyutları özellikle önem taşımaktadır. Partikül boyutu 100 nm’den küçük nanopartiküllerin hava ve sıvıda daha fazla biriktikleri, epitel hücreleri, lenfatikler, kan, sinir sistemi ve ikincil (sekonder) hedef organlara daha fazla geçtikleri, büyük partiküllerin ise karaciğerin eliminasyonu nedeniyle hedef organlara ulaşamadığı ifade edilmektedir [12, 15].

Akciğerlerin nanopartikül maddeleri ve diğer termodegradasyon ürünleri gibi atmosferde kirliliğe yol açan maddelere kolaylıkla maruz kaldığı iyi bilinmektedir. Yanma sonucunda oluşan nanopartiküllerin yol açtığı akciğer hasarının ana mekanizmalarından biri, farklı transkripsiyon faktörlerinin aktivasyonuyla proinflamatuvar protein sentezinin uyarılması ve oluşan oksidatif stresin neden olduğu hasardır [16]. Nanopartiküllerin yüzey alanı ile oksidatif stresin neden olduğu inflamasyon arasında önemli bir deneştirme olduğun belirtilmiştir [17].

Ayrıca, farklı tip nanopartiküllerin farklı derecelerde inflamatuvar tepkimelere yol açtıkları, örneğin; tek duvarlı karbon nanotüblerin akciğerlerde doza bağımlı epiteloid granüloma ve interstisyel inflamasyon oluşturmada diğer nanopartiküllerden daha zehirli oldukları saptanmıştır [12, 13]. Nanopartiküllerin akciğerlerde granülasyon ve inflamasyon oluşturucu etkileri daha çok hayvanlar üzerinde gösterilmiştir. İnsanlarda da bu muhtemel etkileri doğrulayacak çalışmalara ihtiyaç vardır [12].

Solunan nanopartiküller farklı mekanizmalarla diğer hedef organlara ulaşmaktadır. Bunlardan biri solunum epiteline ulaşan partikülün önce interstisyuma sonra da kan veya lenfatik dolaşım aracılığıyla sistemik dolaşıma geçmesi şeklindedir. Farelerde intratrakeal uygulanan nanopartiküllerin alveoler epitel hücreleri arasındaki büyük çaplı deliklerden geçerek hava-kan bariyerine ulaştığı ve buradan sistemik dolaşıma geçtiği belirlenmiştir [18]. Sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılan bir araştırmada teknesyum 99M işaretli ultra ince karbon partiküllerin solunumu sonrası hızlıca (bir dakika içinde) sistemik dolaşıma geçtiğini gösterilmiştir [12, 19].

Nanopartiküllerin gerek solunum sistemi, gerekse diğer sistemler üzerine olan zehirli etkilerinin mekanizmasının; solunum sonrası partiküllerin akciğerlere ulaşmasıyla başlayan pulmoner ve sistemik inflamasyon olduğu ileri sürülmüştür [19, 20].

Nanopartiküllere daha uzun süreli maruziyetinin olası kronik etkileriyle ilgili çalışmalar daha çok farelerde mezotelyomaya neden olup olmadığı ile ilgilidir. Bu konuda yapılan ilk deneysel araştırmada 76 adet p53 heterozigot fare 19’arlı dört gruba ayrılarak birinci gruba çok duvarlı karbon nanotüb, ikinci gruba krokidolit asbest, üçüncü gruba fullerene maddeleri intraperitoneal olarak uygulanmış, dördüncü grup ise negatif kontrol grubu olarak belirlenmiştir.

Çalışma sonucunda birinci gruptaki farelerin % 87’sinde 84. günde, ikinci gruptaki farelerin %77,8’inde 25. haftada mezotelyomadan ölüm gerçekleşmiştir. Üçüncü grupta bir farede piyelonefrit gelişmiş, negatif kontrol grubunda ise herhangi bir patoloji gözlenmemiştir [21]. Bu çalışmanın genetik olarak defektli farelerde yapılması tartışma konusu olmuş ve aynı araştırmacılar tarafından bu kez genetiği değiştirilmemiş farelerde benzer bir araştırma gerçekleştirilmiştir.

Bu yeni araştırmada 7 fareye çok duvarlı karbon nanotüb, 10 fareye krokidolit, beş fareye karboksimetil selüloz maddeleri intraskrotal olarak enjekte edilmiştir. Elli iki haftalık gözlem süresi sonrası otopsi incelemesi planlanmışken 37-40 hafta sonrası çok duvarlı karbon nanotübün uygulanan 7 fareden 6’sının yaygın peritoneal mezotelyoma nedeniyle öldüğü gözlenmiştir. Diğer 2 gruptaki farelerin herhangi bir patoloji izlenmeden 52 hafta yaşadığı bildirilmiştir [22]. Bu 2 çalışma ile çok duvarlı karbon nanotübün hem genetik olarak defektli hem de sağlıklı farelerde mezotelyoma gelişimine neden olduğu gösterilmiştir [12].

Hayvan çalışmaları ve deneysel çalışmalar nanopartiküllerin plevra ve peritona zehirli etkileri dışında akciğer hasarı ve diğer zehirlere de neden olduğunu göstermiştir. Papageorgiou ve arkadaşları kobalt-krom karışımı nanopartiküllerin insan fibroblast doku kültürlerinde mikron boyutlarındaki partiküllerden daha fazla oranda serbest radikaller, DNA hasarı, anöploidi ve sitotoksisiteye neden olduğunu göstermişlerdir [23].

İntratrakeal yolla karbon nanotüb solunumu uygulanan farelerin 7. ve 90. günde akciğerlerinde yapılan histopatolojik incelemelerde, doza bağımlı olarak epiteloid granülomların ve interstisyel inflamasyonun geliştiği, bu histopatolojik değişikliklerin 90. günde daha belirgin olduğu saptamışır [13]. Diğer başka bir fare çalışmasında ise farengeal aspirasyon yoluyla uygulanan tek duvarlı karbon nanotüblerin akciğerlerde progresif pulmoner fibrozis, granülomlar ve fonksiyonel pulmoner yetersizliklere neden olduğu gösterilmiştir [12, 24].

Daha güncel bir çalışmada çinko oksit nanopartikülü intratrakeal olarak farelere solunumla uyguladıklarında fare akciğerlerinin bronkoalveoler sıvı ve histopatolojik incelemelerinde; eozinofili, hava yolu epitel hücre proliferasyonu, goblet hücre hiperplazisi, pulmoner parankimal ve interstisyel fibrozis geliştiği saptanmıştır [25]. Çinko oksit nanopartikül; kozmetik, boya, tekstil ürünlerinde, gıdalarda katkı maddesi olarak ve kişisel hijyen ürünlerinde kullanılmaktadır. Özellikle translüsen ve mor-ötesi A ve B’ye karşı yüksek koruma sağladığından güneş kremleri ve nemlendiricilerin vazgeçilmezlerindendir.

Nanopartiküllerin insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini gösteren ilk çalışma, Pekin’de Ocak 2007-Nisan 2008 tarihleri arasında, daha önce hiçbir sağlık sorunu olmayan, sigara içmemiş, değişik hastanelerde takip edilen, benzer klinik tabloda olan, aynı işi-mesleksel maruziyeti tanımlayan, yaşları 18-47 arasında değişen 7 kadın hastada araştırma yapılmıştır  [26]. Hastalar klinik tablonun maruziyetleriyle ilişkisinin araştırılması, tetkik ve tedavi amacıyla takibe alınmıştır. Hastaların ortak klinik bulgularının nefes darlığı, nedeni bilinmeyen plevral veya perikardiyal efüzyon olduğu belirtilmiştir [12, 26].

Hastalara tanısal amaçla her türlü laboratuvar incelemesi (seroloji, immünoloji, bakteriyoloji, radyolojik, bronkoskopi vb.) ve video yardımlı torakoskopi dahil tüm invaziv girişimler yapılmıştır. Hastaların çalıştıkları fabrikalar doktorlar tarafından incelenmiş, kullandıkları boya hamuru, malzemeler, ortam ölçümleri, vantilatörlerde biriken toz numuneleri alınmıştır [12, 26].

Alınan örneklerde gaz kromatografik-spektrometrik analizlerinde poliakrilik esterler saptanmıştır (butanoik asit, butil ester, N-butil eter, asetik asit, toluen, di-tersiyer-bütil peroksit). Bu örneklerin taramalı elektron mikroskobik (SEM) incelenmesinde de 30 nm ortalama çaplı nanopartiküller saptanmıştır [12, 26].  Ayrıca, hastaların akciğer epitel hücreleri, sitoplazmaları, karyoplazmaları ve plevral sıvılarında da bu nanopartiküllere rastlanmıştır. Araştırmacılar makalenin sonuç bölümünde uzun süre nanopartiküllere maruz kalmanın insan akciğerlerinde ciddi hasarlara neden olabileceğini vurgulamışlardır [12, 26]. Bu bağlamda nanopartiküllerle obstrüktif akciğer hastalıkları, interstisyel akciğer hastalıkları, akciğer kanserleri gibi daha sık görülen solunum sistemi hastalıkları arasında bir ilişkinin olup olmadığı konusu da yanıt aranması gereken bir soru olarak zihinlerdeki yerini almaktadır [12, 26].

Nanopartiküllerin solunum sistemi dışındaki diğer organ ve sistemler üzerine olabilecek muhtemel zehirli etkileri de araştırılmıştır. Nanofarmakolojide kullanılan karbon nanopartiküllerin in vivo ve in vitro platelet agregasyonu üzerine etkisini araştıran bir çalışmada çok duvarlı karbon nanotüb, tek duvarlı karbon nanotüb, C60 fullerenler (C60CS) ve mikst karbon nanopartikülün etkileriyle standart geleneksel partikülün (SRM1648, boyu: 1,4 µ) etkileri karşılaştırılmıştır [12, 27]. Araştırma sonucunda karbon nanopartiküllerin (C60CS hariç) geleneksel partiküllerden daha fazla oranda platelet agregasyonunu stimüle ettiği, sıçan karotis arterlerinde vasküler trombozisi hızlandırdığı saptanmıştır [12, 27].

Nanopartiküllerin in vivo protrombotik etkilerinin araştırıldığı daha güncel bir çalışmada ise intravenöz uygulanan yüksek doz “kuantum noktaları”nın farelerde akciğer, karaciğer ve kan hücrelerinin yüzeylerinde biriktiği, koagülasyon kaskadında aktivasyona yol açarak pulmoner vasküler trombozise neden olduğu gösterilmiştir [28]. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar nanopartiküllere maruz kalmanın insanlarda arteryel ve/veya venöz tromboembolizm olaylarını artırabileceği şüphesini doğurmaktadır. Kuşkusuz ki bu şüphenin insanlarda yapılacak araştırmalarla doğrulanması ya da dışlanması gerekmektedir [28].

Nanopartiküller gerek sistemik dolaşımla gerekse hava yolu epitelinde sonlanan duyu sinirleri üzerinden veya olfaktör sinir vasıtasıyla gangliyonik ve merkezi sinir sistemi yapılarına ulaşabilmektedir [11]. Araştırmalar bu maddelerin merkezi sinir sistemi üzerine de toksik etkilerinin olduğunu göstermiştir. Güneş kremlerinde kullanılan titanyum dioksit nanopartiküllerinin farelerde beyin hasarına neden olduğu gösterilmiştir [29]. Ağır metallerden olan nanopartikül boyutundaki manganın, merkezi sinir sisteminde birikerek Parkinson sendromuna yol açtığı, merkezi sinir sisteminde reaktif oksijen ürünlerini ve dopamin tüketimini arttırdığı bildirilmiştir [12, 30, 31].

Farelere ağız yoluyla verilen nanopartikül boyutlarındaki (23,5 nm) bakır elementinin böbrek, karaciğer ve dalakta mikropartiküler (17 µm) boyuttaki bakır elementinden daha fazla hasara yol açtığı saptanmıştır [32]. Nanopartiküllerin ciltteki etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada da tek duvarlı karbon nanotübün in vitro olarak keratinosit hücrelerinde oksidatif stres ve proinflamatuvar yanıtı artırdıkları gösterilmiştir [33].

Nanopartiküllerin insan umblikal ven epitel hücrelerinde doğrudan sitotoksik etkiyle morfolojik değişikliklere neden olduğu, proinflamatuvar yanıtı uyardığı, hücre büyümesi ve endotelyal nitrikoksit sentazın azalmasını engellediği saptanmıştır [34]. Literatürde nanopartiküllerin sindirim sisteminde doğrudan zehirli etkilerini gösteren veri bulunmamaktadır. Bununla birlikte Crohn hastalığında kalsiyumdan fakir diyetin ve ekzojen mikropartiküllerin azlığının hastaların semptomlarında iyileşmeye yol açtığı belirlenmiştir [12, 35]

Sonuç olarak, nanopartiküllerin canlılar üzerinde zehirli etkilerinin olduğu canlı ortamda (in vivo) ve laboratuvar ortamında (in vitro) araştırmalarla gösterilmiştir. Gelecekte nanoteknolojinin daha yaygın kullanılır hale gelmesi, insanların nanopartiküllerle daha fazla teması anlamına gelecektir. Bu nedenle insanoğlunun “asbestle gördüğü korkulu rüya”nın tekrarlanmaması için nanopartiküllerin, başta solunum sistemi olmak üzere insan sağlığı üzerine muhtemel olumsuz etkilerinin daha fazla araştırılması gereklidir [12]

Yapay Lifler

İnsan yapımı olan, cam elyafı, özel amaçlı cam lifler, ince lifler, cüruf elyafı, sert-kaya-elyafı, dayanıklı seramik lifler, seramik tekstil lifleri vb. vardır.  Bunların lifleri ve tozları insanlarda; cilt ve mukozalarda irritasyon, ekzema, solunum yolu etkileri; akut üst solunum yollarında irritasyonundan bronşektaziye, pnömoni, kronik bronşit ve astıma yol açabilir [36].

Kaynaklar

[1] Atabey, 2015. Elementler ve Sağlığa etkileri. Hacettepe Üniversitesi

Mezotelyoma ve Medikal Jeoloji Uygulamave Araştırm Merkezi yayın No:1. ISBN: 978-605-66516-0-4. Ankara

[2] Kroto, H. W., Heath, J. R., O’Brien, S. C., Curl, R. F. ve Smalley, R. E. 1985. “C60: Buckminsterfullerene”. Nature 318: 162-163. doi:10.1038/318162a0.

[3] Bozkaya, Y. 2006. Nanoteknoloji Yüksek Lisans Programı. Anadolu Üniversitesi, İleri

Teknolojiler Anabilim Dalı, Nanoteknoloji Bilim Dalı, http://www.itab.anadolu.edu.tr/itab/pdf/nylp.pdf

[4] Özdoğan, E., Demir, A. ve Seventekin, N. 2006. Nanoteknoloji ve Tekstil

Uygulamaları. Tekstil ve Konfeksiyon, 16(3):159-163.

[5] Balcı, H., 2006. Akıllı (fonksiyonel) tekstiller, seçilmiş kumaşlarda antibakteriyel apreve performans özellikleri. Ç.Ü. Yüksek Lisans Tezi, Adana, 251s.

[6] Celep, Ş. 2007. Nanoteknoloji ve tekstilde uygulama alanları. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. 171s. adana.

[7] Tse, L. A., Yu, I. T., Goggins, W., Clements, M., Wang, X. R., Au, J. S. ve Yu, K. S.

  1. Environ Health Perspect. Are current or future mesothelioma epidemics in Hong Kong the tragic legacy of uncontrolled use of asbestos in the past? Environ Health Perspect, 118: 382-6.

[8] Lewinski, N., Colvin, V. ve Drezek, R. 2008. Cytotoxicity of nanoparticles. Small, 4: 26-49.

[9] Koç, M. B. 2003. Nanotüpler. Ankara Ü. Fizik Müh. Bitirme Tezi.

[10] Şafak, Ş. 2012. Tekstilde nanolifler, kullanım alanları ve nanolif üretim yöntemleri. Uludağ Üniv. Tekstil Müh. Böl.

[11] Medina, C., Santos-Martinez, M. J., Radomski, A., Corrigan, O. I. ve

Radomski, M. W. 2007. Nanoparticles: pharmacological and toxicological significance. Br. J. Pharmacol, 150: 552-8.

[12] Berk, S. ve Akkurt, İ. 2012. Nanopartikül: Geleceğin korkulu rüyası. Tuberk Toraks2012; 60(2): 180-184

[13] Lam, C. W., James, J. T., McCluskey, R. ve Hunter, R. L. 2004. Pulmonary toxicity of single-wall carbon nanotubes in mice 7 and 90 days after intratracheal instillation. Toxicol Sci. 77: 126-34.

[14] Donaldson, K., Murphy, FA, Duffin, R., Poland, C. A. 2010. Asbestos,

carbon nanotubes and the pleural mesothelium: a review of the hypothesis regarding the role of long fibre retention in the parietal pleura, inflammation and mesothelioma. Particle and Fibre Toxicology, 7: 5.

[15] Oberdörster, G. 2010. Safety assessment for nanotechnology and nanomedicine: concepts of nanotoxicology. J Intern Med 2010; 267: 89-105.

[16] Schins, R. P. F., McAlinden, A., MacNee, W., Jimenez, L. A., Ross, J. A., Guy, K., ve diğerleri. 2000. Persistent depletion of I kappa B alpha and interleukin-8 expression in human pulmonary epithelial cells exposed to quartz particles. Toxicol. Appl. Pharmacol, 167: 107-17.

[17] Brown, D. M., Wilson, M. R., MacNee, W., Stone, V. ve Donaldson, K. 2001. Size-dependent proinflammatory effects of ultrafine polystyrene particles: a role for surface area and oxidative stress in the enhanced activity of ultrafines. Toxicol. Appl. Pharmacol, 175: 191-99.

[18] Shimada, A., Kawamura, N., Okajima, M., Kaewamatawong, T., Inoue, H. ve Morita, T. 2006. Translocation pathway of the intratracheally instilled ultrafine particles from the lung into the blood circulation in the mouse. Toxicologic Pathology, 34: 949-57.

[19] Nemmar, A. ve Hoet, P. H., Vanquickenborne, B., Dinsdale, D., Thomeer, M., Hoylaerts, M. F., ve diğerleri. 2002. Passage of inhaled particles into the blood circulation in humans. Circulation 2002; 105: 411-4.

[20] Duffin, R, Mills, N. L, Donaldson K. Nanoparticles-a thoracic toxicology perspective. Yonsei Med J 2007; 48: 561-72.

[21] Takagi, A., Hirose A, Nishimura, T., Fukumori, N., Ogata, A., Ohashi, N., ve diğerleri. 2008. Induction of mesothelioma in p53 +/- mouse by intraperitoneal application of multi-wall carbon nanotube. J. Toxicol. Sci., 33: 105-16.

[22] Sakamoto Y, Nakae D, Fukumori N, Tayama K, Maekawa A, Imai K, et al. Induction of mesothelioma by a single intrascrotal administration of multi-wall carbon nanotube in intact male Fischer 344 rats. J Toxicol Sci 2009; 34: 65-76.

[23] Papageorgiou, I., Brown, C., Schins, R., Singh, S., Newson, R., Davis, S., et al., 2007. The effect of nano- and micron-sized particles of cobalt-chromium alloy on human fibroblasts in vitro. Biomaterials, 28: 2946-58.

[24] Hamilton, R. F., Buford, M. C., Wood, M. B., Arnone, B., Morandi, M. ve Holian, A.2007. Engineered carbon nanoparticles alter macrophage immune function and initiate airway hyper-responsiveness in the BALB/c mouse model. Nanotoxicology, 1: 104-17.

[25] Cho, W. S., Duffin, R., Howie, S. E., Scotton, C. J., Wallace, W. A., Macnee, W., et al., 2011. Progressive severe lung injury by zinc oxide nanoparticles; the role of Zn2+ dissolution inside lysosomes. Part Fibre Toxicol., 8: 27.

[26] Song, Y., Li, X. ve Du, X. 2009. Exposure to nanoparticles is related to pleural effusion, pulmonary fibrosis and granuloma. Eur. Respir., J. 34: 559-67.

[27] Radomski, A., Jurasz, P., Alonso-Escolano, D., Drews, M., Morandi, M., Malinski, T., et al., 2005.Nanoparticle-induced platelet aggregation and vascular thrombosis. Br. J. Pharmacol, 146: 882-93.

[28] Geys, J., Nemmar, A., Verbeken, E., Smolders, E., Ratoi, M., Hoylaerts, M., ve diğerleri. 2008. Acute toxicity and prothrombotic effects of quantum dots: impact of surface charge. Environ Health Perspect, 116: 1607-13.

[29] Long, T. C., Saleh, N., Tilton, R. D., Lowry, G. V. ve Veronesi, B. 2006. Non-photoactivated titanium dioxide nanoparticles produce reactive oxygen species in immortalized mouse microglia (BV2). Environ. Sci. Technol, 40: 4346-52.

[30] Olanow, C. W. 2004. Manganese-induced parkinsonism and Parkinson’s disease. Ann. N. Y. Acad. Sci., 1012: 209-23.

[31] Hussain, S. M., Javorina, A., Schrand, A. M., Duhart, H., Ali, S. F. ve Schlager, J. J. 2006. The interaction of manganese nanoparticles with PC-12 cells induces dopamine depletion. Toxicol Sci 2006; 92: 456-63.

[32] Chen, Z., Meng, H., Xing, G., Chen, C., Zhao, Y., Jia, G., ve diğerleri 2006. Acute toxicological effects of copper nanoparticles in vivo. Toxicol. Lett.,163: 109-20.

[33] Shvedova, A. A., Castranova, V., Kisin, E. R., Schwegler-Berry, D., Murray, A. R., Gandelsman, V. Z., ve diğreleri. 2003. Exposure to carbon nanotube material: assessment of nanotube cytotoxicity using human keratinocyte cells. J. Toxicol Environ Health, A. 66: 1909-26.

[34] Yamawaki H, Iwai N. 2006. Mechanisms underlying nano-sized air-pollution-mediated progression of atherosclerosis: carbon black causes cytotoxic injury/inflammation and inhibits cell growth in vascular endothelial cells. Circ. J. 70: 129-40.

[35] Podolsky, D. K. 2002. Inflammatory bowel disease. N. Engl. J. Med. 347: 417-29.

[36]http://www.imud.org.tr/genelresimler/nurhan%20k%C3%B6ksalDi%C4%9       Fer%20Pn%C3%B6mokonyozlar%20sunu.pdf