Organik tozlar, tarımsal faaliyetli tozlar, bissinosiz, pamuk tozu, şeker kamışı tozu, astım

Organik tozlar, Eşref Atabey.2018. Mineral dusts and health, Lap-lambert-Almanya kitabından alınmıştır.

ORGANİK TOZLAR- TARIMSAL FAALİYETLİ TOZLAR – (ASTIM, ALERJENLER…)*

Dr.EŞREF ATABEY

Tıbbi Jeoloji Uzmanı
esrefatabey@gmail.com

Organik tozlar; pamuk, keten-kenevir, jut ve şeker kamışı gibi bitkilerin tozlarıdır. Ayrıca mantarların sporları ve tozları da sayılabilir. Organik tozlar pnömokonyoz nedenidir. Bunlardan, pamuk ve keten tozları bissinozise, şeker kamışı tozu bagassozise, çeşitli bitkisel tozlar ise alerjik astıma neden olabilir [1]. Organik tozların 2 türlü etkisi bulunmaktadır. Bunlar bitkisel ve hayvansal alerjenlerdir.

Bitkisel allerjenler (allejiye yol açanlar): Tahıl unları ve kepekler, bazı kereste türlerinin talaş tozları, reçineleri, bunlardaki küf ve mantar tozları, polenleri (çam-kavak-ceviz), tüm çiçek tozları, hintyağı, kakao, çiğ kahve tozları, hayvan yemleri tozları, keten, pamuk tozları, bazı bitkisel yağlardır [1].Hayvansal allerjenler (allerjiye yol açanlar): Hayvan kürkü, post, kıl, işlenmemiş deriler, arı zehiri, böcek tozları, ipek böceği kozası ve ham ipektir.

PAMUK TOZU VE BİSSİNOZİS

Pamuk toplayan, taşıyan, balyalayan, işleyenlerde pamuk tozuna maruziyet olur. Toz, vücuda solunum yoluyla girer, pamuk tozu olarak adlandırılan ve bissinozisden (Pazartesi humması) sorumlu tutulan madde, pamuk lifleri, pamuk bitkisinin yaprak ve sap kırıntıları ile topraktan karışmış olan mikroorganizmalardan oluşan bir karışımdır. Bu karışımı oluşturan maddelerden hangisinin gerçekte hastalığa yol açtığı kesin olmamakla birlikte, bu tozun solunması ile akciğerlerde histamine benzer bir madde salınımı sonucu bronkospazm (bronşların=akciğer içi hava yollarının daralması) oluşur [1].
Bronkospazm toz maruziyetini izleyen saatler içinde ortaya çıkan ani bir tablodur ve daima maruziyetin kesilmesi ile bir süre sonra kendiliğinden düzelir. Ancak yıllar boyunca benzeri tablonun tekrarlaması sonucu kronik akciğer hastalığı tablosu oluşur [1].
Klinik öykünün ayırt edici özelliği iş haftasıyla olan ilişkidir. Pazartesi hastalığı yıllarca değişmeden sürebilir ya da haftanın diğer günleri hatta bazen hafta sonları ve tatillerde bile devam edecek kadar ilerleyebilir. Pazartesi hastalığına solunum fonksiyon bozuklukları eşlik edebilir ve bu bozukluk bazen semptomsuz günlerde de devam edebilir. Hastalık ilerledikçe solunum fonksiyonlarının bozukluğu da ilerler [2]. İplik sanayi, çırçır sanayi, dokuma sanayi, konfeksiyon sanayi, örme (triko) sanayinde karşılaşılır.

 

Akut bissinozis: İlk defa pamuk tozuna maruziyet sonucu ortaya çıkan iş öncesi ve sonrası fonksiyonel etkilenmeyi tanımlar. Sıklıkla akut SFT değişikliklerinin ağırlık derecesi ile paralel olmak üzere öksürük, solunum zorluğu, hırıltılı solunum semptomları mevcuttur. Bu semptomlar kontrol gruplarına göre tekstil işçilerinde daha sık oluşur [2]. Akut bissinozis pamuk tozu ile karşılaşanların 1/3 ünde değişik şiddette hava yolu yanıtı olur.

Kronik bissinozis: Uzun süreli pamuk tozuna maruziyet sonucu kronik prodüktif öksürük, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı ile birlikte ciddi geri dönüşümsüz solunum fonksiyon azalması olur. Hastalığın bu evresi kronik bronşit ve amfizemden ayrılamayabilir [2]. Hastalığın tanısındaki en önemli özellik işçilerin aynı ortamda çalışmalarına rağmen tozun kendilerini haftanın ilk çalışma günlerinde diğer günlere rağmen daha fazla rahatsız ettiğini söylemeleridir [2].

 

Dünya’da bizinozsis sıklığı: Bizinozsis sıklığı, Endenozya’da %30, Sudan’da %37 (1987 yılı), Etyopya’da %40, Hindistan’da %10-40, İngiltere’de 1963-66 yılları arasında %26,9, 1970 yılında %17,4 ve 1980 yılında ise %3,9 olmuştur [3].

Bissinozis için en önemli tedavi yaklaşımı bireyin sorumlu iş çevresinden uzaklaşmasıdır. Pamuk tozu kontrol önlemleri de koruyucu tedavi yaklaşımı içindedir. Pamuğun henüz balya içindeyken buharla temizlenmesi işlemi en önemli kontrol önlemlerindendir [2].

ŞEKER KAMIŞI TOZU VE BAGASSOZİS

Şeker kamışı, keten-kenevir, çay ve jut bitkisi toplayan, taşıyan, balyalayan, işleyenlerde bunların tozuna maruziyet olur. Şeker kamışı tozları orta ağırlıkta klinik belirti gösteren pnömokonyoz türünden olan bagassozise yol açar [1].

TARIMSAL FAALİYETLİ TOZ MARUZİYETİ VE AKCİĞER HASTALIKLARI

Tarımsal faaliyetler sırasında ürün toplayan ve işleyenlerde toza maruziyet olabilmektedir. Tahıl üretenler, toprakla uğraşmaktan başka, bunlara dadanan çeşitli zararlı böceklerle, gübreleme işiyle, hasat zamanında sap saman gibi organik nesnelerle ve hasat yapıldığında elde edilen buğday, arpa, yulaf, pirinç gibi son ürünlerin saklanması, depo edilmesi veya silolara konulmasıyla ortaya çıkan yüksek değerli nitrojen oksit (NOx) gazını soluyarak insanlar hastalanabilmektedir. Çoğu kişi ahırlarda büyük ve küçükbaş hayvan ve kümes hayvanları barındırmak zorundadır. Bunların beslenmesi için kullandıkları saman ve otlar, ahırda oluşan çeşitli gazlar ve gübreler nedeniyle hastalanabilir [5].
Organik tozlardan kaynaklanan bilinen tarımsal hastalıklar, bissinozis, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ile oluşan üst-alt solunum yolları inflamasyonu, kronik bronşit, trakeobronşit, organik toksik toz sendromu (ODTS) ve hipersansibilite (HP) pnomonileri olabilir [5].
Kırsal alanda traktör, pulluk, biçer döğer kullananlarda, devamlı toprak tozu soludukları için akciğer hastalığı görülebilir. Solunan partiküller 5 µ’dan küçük olduğunda alveollere kadar ulaşarak silika ve kristalize olmayan silikat (diatoma) bağlı pnomokonyozise benzer durum ortaya çıkabilir [5]. Çiftçilerin soluduğu organik tozların içinde, solunum sistemine zararlı etkisi olan, gram negatif bakterilerden endotoksin, gram pozitif bakterilerden peptiglycan ve küflü organik materyellerden mycotoxin ortaya çıktığı için çeşitli solunum sistemi hastalıkları oluşabilir [5].

Son yıllarda tarımda çalışan kişilerin sadece bazılarında görülmesini açıklamak için, moleküler-genetik araştırmalar yapılmıştır. Bunların Toll-like reseptör genlerinde polymorfizim saptanmıştır.

Organik tozlarla karşılaşan kişilerde pulmoner fonksiyon testi yapıldığında, obstrüktüf veya restriktif kusur bulunabilir. Organik toxic sendromu, nen-enfeksiyöz olup ateş, kırgınık, titreme, myalji, baş ağrısı ve dispneile kendisini gösterir. Ortaya çıkışı, organik toz solunmasından ortalama aradan 4-12 saat geçmelidir. Bu hastalıkta hipersansibilite pnomonisindeki gibi sensitizasyon olayı yoktur. Organik toz hastalıkları içinde, grain fever (tahıl ateşi), silo-fillers diseaase gibi hastalıklarla karışır [5].
Tarım işçilerinde mesleksel astıma sıklıkla rastlanır Bu çeşit astımını 2 türü vardır. Sensitizer induced astma ya da irritan indüced astma ya da work aggravated astma. İkinci şekli, raktif airway disease dediğimiz, aniden, yoğun bir gaz veya toz soluması ile kendisini gösteren astma türüdür.

Tarım işçilerinin astımını değerlendirmek için önce çok iyi bir iş hikayesi alınır. Karşılaştığı toz, duman, gaz gibi nesnelerin hangisiyle ilgili olabileceğine karar verilmelidir. Hastalığın haftanın hangi günü, hangi saatlerde ortaya çıktığı, hafta tatillerinin nasıl geçirdiği öğrenilir. Takipte PFM (nefes ölçüm testi) yapılabildiği gibi, provakosyon testleri ve spirometri ile reversibilite testi yapılmalıdır [5].

Tarım işçilerin astımı, genellikle non-allerjiktir, hava yolu enfeksiyonu hiperreaktivitesi yoktur. En sık domuz ahırlarında çalışanlarda görülür.

Tarım işçilerinde astım belirtilere yer açan etkenlerin başında pestisitler gelir. Bunların içinde de herbisit, fungisit, maykotoksin yer alır. Çiftçi akciğeri, saman ve ot balyalarının ıslandıktan sonra depo ya da yığın yapıldığı sırada, içinde bulunan termoaktinomices vulgaris, aspergillus gibi funguslar ürer. Bu tip sap, saman veya ot hayvanların önüne atıldığında ortaya ince toz yayılır. Bunu soluyan hayvanlar dahi öksürmeye başlar. Anılan fungusit sporlarının solunmasından 4-8 saat sonra bakıcıda, öksürük, nefes darlığı, kırgınlık ve ateş başlar. Akciğerler dinlendiğinde bazal kısımlarda inspirasyon sonu ince raller (velcro ralleri) duyulur. Akciğer filminde yer, yer gölge koyuluğunda artma, konsolidasyon alanları dikkati çeker. Eğer torakal CT (kistik ibroz) alınırsa, buzlu cam görünümü vardır. Yukarıdaki adı geçen fungusitlere karşı immünglobilinlerde artma görülür [5].

Tarım işçilerinde görülen enfeksiyonlar, domuz enflüenzası, psittagosis, Q-fever,

hantavirus pulmoner sendromudur. Psittagosis kümes hayvanları ile uğraşan kişilerde görülür. Amili Chlamidia psittaci isimli bir RNA virüsüdür. Kümes hayvanlarından, evde tutulan kuşlardan veya yabani büyük kuşlardan, paraket, papağanlardan bulaşabilir [5].
Kliniğinde gripal enfeksiyon tablosu, hafif ateş ve myalji ile başlar. Akciğer filminde pnomoni görülür. Tedavi edilmezse, sepsis olur. Şok ile ölüm ortaya çıkar. Teşhisinde PCR (Polimeraz zincir reaksiyonu) ile 16 RNA (Ribo nükleik asit) geninin gösterilmesiyle konur.

Tedavisinde tetrasiklin ve eritromisin kullanılır [5].

Kemiricilerin, salya, idrar gibi salgılarının içinde bulunabilen bir RNA virusu olan hantavirus enfeksiyonudur. Tarım ürünlerini (buğday, arpa vs) elleyen, hayvan ahırlarını temizleyen kişilerde görülür. Kuzey ve Güney Amerika’da vakalar bildirilmiştir. Klinik belirtileri, gripal enfeksiyon tablosu ile birlikte ateş, nefes darlığı vardır. Akciğer filminde ilerleyen ve sonunda solunum yetmezliğine götüren akciğer ödemi görülür. Solunum yetmezliği olduğunda mekanik ventilasyona gereksinim duyulur [5].

HİPERSANSİBİLİTE PNOMONİSİ

Ekstrensik alerjik alveolitis olarak da bilinen bu hastalık. Genellikle, evde ve dışarıda kuş besleyenlerin, kafes temizleme sırasında, kuş kafeslerinin, salgılarının solunmasıyla meydana gelen pnomoni şeklidir. Benzer tablo, kahve öğütenlerde, yaş ağaç soyanlarda, fırıncılarda da görülür. Organik antijenik oluşumlara karşı bir reaksiyondur [5]. Prognozu iyidir. Hastanın muayenesinde inspirasyon sonu ince raller alınır. Akciğer filminde diffüs intersititiel akciğer görünümü vardır. Tanı için anılan antijenlere karşı antikorları gösteren presipitan antikor aranması ile konur. Steroitlere yanıt veren pnomoni şeklidir [5].
Ham yün işleyenler: Ham yün işleyen işyerlerinde çalışanlarda ortaya çıkacak meslek hastalığı daha çok solunum yolu rahatsızlığı biçiminde görülür. Zaman zaman ateşlenme ve öksürük şikayetlerin başında gelir. Meslek hastalığına yakalanan kişi, nefes darlığından şikayet eder. Kişiye, astım, bronşit ya da zatürre teşhisi konmuş olabilir [5].

 

BAKTERİLER, MANTARLAR

 

Canlı organizmaların büyük çoğunluğu yeryüzünde hemen her yerde bulunan mikroplardır. Mikroplar bütün topraklarda, tuzlu ve tatlı sularda, Kuzey (Arktika) ve Güney Kutup (Antarktika) bölgelerinin sert iklimlerinde, tektonik levhalar arasında yer alan yayılma kuşakları ile ilişkili olan derin denizel hidrotermal bacaların yakınında, atmosferde ve milyonlarca yıldır yüzeydeki ortamlardan ayrı kalan yer yüzeyinin oldukça derinlerindeki petrol kuyularında bulunur [6, 7].

Toprakta yaşayan bir hücreliler (protozoa), mantarlar, bakteriler, virüs, prion gibi bazı mikroplar insanlarda hastalık nedeni olabilir. Prionlar yaşamını sürdürmek için bir bitki ya da hayvan konağına gereksinim duyar. Bakteriler (0,5-1,0 µm), helmintler (>100 µm) mayalar, küfler, algler ve protozoa (5-100 µm), virüsler (0,01-0,1 µm) temel mikroorganizmalardır. [6, 7].

KÜF MANTARLARI

Yaşam dolu olan topraklar birçok canlı organizmaya ev sahipliği yapar. Bir gram kuru tarım toprağında, çayırlık topraklarda ve orman topraklarında milyon-milyar arası sayıda, bakteriler, mantarlar, bir hücreliler, yassı-yuvarlak-halkalı solucanlar bulunmaktadır. Yine bu toprakların santimetre karesinde toprak solucanları binlerce, eklem bacaklılar ise 5-50 arası sayıdadır [8].

Küf mantarları üreme gözelerine “spor” adı verilir. Küf mantarı adı, tipik gözeler ve küf iplikçikleri oluşturarak çoğalan ve büyüyen tüm mantar türleri için kullanılan genel bir kavramdır [10]. Gelişme aşamasında küf mantarları hücre lifleri oluşturur. Bu lifler çoğunlukla renksiz oldukları için, bu aşamada normal olarak küf mantarları gözle görülemez. Çoğalmak ve yayılabilmek için küf mantarları sporlar üretir. Bu sporlar genellikle renkli oldukları için küf mantarlarını bu safhada siyah veya sarı küf lekeleri halinde gözle görülür [10].

Küf mantarı türleri; alternaria, cladosporium, aspergillus, penicillium’dur [11]. Bir mekandaki gelişimleri rutubet, besin kaynağı ve ısıya bağlıdır. Görünüşte ıslak olmayan malzemeler üzerinde veya içinde de yetişebilir. Malzemenin yüzeyinde yaklaşık %80 oranında bir bağıl nem olması yeterlidir. Özellikle malzemenin yüzeyinde veya içerisinde su buharından çiy damlacıkları oluşuyorsa, küflenmeye elverişli ortam mevcut demektir [10].

Küf mantarı binalarda nerede bulunur

Küf mantarı rutubetli duvarlarda, tahta döşemelerde, saksı çiçeklerinde, tavan arasında, duvar kağıdı arasında, fayans arkasında, bodrum katlarında, kullanılmayan kitaplarda ve çürüyen yiyeceklerde bulunabilir [10]. Klima cihazları ve havayı nemlendiren cihazlar, mantarlar için üreme ortamıdır. Küf mantarının oluşumu için belli oranda nem ve ısı gerekir. Bu nedenle özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülme oranında artış görülür. Ev dışında ise dökülmüş yaprakların arasında, ağaçlık bölgelerde ve bahçede küf mantarı oluşabilir. Açık havada özellikle Haziran ve Eylül ayında küf mantarı oluşumunda artış yaşanır [11].

Küf mantarının insan sağlığına etkileri

Mantarların gözle görülebilecek şekilde çeşitli yüzeylerde (örneğin: Dolapların arkasında veya duvar girintilerinde büyümüş oldukları durumlarda ne yapılması gerektiği açıktır. Eğer küflenme 20-25 cm2’den fazla bir yüzeyde ortaya çıkmışsa, evdeki küf mantarı derişiminin veya çeşitlerinin tek tek, uzun boylu tahliline gerek kalmadan hemen harekete geçilmelidir [10].
Mantar sporları özellikle havada yayılarak ürer. Bir zamanlar bu rahatsızlık “hasta bina sendromu” olarak da bilinirmiş. Bu ismin verilme sebebi ise, eski ve bakımsız binalarda yaşayan kişilerde bu rahatsızlığın daha sık görülmesidir. Küflerin spor adı verilen tanecikleri solunum yoluyla vücuda girerek bu rahatsızlığa sebep olur [11]. Küf mantarlarının havaya karışan sporları alerji nedenidir. En belirgin şikâyet, banyo sonrası gelen hapşırık nöbetleridir.
Yılın her mevsiminde ve her ortamda (evde, doğada vs.) görülebilir. Küf mantarı alerjisi olan kişilerde; cilt lekeleri, ciltte kızarma ve yanma, ciltte kaşıntı, burun tıkanıklığı, nefes darlığı, hapşırık, gözlerde yaşarma, öksürük, nefes alırken göğüste hırıltı ya da kaşıntı gibi semptomlar görülür. Gerekli önlemler alınmazsa bu alerji astıma veya alerjik rinit, artrit, poliartrit, artroz, mukoza tahribatı, karaciğer tahribatı, göz hastalıkları, nefes darlığı ve sinir sistemi rahatsızlıkları gibi ciddi rahatsızlıklara neden olabilir [11].

Vadi humması, astım gibi çeşitli hastalıklar ve toprak mantarı arasındaki ilişki

İnsan ve çevre sağlığı arasındaki bağlantılara bir örnek olarak vadi humması ve astım gibi çeşitli hastalıklar ve toprak mantarı arasındaki bağlantı verilebilir. 1994 yılında Güneybatı Kaliforniya’da Simi Vadisi yakınında oluşan heyelan sonucunda oluşan toz bulutu içerisine toprakta bulunan mantar tozları da karışmıştır. Toz bulutu içine karışan Coccidioides immitis türü mantar tozları çevreye yayılmış ve sonuçta vadi hummasına ve insanlarda hastalıklara sebep olmuştur Toprak mantarı tozlarına (Coccidioides immitis) Kaliforniya’nın güney batı kıyısı dışında deniz samuru topluluğunda da rastlanmıştır [13].

Pulmoner Mycotoxicosis: Daha çok silolarda çalışan işçilerde içinde aspergillus, Penicillium ve Fusarium cinsi mantarların yoğun olduğu tozun solunmasıyla gelişir [5].

Kentsel dönüşümde binalardaki küf mantarları ve insan sağlığına etkileri

Asbest tozundan başka, kentlerde önemli bir sağlık sorunu da mantar tozlarıdır. Bu tür organizmalar içinde mantar türlerinden olan küf mantarları özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha çok olmak üzere nemli ortamlarda binaların duvar diplerinde, banyo, tuvaletlerin duvar ve tavanlarda daha yoğun bir şekilde oluşur. Kentsel dönüşüm adı altında yıkılacak binalardan belli oranda küf mantarları sporları (tozları) havaya karışabilecektir. Havaya karışan bu mantar sporları (tozları) özellikle astım hastaları için olumsuz etki yaparak, birçok solunum ve alerjik hastalıklara da yol açabilecektir.

Küf mantarları riskine karşı önlemler

1- Gerek kentsel dönüşüm planı kapsamında yıkılacak binalar, gerekse bağımsız yıkım kararı verilen binalarda ilk önce asbestten arındırma işlemiyle birlikte bina içinde havada küf mantarı/mantar sporları tozu olup olmadığı, binaların iç ve dış duvarlarında, tavanlarında, banyo, tuvalet ve koridorlarında, bodrum katında küf mantarı olup olmadığı tespiti yapılmalıdır.
2- Tespit yüksek bir bilgi düzeyi gerektirir ve mutlaka işin ehli bir uzman tarafından yapılmalıdır. Mevcut sorun, duruma özel tüm ayrıntılı bilgilerle ele alınmalı ve değerlendirilmelidir.
3- Masraflı ve zahmetli mikrobiyolojik testler uygulanmadan önce, küflenmiş bölge yerinde incelenmelidir.
4- Odanın havası, ev tozu ve/veya küflenmiş malzeme analiz edilerek, riskin boyutları ve yol açabileceği sağlık sorunları raporlanmalıdır. Analizler kesinlikle ve sadece uzman laboratuvarlar tarafından yapılmalıdır [10].
5- Yıkımı yapılacak binalarda küf mantarı tespiti yapılmış ise ve bu durumda bina mantar sporlarından temizlenmeden yıkım yapılır ise o çevrede yaşayan halkın hukuki süreç başlatmaları söz konusu olabilir [10].
6- Almanya’da kiralık bir dairede küf mantarı ortaya çıkması, kiranın azaltılması için neden gösterildiği bilinmektedir [10].
7- Küf mantarlarına karşı mantar öldürücü ilaçlar tavsiye edilmemektedir. Ancak, kentsel dönüşüm planına alınmış, insandan arındırılmış mekanlarda mantar öldürücü ilaç kullanılabilir. İlacın havaya karışması önlenmelidir.
8- Belki en ucuz ve en zararsız önlem, yıkım başlamadan önce binanın nemli kısımlarına göztaşı eriyiği püskürtmektir. Hem çok ucuz, hem de çevre kirlenmesi bakımından an az zararlıdır. Bakır sülfatın püskürtülmesinden bir gün sonra bina yıkılabilir [12].
9- Etkili koruma sağlayan bir çamaşır suyu kullanılabilir, çamaşır suyu kullanmak bölgedeki küf mantarlarının ölmesini sağlayacaktır. Gerekli koruyucu donanım kullanılmalıdır [10].
10-Toz kaldırmamalıdır. Mikroplardan arındırılması yararlı olur. Örneğin dezenfeksiyon işlemi kuru yüzeyler için %70’lik etil alkol (etanol) ve nemli yüzeyler için de %80’lik etil alkol ile yapılabilir.
11-Küf mantarına çıplak elle dokunmamalı.
12-Eldiven, toz maskesi, tozdan koruma gözlükleri takılmalı.
13-İşlem bittikten sonra duş alınmalı ve iş elbisesiyle eve gidilmemeli.

*Bu yazı; ‘’Eşref Atabey. 2017. Mineral Dusts and Health. 296p. Lap-Lambert Academic Publishing. ISBN: 978-622-2-07140-6. Düsseldorf-Germany’’ İngilizce baskı kitabın 6.Bölümünün Türkçe hali olup, değinilen belgelerden derlenmiştir.

Değinilen Belgeler
1]http://content.lms.sabis.sakarya.edu.tr/Uploads/66395/31652/mesleki_akci%C4%9Fer_hast al%C4%B1klar%C4%B1.pdf.
[2] Akkurt, İ. 2007. Mesleki Akciğer Hastalıkları. TTDO Mesleki Gelişim Kursu.78-86.
[3] www.dicle.edu.tr/Contents/901b5f34-4b5e-40f3-b48c-3fbb292cfa2d.pdf
[4] https://diamondenv.wordpress.com/tag/byssinosis/
[5] Barış, Y. İ. ve Atabey, E. 2009. Türkiye’de Mesleksel ve Çevresel Hastalıklar.
Köseleciler 1933, Magic Digital Center. 221s. Bursa.
[6] Staley, J. T. 2002. A microbiological perspectives of biodiversity. In Biodiversity of
Microbial Life (J.L. Staley and Anna-Lousie Reysenbach, Eds.), John Wiley and sons, New York.
[7] Atabey, E. 2010. Türkiye’de kil ve toprak yeme alışkanlığı (jeofajia)-topraktaki
organizmalar (patojenler)-pekmez toprağı ve sağlık. MTA Yerbilimleri ve Kültür Serisi: 8, 121s. ISBN: 978-605-4075-81-2.
[8] Bultman, M. W., Fisher, F. S. ve Pappagianis, D. 2005. The ecology of soil- burne
human In: Essential of Medical Geology (Eds. O. Selinus, B. Alloway, J. A. Centone, R. B. Finkelman, R. Fuge, U. Lindh ve P. Smedley), Chapter, 19, 481-511.
[9] http://tr.wikipedia.org/wiki/Patojen) (Erişim: 17.6. 2010)
[10] Umwelt Bundes Amt. 2008. İmdat! evde küf var, sebepleri, etkileri,
çözümleri.(Çeviri: Nalan Arkat). Umweltbundesamt. Fachgebiet II 1.3, Innenraumhygiene“ Fachgebiet II 1.4 „Mikrobiologie“ Berlin,17p.
[11] Kutluay, H. 2016. Küf mantarı nedir? https://www.makaleler.com/kuf- mantari-nedir (erişim: 9.3.2017).
[12] Atabey, E. 2017. Kentsel dönüşümde fark edilmeyen tehlike: Binalardaki küf mantarı
ve insan sağlığına etkileri. Bilim ve Gelecek Dergisi, Mayıs sayısı 2017. No: 159, 80-84.
[13] Finkelman, R. B., Skinner, H. C. W., Plumlee, G. S. and Bunnell, J. E., 2001. Medical
Geology. Geotimes, 20-23.

 

Küf mantarı, kentsel dönüşümde küf mantarı, patojen, parazit, solucan

Bu makale;  ‘’Bilim ve Gelecek Dergisi Mayıs Sayısı 2017, No: 159, sayfa: 80-84’’de yayımlanmıştır.

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE FARK EDİLMEYEN TEHLİKE /

 BİNALARDAKİ KÜF MANTARI VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ

Dr. EŞREF ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Tıbbi Jeoloji Uzmanı

e-mail: esrefatabey@gmail.com

WEB: esrefatabey.com

Yaşam dolu olan topraklar birçok canlı organizmaya ev sahipliği yapar. Bir gram kuru tarım toprağında, çayırlık topraklarda ve orman topraklarında milyon-milyar arası sayıda, bakteriler, mantarlar, bir hücreliler, yassı-yuvarlak-halkalı solucanlar bulunmaktadır.  Yine bu toprakların santimetre karesinde toprak solucanları binlerce, eklem bacaklılar ise 5-50 arası sayıdadır(1).

Bu tür organizmalar içinde mantar türlerinden olan küf mantarları özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha çok olmak üzere nemli ortamlarda binaların duvar diplerinde, banyo, tuvaletlerin duvar ve tavanlarda daha yoğun olmak üzere oluşmaktadır. Kentsel dönüşüm adı altında yıkılacak binalardan belli oranda küf mantarları sporları (tozları) havaya karışabilecektir. Havaya karışan bu mantar sporları (tozları) özellikle astım hastaları için olumsuz etki yapacak, birçok solunum ve alerjik hastalıklara da yol açabilecektir.

TOPRAKTAKİ ORGANİZMALAR (PATOJENLER) VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ

Patojen, hastalığa neden olan her türlü organizma demektir. Canlı organizmaların büyük çoğunluğu yeryüzünde hemen her yerde bulunan mikroplardır. Mikroplar bütün topraklarda, tuzlu ve tatlı sularda, Kuzey (Arktika) ve Güney Kutup (Antarktika) bölgelerinin sert iklimlerinde, tektonik levhalar arasında yer alan yayılma kuşakları ile ilişkili olan derin denizel hidrotermal bacaların yakınında, atmosferde ve milyonlarca yıldır yüzeydeki ortamlardan ayrı kalan yer yüzeyinin oldukça derinlerindeki petrol kuyularında bulunurlar (2, 3).

 

Sağlıklı ekosistemlerde yer alan topraklarda bulunan organizma sayısı (1, 3).

Tarım toprakları

Çayırlık topraklar Orman toprakları
Bakteriler Çay kaşığı başına

(1 gr kuru)

100 milyon-1 milyar 100 milyon-1 milyar 100 milyon-1 milyar
Mantarlar Birkaç yarda (91,4 cm) (vesiküler-arbüsküler mikorizal mantarlar egemen) Onlarca-yüzlerce yarda (vesiküler-arbüsküler mikorizal mantarlar egemen) Yaprak döken ağaçlarda birkaç yüz yarda

iğneyapraklı ormanlarda 1-40 mil (ektomikorizal mantarlar egemen)

Bir

hücreliler

Birkaç bin kamçılı ve amip, 100-birkaç yüz kirpikli (ciliata) Birkaç bin kamçılı ve amip, 100-birkaç yüz kirpikli (siliata) Birkaç yüz bin amip, birkaç kamçılı (flagellata)
Yassı-yuvarlak-halkalı

solucanlar

10-20 bakteri ile beslenen. Birkaç mantar ile beslenen. Birkaç avcı nematod. Onlarca-birkaç yüz Birkaç yüz bakteri ve mantar ile beslenen. Çok sayıda avcı nematod.
Eklem-

bacaklılar

Cm2’ye düşen 100’e kadar 500-2000 10.000-25.000

Tarım topraklarından çok daha fazla tür.

Toprak solucanları 5-30. Organik maddesi yüksek topraklarda daha çok. 10-50. Kurak ya da yarı-kurak bölgelerde bulunmaz. Yaprak döken orman alanlarında 10-50. İğne yapraklı ormanlarda çok azdır.

Toprakta yaşayan bir hücreliler (protozoa), mantarlar, bakteriler ve virüsler ile yaşamını sürdürmek için bir bitki ya da hayvan konağa gereksinim duyan daha az bilinen prionları kapsayan bazı mikroplar insanlara hastalık nedeni olabilirler. Virüsler haricinde olasılıkla 10.000 türe kadar çıkan 400’ün üzerinde bakteri türü sınıflandırılmış olup çoğu durumda bunlar toprakta yaşayan diğer canlılardan daha boldur. Bir mantar türü olan Cocoioideslerin yaşam döngüsü aşağıdaki şekilde verilmiştir(1 Bugüne kadar tanımlanmış tahmini 100.000 mantar türünden yalnızca 300 kadarının hastalık yaptığı bilinmektedir (1, 4, 5).

Patojenlerin çeşitleri ve hastalık nedenleri  (6, 3).

Patojen

Örnekler

Tipik belirtiler
Bakteri Escherichia coli Balayı kisti, peritonit, besin zehirlenmesi
  Francisella tularensis Tularemi
  Mycobacterium tuberculosis Tüberküloz
  Helicobacter pylori Mide ülserleri
  Salmonella Besin zehirlenmes
  Staphylococcus aureus Toksik şok sendromu
  Streptococcus pneumoniae Pnömoni
Virüs Hepatit A, B, C, D and E Pnömoni
  Herpes simpleks virüsü Uçuk
  Molluscum contagiosum Kızıl
  HIV AIDS
Protozoa Cryptosporidium Kriptosporidiyozis
  Giardia lamblia Giyardiyazis
  Plasmodium Sıtma
  Trypanosoma cruzi Chagas hastalığı
Mantar Pneumocystis jiroveci Fırsatçı pnömoni
  Tinea Halkalı solucan
  Candida Kandidiyaz
Parazit Yuvarlak solucan
  Yassı solucan
  Tenya
  Uyuz
Protein Priyon Süngersi sığır ensefalopatisi, Creutzfeldt-Jakob hastalığı

Buna karşın, insanda toprakla taşınan patojenler geçmişten günümüze insanlığa görünüş bozukluğu, acılar, körlük, ölüm ve tıbbi masraflar açısından ortaya inanılmaz bir rakam çıkarmış ve gelecekte de bunun böyle süreceği beklenmektedir. Örnekler 1993’te askariasis (bağırsak solucanı iltihabı) kaynaklı 60.000 ölüm; 1993’te şistozomiyasis kaynaklı 200.000 ölüm ile her geçen yıl 450.000 yeni doğmuş bebek ve 50.000 kadar anneyi öldüren Clostridium tetani’dir(7). Çoğunluğu gelişmiş ülkelerde olmak üzere yılda 3 milyon kişi ishale bağlı rahatsızlıklardan ölürken bunlardan birçoğunun nedeni toprağa dışkı yoluyla geçen ve daha sonra vücuda alınan mikroplardır (1).

Patojenik virüsler: Adenoviridae, Picornaviridae, Herpesviridae, Hepadnaviridae, Flaviviridae, Retroviridae, Orthomyxoviridae, Paramyxoviridae, Papovaviridae, Polyomavirus, Rhabdoviridae, Togaviridae (1, 3, 8).

Bazı önemli patojenik virüslerin sebep olduğu hastalıklar: Çiçek, grip, kabakulak, kızamık, suçiçeği, Ebola ve kızamıkçık. Virüslerin boyları genellikle 20-300 arasında nanometre arasında değişir (1, 3, 8).

Bakterilerin büyük bir çoğunluğu zararsız veya faydalı olup, birkaç patojen bakterileri enfeksiyon hastalıklarına yol açabilir. Streptococcus ve Pseudomonas gibi patojen bakteriler pnömoni gibi hastalıklara neden olabilir. Gıda kaynaklı hastalıklara ise Shigella, Campylobacter ve Salmonella gibi bakteriler neden olabilir. Patojenik bakteriler ayrıca tetanoz, tifo, difteri, frengi ve cüzzama neden olabilirler. Bakterilerin uzunluğu genellikle  1-5 mikrometre arasında değişir (8).

Mantarlar hastalıkların en sık nedenidir. Mantar spor büyüklüğü 1-40 mikrometredir (8).Prionlar nükleik asit içermeyen bulaşıcı patojenlerdir. Deli dana ve Creutzfeldt-Jakob hastalığına neden olduğu belirtilmektedir (8).

Toprak yeme vakalarının yaygın olduğu Batı Kenya’da 204 ilköğretim okulu çocuğu arasında araştırma yapılmış, bunlardan % 43’ünde kancalı kurt saptanmıştır (7).Toprakların yaşamsal bileşeni de toprak yiyicilerine tehlikeler yaratabilir. Çünkü alttaki toprak ya da pişmiş toprak da kullanıldığında enfeksiyonun belirgin biçimde azaltılması mümkün olduğu halde parazit kurtların yumurtaları ya da kurtçukları tüketilebilir(8). Askariyaz ve trişiuryaz sırasıyla vücuda Ascaris lumbricoides ve Trichuris trichiura yumurtalarının hazmının neden olduğu hastalıklardır. Toksokaryaz vücuda Toxocara canis ya da T. cati kurtçuklarının girmesiyle meydana gelir (8).

Kancalı kurt hastalığı Ancylostoma duodenale ve A. ceylanicumun (her ne kadar enfeksiyonun asıl nedeni derinin toprakla teması olsa da) ağız yoluyla vücuda girmesinden kaynaklanır. Kronik karaciğer bozuklukları ile sirozla ilgili değişimlerin de vücuda alınan bakteriler ve mantarlarla ilişkili olduğu öne sürülmüştür(8).  Toprak bakteri ve mantar türlerinden küf mantarı adı verileni binaların nemli, ıslak ve sıcak kısımlarında üreyebilmektedir.

KÜF MANTARI NEDİR?

Küf mantarları çevremizdeki yaşamın doğal birer parçasıdır. Üreme gözelerine “spor” adı  verilir. Küf mantarı, tipik gözeler ve küf iplikçikleri oluşturarak çoğalan ve büyüyen tüm mantar türleri için kullanılan genel bir kavramdır(10).Gelişme aşamasında küf mantarları hücre lifleri meydana getirirler. Bu lifler çoğunlukla renksiz oldukları için, bu aşamada normal olarak küf mantarları gözle görülemez. Çoğalmak ve yayılabilmek için küf mantarları sporlar üretir. Bu sporlar genellikle renkli oldukları için küf mantarlarını bu safhada siyah veya sarı küf lekeleri halinde gözle görülür(10). Küf mantarı denilen mantar türleri alternaria, cladosporium, aspergillus, penicillium’dur(11).  Küf mantarlarının bir mekandaki gelişimleri rutubet, besin kaynağı ve ısıya bağlıdır. Küf mantarları, görünüşte ıslak olmayan malzemeler üzerinde veya içinde de yetişebilir. Malzemenin yüzeyinde yaklaşık % 80 oranında bir bağıl nem olması yeterlidir. Özellikle malzemenin yüzeyinde veya içerisinde su buharından çiy damlacıkları oluşuyorsa, küflenmeye elverişli ortam mevcut demektir(10).

KÜF MANTARI BİNALARDA NEREDE BULUNUR

Küf mantarı rutubetli duvarlarda, tahta döşemelerde, saksı çiçeklerinde, tavan arasında, duvar kağıdı arasında, fayans arkasında, bodrum katlarında, kullanılmayan kitaplarda ve çürüyen yiyeceklerde bulunabilir(10).  Klima cihazları ve havayı nemlendiren cihazlar mantarlar için üreme ortamı oluşturur. Küf mantarının oluşumu için belli oranda nem ve ısı gerekir. Bu nedenle özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülme oranında artış görülür. Ev dışında ise dökülmüş yaprakların arasında, ağaçlık bölgelerde ve bahçede küf mantarı oluşabilir. Açık havada özellikle Haziran ve Eylül ayında küf mantarı oluşumunda artış yaşanır(11).

KÜF MANTARININ İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ

Mantarların gözle görülebilecek şekilde çeşitli yüzeylerde (örneğin: Dolapların arkasında veya duvar girintilerinde büyümüş oldukları durumlarda ne yapılması gerektiği açıktır. Eğer küflenme 20-25 cm2’den fazla bir yüzeyde ortaya çıkmışsa, evdeki küf mantarı yoğunluğunun (konsantrasyonunun) veya çeşitlerinin tek tek, uzun boylu tahliline gerek kalmadan hemen harekete geçilmelidir(10).  Mantar sporları özellikle havada yayılarak ürer. Bir zamanlar bu rahatsızlık “hasta bina sendromu” olarak da bilinirmiş. Bu ismin verilme sebebi ise, eski ve bakımsız binalarda yaşayan kişilerde bu rahatsızlığın daha sık görülmesidir. Küflerin spor adı verilen tanecikleri solunum yoluyla vücuda girerek bu rahatsızlığa sebep olur(11). Küf mantarlarının havaya karışan sporları alerji nedenidir. En belirgin şikâyet, banyo sonrası gelen hapşırık nöbetleridir. Yılın her mevsiminde ve her ortamda (evde, doğada vs.) görülebilir. Küf mantarı alerjisi olan kişilerde; cilt lekeleri, ciltte kızarma ve yanma, ciltte kaşıntı, burun tıkanıklığı, nefes darlığı, hapşırık, gözlerde yaşarma, öksürük, nefes alırken göğüste hırıltı ya da kaşıntı gibi semptomlar görülür. Gerekli önlemler alınmazsa bu alerji astıma veya alerjik rinit, artrit, poliartrit, artroz, mukoza tahribatı, karaciğer tahribatı, göz hastalıkları, nefes darlığı ve sinir sistemi rahatsızlıkları gibi ciddi rahatsızlıklara neden olabilir(11).

İnsan ve çevre sağlığı arasındaki bağlantılara bir örnek olarak vadi humması ve astım gibi çeşitli hastalıklar ve toprak mantarı arasındaki bağlantı verilebilir. 1994 yılında Güneybatı Kaliforniya’da Simi Vadisi yakınında oluşan heyelan sonucunda oluşan toz bulutu içerisine toprakta bulunan mantar tozları da karışmıştır.  Toz bulutu içine karışan Coccidioides immitis türü mantar tozları çevreye yayılmış ve sonuçta vadi hummasına ve insanlarda hastalıklara sebep olmuştur Toprak mantarı tozlarına (Coccidioides immitis) Kaliforniya’nın güney batı kıyısı dışında deniz samuru topluluğunda da rastlanmıştır(12).

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE KÜF MANTARI RİSKİ

Küf mantarları rutubetli ve sıcaklığı uygun, havalandırılmayan her türlü binada görülebilmektedir. Küf sorunu evimizde, işyerlerimizde hatta yazlıklarda karşılaşılır. Genelde nem oranı yüksek olan coğrafi bölgelerde oluşur. Kentsel dönüşüm adı altında plan kapsamına alınmış özellikle eski binaların yıkımı sırasında, binalarda bulunabilecek mantar sporları/küf mantarı tozları havaya karışabilecektir. Havaya karışan mantar sporları solunum yolları ve eklem yerleri gibi bölgeleri etkileyerek çeşitli sağlık problemlerine yol açabilir.

Ne yapılmalı

            1-Gerek kentsel dönüşüm planı kapsamında yıkılacak binalar, gerekse bağımsız yıkım kararı verilen binalarda ilk önce asbestten arındırma işlemiyle birlikte bina içinde havada küf mantarı/mantar sporları tozu olup olmadığı, binaların iç ve dış duvarlarında, tavanlarında, banyo, tuvalet ve koridorlarında, bodrum katında  küf mantarı olup olmadığı tespiti yapılmalıdır.

2-Tespit yüksek bir bilgi düzeyi gerektirir ve mutlaka işin ehli bir uzman tarafından yapılmalıdır.  Mevcut sorun, duruma özel tüm ayrıntılı bilgilerle ele alınmalı ve değerlendirilmelidir.

3-Masraflı ve zahmetli mikrobiyolojik testler uygulanmadan önce, küflenmiş bölge yerinde incelenmelidir.

4-Odanın havası, ev tozu ve/veya küflenmiş malzeme analiz edilerek, riskin boyutları ve yol açabileceği sağlık sorunları raporlanmalıdır. Analizler kesinlikle ve sadece uzman laboratuvarlar tarafından yapılmalıdır(10).

5-Yıkımı yapılacak binalarda küf mantarı tespiti yapılmış ise ve bu durumda bina mantar sporlarından temizlenmeden yıkım yapılır ise o çevrede yaşayan halkın hukuki süreç başlatmaları söz konusu olabilir(10).

6-Almanya’da kiralık bir dairede küf mantarı ortaya çıkması, kiranın azaltılması için sebep gösterildiği bilinmektedir(10).

7-Küf mantarlarına karşı mantar öldürücü ilaçlar tavsiye edilmemektedir. Ancak, kentsel dönüşüm planına alınmış, insandan arındırılmış mekanlarda mantar öldürücü ilaç kullanılabilir.  İlacın havaya karışması önlenmelidir.

8-Belki en ucuz ve en zararsız önlem, yıkım başlamadan önce binanın nemli kısımlarına göztaşı eriyiği püskürtmektir. Hem çok ucuz, hem de çevre kirlenmesi bakımından an az zararlıdır. Bakır sülfatın püskürtülmesinden bir gün sonra bina yıkılabilir(13).

9-Etkili koruma sağlayan bir çamaşır suyu kullanılabilir,  çamaşır suyu kullanmak bölgedeki küf mantarlarının ölmesini sağlayacaktır. Gerekli koruyucu donanım kullanılmalıdır(11).

10-Toz kaldırmamalıdır. Mikroplardan arındırılması yararlı olur. Örneğin dezenfeksiyon işlemi kuru yüzeyler için % 70’lik etil alkol (etanol) ve nemli yüzeyler için de % 80’lik etil alkol ile yapılabilir(9).

            11-Küf mantarına çıplak elle dokunmamalı.

12-Eldiven, toz maskesi, tozdan koruma gözlükleri takılmalı.

13-İşlem bittikten sonra duş alınmalı ve iş elbisesiyle eve gidilmemeli.

 

Değinilen Belgeler

 

(1) Bultman, M. W., Fisher, F. S. ve Pappagianis, D. 2004. The ecology of soil-burne human In: Essential of Medical Geology (Eds. O. Selinus, B. Alloway, J. A. Centone, R. B. Finkelman, R. Fuge, U. Lindh ve P. Smedley), Chapter, 19, 481-511.

(2) Staley, J. T. 2002. A microbiological perspectives of biodiversity. In Biodiversity of Microbial Life (J.L. Staley and Anna-Lousie Reysenbach, Eds.), John Wiley and sons, New York.

(3) Atabey, E. 2010. Türkiye’de Kil ve Toprak Yeme alışkanlığı (jeofajia)-Topraktaki Organizmalar (Patojenler)-Pekmez Toprağı ve Sağlık, MTA Yerbilimleri  ve Kültür Serisi: 8, 121s. ISBN: 978-605-4075-81-2.

(4) Paul, E. A. ve Clark, F. E. 1996. Soil microbiology and biochemistry, Academic Press, New York.

(5) Coyne, M. S. 1999. Soil Microbiology. An exploratory approach. Delmar Publishers, Albany, Newyork.

(6) http://tr.wikipedia.org/wiki/Patojen) (Erişim: 17.6. 2010

(7) WHO, 1996. Foodborne, waterborne, and soilborne diseases, World health report,

(8) Abrahams, P. W. 2004. Geophagy and the involuntary ingestion of soil. In: Essential of Medical Geology (Eds. O. Selinus, B. Alloway, J. A. Centone, R. B. Finkelman, R. Fuge, U. Lindh ve P. Smedley), Chapter, 17, 435-458.

(9) Smith, B. 2001. Geophagia. Earthwise, 17, 24-25. BGS.

(10) Umwelt Bundes Amt. 2008. İmdat! evde küf var, sebepleri,etkileri, çözümleri.(Çeviri: Nalan Arkat). Umweltbundesamt. Fachgebiet II 1.3, Innenraumhygiene“ Fachgebiet II 1.4 „Mikrobiologie“  Berlin,17p.

(11) Kutluay, H. 2016. Küf mantarı nedir? https://www.makaleler.com/kuf-mantari-nedir (erişim: 9.3.2017).

(12) Finkelman, R. B., Skinner, H. C. W., Plumlee, G. S. and Bunnell, J. E., 2001. Medical Geology. Geotimes, 20-23.

(13) Ali Demirsoy sözlü görüşme (9.3.2017).